Taçsız Kral

Taçsız Kral

Büyük yıldızların kahramanlık hikayeleri kadar kıyıda kalmış hikayeleriyle doludur tarih. . 

BİR EFSANE DOĞUYOR

Metin Oktay Futbol kariyerine 1952 yılında, İzmir'in yerel takımlarından Damlacıkspor'da başladı.

1953-1954 yılları arasında Yün Mensucat'ın altyapısında oynamasının ardından 1954-55 sezonu öncesinde İzmirspor'a transfer olarak profesyonel kariyerine başladı.

Oktay'ın futbola olan ilgisi henüz ilkokul çağında başladı. Karşıyaka Soğuksu İlkokulu'nda öğrenim hayatına başlayan Oktay'ın topla ilk buluşması da aynı okulun bahçesinde olur. Metin Oktay, tenefüs aralarında çokça şişe kapaklarından oynadığı ayaktopuna ilgisini her ders çıkışında Sait Altınorduspor'un idmanlarını izlemeye gittiği arkadaşları Vahap ve Fuat'ın teşvikleriyle daha da artırır.

OKUL BAHÇESİNDEN DAMLACIKSPOR'A

Oktay'ın lise yılları da artık yavaş yavaş profesyonelliğe adım attığı dönemin de başlangıcı olur. Türkiye 1. Ligi henüz kurulmadan önce Oktay amatör olarak 15 yaşında Damlacık adlı yerel bir kulüpte ilk maçına çıkar.

Oktay'ın Damlacıkspor'daki performansını kısa sürede ilgi çeker ve genç milli takıma davet edilir. Ancak Damlacıkspor'un bütçesi Metin Oktay'ı İstanbul'a göndermeye yetmez. Oktay arkadaşlarının topladığı paralar sayesinde genç milli takım kampına yollanır. 

BEŞİKTAŞ BABA HAKKI'NIN CEKETİNİ OKTAY GİYDİRİR

1955 senesinde Oktay, Yün Mensucatspor'a transfer olarak sezonu 14 golle kapatır. Oktay artık genç milli takımdan A klasmanına çıkmıştır.  İlk kez milli formayı giydiği 1954 senesindeki Türkiye-Belçika maçında 2 gol atar. Genç futbolcunun bu performansı Beşiktaşlı yöneticilerin dikkatinden kaçmaz ve Oktay'a Beşiktaş'a transfer olması yönünde öneriler sunulur.

Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan Metin Oktay Belgeseli adlı çalışmada Oktay ile Beşiktaşlı yöneticiler arasındaki olaylar şöyle gelişir:

Beşiktaşlı yöneticiler kulüp binasında Metin'e Baba Hakkı'nın ceketini giydirirler. Ceket Metin'e bol gelir ve Metin'in transferi ilginç bir sebeple geri çevrilir. 'Omuzları dar, bundan santrafor olmaz.'

Beşiktaş'a transferi gerçekleşmeyen Metin Oktay, İzmir'e geri döner ve 5. bin lira bedele İzmirspor'a imza atar. Sezonu 17 golle kapatan Oktay hem İzmirspor'u İzmir Futbol Ligi Şampiyonu yapar hem de İzmir Ligi gol krallığını elde eder.

METİN OKTAY GALATASARAY'DA

Metin Oktay'ın ismi İstanbul'da 2. kez yankılanır. Galatasaray'ın efsane teknik direktörlerinden Gündüz Kılıç, kulüp yöneticilerine Metin Oktay'a ilişkin olarak "Bu çocuğu mutlaka alın" der.

İzmirspor, Metin Oktay için 5. bin liralık bonservis bedeli ister. Kulüp yöneticilerini ikna edemeyen Kılıç parayı kendi yöntemleriyle tedarik etmeye çalışır.  11 Temmuz 1955 günü, Metin Oktay 19 yaşında kendisine transfer ücreti olarak ödenen Amerikan Chevrolet araba karşılığında Galatasaray'a transfer olur. 

METİN OKTAY, TURGAY ŞEREN'İN ODA ARKADAŞI OLUR

Oktay'ın Galatasaray kariyerine başlangıçtaki en büyük şansı da Berlin Kaplanı Turgay Şeren'in oda arkadaşı olmasıydı. Oktay'a göre kendisine Galatasaray sevgisini aşılayan en büyük isimlerdendir Şeren.

Oktay, Galatasaray formasını ilk kez Beyoğluspor karşısında 1955-56 sezonunda giyer. İlk maçta da ilk golünü atar. Oktay o sezon İstanbul Ligi'nde şampiyon olan Galatasaray'ın en büyük taşıyıcısı olur. 17 maçta attığı 19 golle de İstanbul Ligi'nin gol kralı olur.

Oktay bir sonraki sezon (1956-57) yine gol kralı oldu. 1957-58'de hem gol kralı oldu hem de Galatasaray'ı İstanbul Ligi'nde şampiyon yaptı. 1958-59 sezonunda ise Oktay üst üste 4. kez gol krallığı unvanını elde etti.

