Kurtuluş savaşına omuz verenler

Kurtuluş savaşına omuz verenler

Tarih 1921 yılının ilk ayları, en sıkıntılı  günler, var olan olanaklar sıralanıyor, Yokların  miktarı belli değil. Maddi sıkıntı  had safhada; Sovyetler ile görüşmeler Çiçeri'in salvolarına rağmen Yusuf Kemal  ve ekibin ikinci Sovyet elçisi Midiva'nin  verdiği  mesaj çerçevesinde  Çiçerin'i  geçerek bizzat  Stalin (Stalin Rusça'da  çelik adam anlamında kullanılır) ile görüşmeler  başlar ve Ankara'nın  isteği olan  Misak-ı Milli anlayışına  çok yakın görüşler ortaya çıkar.

Çiçerin ve yardımcısı Ermeni asıllı Karahan devre dışı bırakılır. Görüşmeleri  bizzat Stalin idare eder pürüz olan Batum konusu  açıldığında  Yusuf Kemal  görüşlerini  iletir  ve o konuda da  görüş sağlanır. Peki Çiçerin ve yardımcısı Karahan ne diyordu? Birinci Moskova görüşmelerinde aynen şöyle diyorlardı: "Van ve Muş bölgesine kadar olan bölge arazisini  Ermenilere  verilmezse  size yardım etme  olanağımız olmayacaktır."

Peki Stalin  bu çizgiye nasıl geldi? Azerbaycan  Devlet  Başkanı Neriman Nerimanof'un Lenin'e yazdığı  bir mektuptan bahsetmek lazım.

Mektubun  bir bölümünden  alıntı:

"Aziz Viladimir İliç Lenin,

Şüphesiz onlar, (Anadolu ve Mustafa Kemal için söylüyor) itilaf devletlerinin aleyhindedirler. Bizimle birlikte, İngiltere'ye karşı kanlarının son damlasına kadar vuruşmaya hazırdırlar. Fakat  Moskova, Ermeni meselesi  yüzünden Türkleri kendinden uzaklaştırırsa, onlar incinir ve üzülür, İngiltere ile anlaşma yolları arayabilirler, O zaman neler olabileceğini düşünmek gerekir.

Müslüman doğu dünyasında, Avrupa emperyalizminin esaretinden kurtulmak için ayağı kalkan Türklerin  özgürlükleri uğruna  savaşları gibi, şöhretleri de gittikçe artmaktadır. Kutsal savaş ilan etmekle biz, kendimizde buna destek vermiştik. Eğer şimdi Türklerden yüz çevirirsek, Doğu milletleri arasında bütün nüfuzumuzu kaybederiz, hem de bizim için felaketli sonuçlar verecek Doğu cephesi açmış oluruz. Yine İngiltere  bu durumdan yararlanarak yine de Polonya ve Romanya'nın katılması ile Batı cephesi açarsa, zorluk içerisinde olduğumuz bu zamanda halimizin ne olacağını  düşünmek bile istemiyorum." Mektup bu şekilde devam ediyor.

Lenin  mektubun köşesine bir  not yazdı: "Yoldaş Stalin. mektup hakkında görüşünüzü yazın. Mektubu, Merkez komitenin bütün üyelerine verin. Onlara rica ediniz ki, mektubu okusunlar ve aşağıdaki bölüme okuduklarını yazarak  imzalasınlar. Sonra mektubu bana göndermenizi rica ederim.19 Şubat 1921."

Bu mektup okunduktan sonra, Stalin ertesi gün, Lenin'e bir not gönderir:

"Lenin yoldaş, ben, yalnız dün öğrendim ki, Çiçerin, ne hikmetse Türklere  aptalca ve provokatörce bir talep ileterek, Van, Muş ve Bitlis’i boşaltmalarını istemiştir. Bu emperyalist Ermeni talebi, bizim talebimiz olamaz. Çiçerin'in  milliyetçi ruhlu Ermeni  telkinleri doğrultusunda Türklere nota göndermesini  yasaklamak gerekir."

Bundan sonra Ankara'nın istekleri doğrultusunda  Moskova antlaşması 16 Mart 1921'de imzalanır. Bu antlaşma  yardım antlaşmasıdır. On milyon altın rubleden başlar, silah, mühimmat ve askerin çorabına varıncaya kadar sıralanır. On milyon paranın beş milyonunu hemen verirler. Bunu bir milyonunu  Almanya'ya silah almaya gönderilir, geri kalan dört milyon altın ruble Yusuf Kemal  Ankara'ya dönerken yanında  getirir.

Değerli okurlarım Ulusal savaşın  her günü  bir sıkıntı, bir acı ve katlanılması  zor olan güçlüklerle doludur. Ankara temsilcileri  Moskova ile görüşmeler yaparken  Ankara'da maddi sıkıntılar en had safhada kendini gösterir. 19 Şubat  1921'de Mustafa Kemal Azerbaycan Devlet Başkanı Nerimanov'a bir mektup gönderir ve borç para  isteminde bulunur. Mektup 17 Mart 1921 tarihinde  TBMM'si temsilcisi Memduh Şevket Bey tarafından  Nerimanov'a verilir. Nerimanov, hükümet içinde bazı bakanların karşı çıkmalarına  rağmen  Mustafa Kemal Paşa'nın isteğini karşılar ve  karar alır. Hazırda bulunan 500 kilo altının derhal Ankara'ya ulaştırılmasını sağlar. Nerimanov, Mustafa Kemal Paşa'ya 23 Mart 1921 tarihli o meşhur mektubunu yazar:

"Paşam, Türk milletinde bir anane vardır. Kardeş, kardeşe borç para vermez. Kardeş her durumda kardeşin elinden tutar. Biz kardeşiz, her zaman elinizden tutacağız ve tutmaya devam edeceğiz. Bu gün yaptığımız bir kardeşin yaptığından  başka bir şey değildir."

Bu yardımlar petrolle birlikte devam eder. Mayıs ayının 21’inde 62 vagon  petrol  gönderilmiştir. Azerbaycan temsilcisi  Hüseyinov  Kazım Karabekir'e çektiği telgrafta diyor ki: "Türkiye'nin bağımsızlık mücadelesinde hayatlarını kaybetmiş askerlerin çocukları için kurulacak yetimhaneye gelir sağlamak için her ay üç tank gazyağı  göndermeyi  taahhüt ediyoruz."

Tarih bilinci  toplumsal sorgulama bilincidir. Tarih bilincinden  yoksun olanlar, yurt kavramını  bilmezler. Günlük  yaşarlar. Kim gelirse  onun vagonuna  binerler. Sonuç acı ve gözyaşıdır.

Son olarak yazıyı Mehmet Akif'in sözüyle bitirelim. "Tarih tekerrür diye tarif ediyorlar/ hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?

Saygılarımla.