Geliyorlar...

Geliyorlar...

Yarın 3 Aralık Dünya Engelliler Günü. Sosyal ve konvansiyonel medyada bol bol engelli güzellemesi ve "hepimiz engelli adayıyız" saçmalığı göreceğiz.
Ailevi ve mesleki nedenlerle engelli hareketini zaman zaman içinden, her zaman da çok yakından izleme imkanım oldu. Kamuoyu çok farkında değil ama engelli hareketi Türkiye'de toplumsal mücadelenin işaret fişeklerindendir. Engelliler, özellikle de kör ve azgörenler sokağa çıkıyorsa, Türkiye'de birşeyler kımıldıyor demektir. Örneğin, bugün eylemlerde sembol olan 'tabut' taşıma, 199O'lı yılların ilk başında, Altınokta Körler Derneği tarafından, Ankara Sakarya Caddesinde kullanılır. Ya da kendini zincirleme, yine Altınokta Körler Derneği tarafından Sosyal Güvenlik Bakanlığı bahçesinin demirlerinde gerçekleştirilir. Özetle, hak arama mücolesinde en etkin toplumsal kesimlerden birisidir engelliler.
Aynı zamanda toplumsal sorunlara da duyarlıdır engelliler. 1 Mayıslarda, Tekel özelleştirmesine karşı açlık grevi çadırlarında, büyük madenci yürüyüşünde en ön safta engellileri görebilirsiniz.
Başka bir bilgi daha vereyim. AKP iktidarı, başta sivil toplum olmak üzere kendisine muhalefet edebilecek toplumsal kesimler içerisinde yandaş örgütler yaratıp diğerlerini pasifize etme taktiğinin laboratuarı olarak engellileri kullandı. 1990'ların sonu ve 2000'lerin ilk yıllarında engelli hareketinin dinamosu olan ve üye sayısı onbinlerle ifade edilen Altınokta Körler Derneği yerine, milletvekili yaptığı görme engelli Lokman Ayva'nın kişisel derneği olan ve üye sayısı 300-500'ü geçmeyen Beyaz Ay Derneği'ni muhatap alarak engelli hareketinin içini boşalttı. Burada elde ettiği deneyimi, bugün çoklu baro düzenlemesine kadar ulaşan, demokratik kitle örgütlerini, sendikaları bölme sürecinde kullandı.
Yine AKP, 'sürdürülebilir yoksulluk' üzerinden kendi tabanını konsolide etme sürecinin laboratuarı olarak da engellileri kullandı. Engelli ve engelli yakınlarına Sosyal Dayanışma Vakfı ve belediyeler üzerinden yaptığı yardımlarla yoksulluğu nasıl yönetebileceğini gözlemledi ve başta kadınlar olmak üzere dezavantajlı kesimleri kendine muhtaç hale getirdi.
Özetle engelliler, bugün toplumda yaşadığımız yarılmalarının denekleri alarak iktidar tarafından kullanıldı. Topluma narkoz engellilerden verilmeye başlandı.
3 Aralık nedeni ile Altınokta Körler Derneği Antalya Şube Başkanı Rahim Ezgi, 2 Aralık günü (bugün) bir açıklama yaptı. Basın açıklamasında Rahim Ezgi, Antalya Büyükşehir Belediyesi'nden fiziki erişim, hükümetten de, teknolojik ürünlerde engelliler için vergilerin kaldırılması yolu ile bilgiye erişim taleplerini ifade ettikten sonra 2 noktaya dikkat çekti.
Birincisi; Yetkililerin 3 Aralık nedeni ile göstermelik 'engelli' olmalarına gönderme yaparak, "bir günlük engellilerin engelliler günü kutlu olsun' dedi. Sözü tersten olursak; 'biz bu anlayışın engelliler gününü kabul etmiyoruz diyordu, ki bu son derece doğru ve onurlu bir yaklaşım.
Diğer önemli nokta alarak da; Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünü'nün 3 Aralık nedeni ile çelenk koyma töreninde çelenk koyacak ve konuşma yapacak isimleri engelli örgütlerinin değil, kendilerinin belirlediğini söyleyerek, bu tavrı protesto ettiklerini ve törene katılmayacaklarını belirtti. Yine tersten okursak, 'bizi yok sayarak bir yere varamazsınız' dedi. Bu da, engellilerin temsili konusunda yine kendilerinin ön aldığının ve tarih sahnesine çıkmaya hazırlandıklarının göstergesiydi.
31 Mart 2019 seçimleri sonrasında, o zaman yazdığım Körfez Gazetesi'ndeki değerlendirmede, " Türkiye narkozdan çıkıyor" tespiti yapmıştım. Avukatların 'çoklu baro' mücadelesinin ardından da, 'aydınlar, dolayısı ile öncü kesim sahaya çıkıyor' demiştim. Süreç beni haklı çıkardı. Engellilerin 3 Aralık nedeni ile yaptıkları açıklamalar ve eylemler gösteriyor ki, artık sokağın gerçek sahipleri, engelliler, yoksullar, kimsesizler de sahnedeki yerlerini alıyorlar.
Demem o k i; enseyi karartmayalım. Geliyorlar...