1959 senesinde Türkiye futbolu için tarihi dönemeçlerden biriydi. İlk kez Türkiye 1. Futbol Ligi altında maçlar bölgesellikten çıkıyordu. Oktay 59 senesinin bahar ayında Galatasaray formasıyla 11 gol atarak ligin ilk gol kralı olarak Türkiye futbol tarihine geçti.

Oktay'ın meşhur Fenerbahçe kalesinin ağlarını delerek attığı gol de bu sezona yansır. Tarihler 10 Haziran 1959'u gösteriyordu. Galatasaray maçı 1-0 kazansa da rövanşta Fenerbahçe'ye 4-0 yenilerek lig şampiyonluğunu Fenerbahçe'ye kaptırır.

Sonraki sezon 1959-60 sezonunda Oktay 33 golle ligin yine gol kralı olur. Oktay artık sadece Galatasaraylılar için değil Türk futbolu içinde en büyük değerlerden biriydi. 

KRAL PALERMO'DA

1961 senesinin yaz aylarında Oktay ile Galatasaray taraftarı ilk kez ayrıldı. O dönem dört büyük takımdan biri olarak adlandırılan Altay'ın İtalyan Teknik Direktörünün de önerisiyle İtalya'nın Palermo kulübüne transfer olur. 

İtalya'ya transfer olan Oktay, Sicilya'nın sıcak havasına pek alışamaz. Geçirdiği sakatlıklardan dolayı da yalnızca 12 maçta forma giyen Kral, 3 kez rakip fileleri havalandırır. Sezon sonunda Oktay, Türkiye'ye dönmek ister. Palermo kulübü onu bırakmamak da ısrarcı davranır.  Oktay, Gündüz Kılıç'ı arayarak Beyoğlu'nu, Kumkapı'daki martıların ötüşünü, Emirgan'da çay içmeyi özledim der.

GALATASARAY  DAHA VEFALI

Nihayet Kral kararını vererek, Türkiye'ye dönmeyi tercih eder. Oktay'ın transferi için İzmirspor hemen devreye girer ve 30 bin liralık bir bonservis ücreti önerir. Bu rakam o dönem için hayli yüklü bir miktardır. Ancak, Metin'in Türkiye'de tek adresi vardır. Hatta Metin Oktay'ın sevgili eşi Oya Sarı  ile aralarında Galatasaray yüzünden bir tartışma yaşandığı da dönemin gazetelerinde haber olur. Bu durum Kral için Galatasaray taraftarının daha da büyük sevgisini kazanmasına sebep olur. 

Galatasaray'a döndüğü 1962-63 senesinde Oktay gol tam 38 gol atarak hem Türkiye'nin hem de Avrupa'nın gol kralı olur. Günümüzde hâlâ maç başında gol atma rekoru (1.45 gol) Metin Oktay'dadır.

38 golle gol krallığına ulaşan Oktay için 63 sezonu ilk kez Galatasaray formasıyla şampiyonluğu tattığı sene de olmuştur.

Oktay sonraki 64-65 ve 1968-69 sezonlarında gol krallığını elde etti. 252  lig maçında 217 gole imza attı. Ezeli rakipler Fenerbahçe'ye karşı 18, Beşiktaş'a karşı da 13 kez fileleri havalandırdı. A Milli forma altında ise Oktay 19 gol atma başarısı göstermiştir.

SADECE 1 KEZ KIRMIZI KART GÖRDÜ

Kral, futbol kariyeri boyunca sadece 1 kez kırmızı kart görmüştür. Kral, Fenerbahçeli Yılmaz'ın kendisine parmak attığını söyleyerek rakibine yumruk atar. Maçın hakemi Oktay'ı kırmızı kartla oyundan atar.

1969-70 sezonu Oktay'ın futbolu bıraktığı sene olur. Jubile maçında Galatasaray ile Fenerbahçe karşı karşıya gelir.  1-1 berabere biten karşılaşmada Oktay bir süre Fenerbahçe forması giyerken sarı lacivertli kulübün efsanelerinden Can Bartu da Galatasaray forması giyer.

Oktay çok sevdiği sarı kırmızılı formaya gözyaşlarıyla veda eder. Kral'ın futbolu bıraktığı gün Fenerbahçe'nin milli futbolcusu Şükrü Birand oğlunun adını Metin koyacaktı. Oktay ikinci jübile maçını da İzmir'de yapar. 

Oktay futbolu bıraktıktan sonra 1970 Dünya Kupası için Meksika’ya gider. Orada futbolun ilahları Pele, Müller gibi oyuncularla tanışır. 

1970 DÜNYA KUPASI

Yazımıza Halit Kıvanç'ın Metin Oktay ile 1970 Dünya Kupası'nda yaşadığı bir anıyla devam edelim:

"Meksika 70'e gitmiştik. Brezilya turnuvaya özel olarak hazırlanıyor, bütün Meksika 'Mehiko, Brazil' diye inliyordu. Brezilya, İngiltere maçını izlemeye Mexico City'e gittik ama oteller dolu. Metin ile yer ararken, Meksikalı ailelerin evlerini motel gibi kullandığını öğrendik. Kaldığımız evin sahipleri çok iyi insanlardı. Kahvaltı ve yemeklerden para almıyorlardı. "Türk turistler gelmiş" diyen bizi görmeye gelen İngilizce bilen mahalleli aracılığıyla anlaşıyorduk.

