Sinyor

Sinyor
Güçlü Deniz Pilaslı yazdı; Sinyor

Can Bartu kimdir? Sinyor lakabı nereden geliyor? Yaşamı, kariyeri...

Can Bartu'nun inanılmaz hayat hikayesi! 

Can Bartu, hem basketbol hem de futbolda Milli Takım forması giyen ilk ve tek sporcudur.

Türk sporunun Sinyor Bartu'su Türk sporunun ve Fenerbahçe'nin efsane isimlerinden Can Bartu'nun hikayesiyle sizlerleyiz. 

HEM BASKETBOL HEMDE FUTBOL

Hem profesyonel basketbol hem de profesyonel futbol oynayarak gerçekleştirilmesi zor bir olaya imza atan Sinyor'un unutulmaz başarılarla dolu hayatı...

Can Bartu, 30 Ocak 1936 yılında İstanbul'da doğdu. Spora Fenerbahçe'nin genç takımında basketbol oynayarak başlayan Can Bartu, sarı-lacivertlilerin genç takımında futbol takımında yeşil sahalara adımını attı. 

Önce basketbolda sivrilen Can Bartu, 1955 yılında Genç Milli Basketbol Takımı'nda ay-yıldızlı formayı giydi. 1955-1957 yıllarında Fenerbahçe'nin hem birinci takımında futbol hem de basketbol oynayan Can Bartu'nun İnönü Stadı'nda futbol maçından çıkıp, Spor ve Sergi Sarayı'ndaki basketbol maçına gittiği çok günler oldu.

Fenerbahçe Kulübü ile profesyonel futbolcu mukavelesi imzaladıktan sonra basketbolu bırakan Can Bartu, 1'i genç, 5'i A milli olmak üzere 6 kez basketbol milli takım formasını giydi.

Her ne kadar basketbol oynasa da futboldan kopamadı. Annesi futbola "serseri işi" dese bile...

MİNYATÜR KALE

Bir gün minyatür kale maçında Galatasaraylı arkadaşlarıyla aynı takımda oynadı. Üstelik sarı-kırmızılı formayla Fenerbahçe'ye tam 9 gol atmıştı! O maç tamamlanamasa bile Can Bartu yeteneğiyle dikkatlerin odağına girmeyi başarmıştı. Galatasaraylılar, soluğu "Baba" lakaplı Gündüz Kılıç'ın yanında alıp onun yeteneğinden bahsetti.

BASKI

5 bin liraya Galatasaray'da oynayabileceği söylendi. Ancak Gündüz Kılıç, Can Bartu'yu tanıdığını ve futbol için basketboldan vazgeçmeyeceğini söyledi ve bu transfer gerçekleşmedi.

Fenerbahçe basketbol takımında kariyerine devam ederken Edirnespor-Fenerbahçe maçındaki futbolcu eksikliğinden dolayı basketbol takımından alındı. 

O maçta üçü sayılmayan 4 gol attı ve takımını 1-0'lık üstünlüğe taşımayı başardı. Can Bartu'yu ikna etmekte Gündüz Kılıç'tan daha istekli olan Fenerbahçeli yönetici Fikret Arıcan Bartu ailesine büyük baskı yaptı. Böylece Fenerbahçe ve Türk sporu, simge bir isim kazanıyordu...

Can Bartu, biraz maddi sebeplerle de olsa futbol sözleşmesini imzaladı. Ancak şart olarak basketbolu bırakmamayı koydu. Ancak ikisini bir arada götürmek kolay değildi. Nitekim basketbol antrenmanlarını aksattığı için kadro dışı kaldı.

SİNYOR CAN BARTU LAKABI NEREDEN GELİYOR?

Türkiye'de "Baron" olarak anılan Bartu'ya Çizme'de İtalyancada beyefendi anlamına gelen "Sinyor" deniliyordu. İtalya'da "bir Avrupa Kupası finalinde forma giyen ilk Türk futbolcu" unvanını ele geçirdi

Can Bartu taraflı tarafsız herkes tarafından saygı gören bir futbolcuydu. Can Bartu, Avrupa kupalarında ülkemizi temsil eden ilk futbolcu olarak da karşımıza çıkıyor. 

Fiorentina forması giyen Can Bartu başarılı futboluyla İtalyanları kendine hayran bırakırken 'Sinyor' lakabını da kazandı. 'Sinyor Bartu' olarak bilinen Can Bartu'ya bu lakap beyfendi, yada bay kelimesinin dışında işinin ehli, kıdemli kişi, işin erbabı anlamında verildi. Bartu İtalya'da en beğenilen futbolcular arasında yer almıştı. Bartu Türkiye'ye döndüğünde de Sinyor Bartu olarak anılmaya devam edildi.

6 YIL İTALYA'DA OYNADI

Futbolda da oldukça başarılı olan Can'ın ünü Türkiye'ye sığmadı. Fenerbahçe ile Macar şampiyonu Csapel'in İstanbul'da yaptığı maçın 97. saniyesinde yenilen gole 86. dakikada karışılık verdi ve maçı 1-1'e taşıdı. Rövanşta ise gülen 3-2'lik skorla sarı-lacivertlilerdi.

Rövanş mücadelesi sonrasında soyunma odasında Hidegkuti, Lantos ve Kocsis, Can Bartu'nun boynuna sarıldı. Bir dönem sonra Fiorentina'nın teknik direktörlüğünü yapmaya başlayacak olan Hidegkuti, Can'ı aklına o gün kazımıştı.

1961-62 sezonunda Metin Oktay'la birlikte aynı dönemde Serie A'ya transfer oldu. Metin Oktay, Palermo'da bir yıl kalabilirken Can Bartu önce Fiorentina sonra Venezia ve Lazio'da toplam 6 yıl top koşturdu.

Fenerbahçe'de 1955-1961 yıllarında futbol oynayan Can Bartu, 1961 yılında İtalya'nın Fiorentina takımına transfer oldu.

1961-1962 sezonunda Fiorentina (14 maç, 2 gol),1962-1963 sezonunda Venezia (30 maç, 8 gol),1963-1964 sezonunda yeniden Fiorentina (10 maç),1964-1967 yıllarında ise üç sezon Lazio'da (46 maç, 4 gol) oynayan Can Bartu, burada "Sinyor" lakabını aldı.

AVRUPA KUPALARINDA FİNAL OYNAYAN İLK TÜRK FUTBOLCU

Can Bartu, Fiorentina'da forma giydiği dönemde, Avrupa kupalarında final oynayan ilk Türk oyuncu unvanını aldı.

Sinyor, Fiorentina'nın Avrupa Kupa Galipleri Kupası'nda İspanya'nın Atletico Madrid ile 10 Mayıs 1962'de İskoçya'nın Glasgow kentinde oynadığı final maçında forma giydi ve Avrupa kupalarında final maçı oynayan ilk Türk futbolcu oldu.

330 MAÇ 162 GOL

İtalya'da 6 yıl oynadıktan sonra yeniden Fenerbahçe'ye dönen Sinyor, 1970 yılında jübile yaptı. Can Bartu, sarı-lacivertli formayla 330 maçta 162 gol kaydetti.

MİLLİ TAKIM KALESİNE GEÇTİ

A Milli Futbol Takımı formasını 28 kez giyen Can Bartu, 6 gol kaydetti. 

Bükreş'te 2 Kasım 1958'de yapılan Romanya maçında kaleci Turgay Şeren'in sakatlanıp oyundan çıkması üzerine 76. dakikada milli takım kalesine geçen Can Bartu, 85. dakikada Ahmet Berman'ın ters vuruşuyla bir gol yedi. Can Bartu, böylece milli takımda hem gol atan hem gol yiyen ilk ve tek futbolcu oldu.

MARŞ

1973-74 sezonunda Süper Lig, Türkiye Kupası, Cumhurbaşkanlığı Kupası, Başbakanlık Kupası'nı kazanan Fenerbahçe için marş yazılması kararlaştırıldı. 

Fecri Ebcioğlu prodüktörlüğünde bir 45'lik hazırlandı, sözleri ise yine Fecri Ebcioğlu tarafından yazıldı, Nesrin Sipahi tarafından seslendirildi. Koro olarak Fenerbahçeli futbolcular, teknik direktör Didi, başkan Emin Cankurtaran da kayda dahil oldu. 

Marş genel olarak o zamanlar ki Fenerbahçe sempatisi'nden ve başlangıç bölümündeki "Cihatlar.. Lefterler... Canlar... Fikretler..." sözleri Cihat Arman, Lefter Küçükandonyadis, Can Bartu, Fikret Kırcan ve Fikret Arıcan'dan bahseder.

ÖLÜMSÜZLEŞEN JÜBİLE

Can Bartu, Metin Oktay'ın 1969 yılında Galatasaray ile Fenerbahçe arasında yapılan jübilesinde, Oktay ile formaları değiştirdi. Can Bartu, jübile maçında kısa bir süre sarı-kırmızılı formayla oynarken, Metin Oktay da sarı-lacivertli formayı giydi.

TÜRK SPOR TARİHİNE GEÇTİ

Galatasaray derbisi geldiğinde yine onun kapısı çalındı. Basketbol finalinde oynaması istendiğinde aynı gün Beşiktaş-Fenerbahçe maçı olmasından dolayı antrenman eksikliğini dile getirdi ve "Dokuz aydır basketbol topunu elime almadım" dedi. 

Ancak efsaneyi dinleyen olmadı. O zamanki adıyla Mithaş Paşa Stadyumu'nda sabah futbol maçına çıkıp Beşiktaş ağlarını 2 kez sarstı. Akşamınaysa Galatasaray'ı 82-50 yendikleri karşılaşmada 32 sayı atarak simgeleşme yolunda yürümeye başlamıştı.

Ancak bu durum çok sürmedi ve Sportif Oyunlar Federasyonu, iki dalda birden başarı gösteren bu gençten bir dalı seçmesini istedi.

Can Bartu da "Basketbolu içten gelen bir arzu ile oynuyordum ama hayat bazen sevdiklerini mecburen bıraktırıyor. Ama futbolu da severek oynadığımı itiraf edebilirim” diyerek seçimini yaptı.

Ancak ona "Basketbolun şartları da futbol gibi olsa hangisini tercih ederdiniz?" sorusu yöneltildiğinde "Hiç şüphesiz basketbol. Çünkü bu sporu deli gibi seviyorum." cevabını verdi.

MASA TENİSİ

Masa tenisi milli takımı macerası

Can Bartu komple bir sporcu olduğunu defalarca kanıtladı. Bu yüzden masa tenisinde de başarılı olmasına şaşırmamak lazım.

Mehmet Demirkol'un Socrates Dergi'deki yazısında anlattığı ilginç masa tenisi anektodu var:

Can Bartu Mano Palas'taki bir Fenerbahçe kampı esnasında kendisine hayran olan genç sporcuların isteğini kırmaz ve masa tenisi maçlarına dahil olur.

İlk birkaç maç eğlenceli geçer ama Can Bartu hızını alamaz ve önünü gelen herkesi yenerek ortamdakileri ezip geçer.

Bartu'nun yanına gelen orta yaşlı bir bey ise ona şöyle der: Can Bey ne yaptınız? Milli takımın morali alt üst oldu...

Çünkü Can Bartu, masa tenisi milli takımındaki oyuncuları teker teker yenmiştir.

BEK

Bek oyuncularına karşı tutumu

Can Bartu'nun anılarını anlatan birçok internet sitesi, dergi ve sohbette mutlaka konusu geçen bir olay daha var.

Fenerbahçe'de Can Bartu'yla beraber aynı dönemde forma giyen sol bek oyuncusu Fethi ile yaşadığı bir anı...

Can Bartu izin günlerinden birinde bir mekanda otururken yanına genç bir çocuk gelir ve "Can Abi nasılsın?" der. Can Bartu 'Sinyor' lakabının hakkını verir şekilde burnundan kıl aldırmadan "Sen kimsin?" diye cevap verir. Genç çocuk haliyle bozulur ve "Abi beni tanımadın mı? Fenerbahçe'de beraber oynuyoruz biz, Fethi ben" der. Can Bartu, Fethi'ye hangi mevkide oynadığını sorar ve "Sol bek" yanıtını alıp o efsane cevabı verir. "Oğlum sen sol bekte oynuyorsun, ben sağ açıkta. Nereden tanıyacağım lan ben seni?"

Yıllar sonra futbol mevkiilerinin tartışıldığı bir futbol programında Can Bartu, bek oyuncularına olan genel kızgınlığından bahsederken herkesin aklında bu efsane anektod belirmişti.

TESİSLERE İSMİ VERİLDİ

Can Bartu, futbolu bıraktıktan sonra spor yazarlığı yaptı.

Fenerbahçe Kulübünün, 25 Temmuz 2009 yılında Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesisleri'nde yapılan Yüksek Divan Kurulu Toplantısı'nda yönetim kurulunun önerisiyle yapılan oylama sonucunda Samandıra Kamp Merkezi'ne Can Bartu'nun ismi verildi.

Sinyor Bartu 12 Nisan 2019 da 83 yaşında aramızdan ayrıldı.

Sinyor Bartu'nun sözüyle yazımızı noktalayalım.

“Futbolda bir şeyler değişecek, öğrenilecek ama ben göremeyeceğim” 

Arkasında saygı dolu büyük bir miras bıraktı...