Bir ara bir baktım Metin yok! Nerede bu adam bakınıyorum etrafa. Dışarı bir çıktım, Metin çocuklarla top oynuyor, birçok genç yaşlı Meksikalı onu izliyor. Hayran kalıyorlar çalımlara şutlara. Bir samimiler ki sormayın. Sonra onu da basın mensupları için düzenlenen maça çağırdılar. Pele falan izledi. Maç sonunda "Şimdi oynamıyor musun?" dedi. Metin "hayır" dedi. Pele de "Yazık, bu bacaklarda daha iş var" dedi...

HAPİSHANEDEN CEZA SAHASINA

Türkiye’nin tartışmasız en büyük golcülerinden biridir Metin Oktay. Üst düzey yeteneklerinin yanı sıra karakteriyle de gönüllerde taht kurmuş, sadece bir takımın değil; futbola gönül vermiş herkesin takdirini kazanmayı başarmıştır.

Fakat futbol çağının en verimli dönemlerinde, 14 Eylül 1960 günü yüksek tirajlı bir gazetede çıkan haber dikkat çekicidir: “Polis ve savcının aradığı Metin, 40 bin kişi tarafından alkışlanıyor, golleri atıyor ama bir türlü yakalanamıyor. Asker kaçağı Metin bugün sahaya çıkıyor.”

Meğer maç izinleri kayda geçirilmediği için, askerliğini 8 gün eksik yaptığı gerekçesiyle tutuklama kararı çıkarılmış Metin hakkında. Türkiye’nin ilk askeri darbesi olan 27 Mayıs’ın, onun üzerinden topluma vermek istediği bir mesaj bu: “Metin Oktay dahi olsa cezasını çekecek.”

Devletin inadı inat tabii. Kral, 45 günlük cezasını çekmesi için Toptaş Cezaevine gönderiliyor. Hapisten çıktığı ilk günü Ahmet Çakır’ın “Taçlı Kral: Metin Oktay” kitabında şöyle anlatır:

“Beyti'deki akşam yemeğinde Baba Gündüz benim için sofrayı donattırdı. Futbolcu arkadaşlarım yemeği bitirince döndüler. Biz restorantta kaldık. Soframız çilingir sofrası. Rakı içiyoruz. 45 günlük sinirlerimiz yatışsın diye. Gece saat 03:00'e kadar içtik. Oteldeki odamıza çekilirken Baba Gündüz resepsiyondaki memuru sıkı sıkı tembihlemiş ‘Metin sabah kahvaltısı için kesinlikle uyandırılmayacak. Yorgunluğunu atıncaya kadar uyuyacak’ diye. Saat 11'de kendi gelip uyandırdı beni. 3 saat sonra Galatasaray sahaya çıkacak ve Karagümrük'le oynayacak. Baba, yatağımın ucunda oturdu ve şöyle dedi: ‘Biliyorum, oynayacak durumda değilsin ama seyirci seni görmek istiyor Metin. Karagümrük'e karşı seni oynatmak istiyorum. Üzülme, verebileceğini ver. Sen bize çok maç kazandırdın. Varsın, bugün de senin yüzünden kaybedelim. Seni hasretle bekleyen seyircine ne olur bu saygıyı gösterelim.’ Baba'ya hayır diyebilmem mümkün mü? Sahaya çıktım ve ben 2 gol atarken Galatasaray da Karagümrük'ü 3-0 yendi. Beni seven tribünlerime kavuşmuştum. Kusa kusa sahadan çıkarken hıçkıra hıçkıra ağlıyordum...”

SOSYALİST FUTBOLCU

Tribünlerin geçmişe oranla ilk kez bu kadar politik olduğu bir dönemde belki de en büyük eksiklik yeşil sahalarda. Türkiye’de futbol hala Emre Belözoğlu ve Arda Turan gibi isimlerle anılırken, bugün futbolda aranan karakterlerin başında gelen isimlerden biri olan, Metin Oktay’ı yeniden hatırlamakta büyük fayda var.

TİP’E OY VERDİ, DENİZLER İÇİN İMZA TOPLADI

Türkiye İşçi Partisi'ne oy verdiğini açıklayan, Denizlerin idam kararına karşı imza atan ve toplayan bir futbolcu düşünün, üstelik bunları yaptığı sırada ülkenin o dönemdeki en büyük futbol yıldızıydı. O şimdikiler gibi siyasetçiler karşısında önünü ilikleyip, maçlardan sonra başbakanı arayanlara benzemiyordu. Metin Oktay işte bu yüzden “Taçsız Kral” oldu…

Metin Oktay çok önemli bir futbolcuydu. Bunun yanında Oktay, hiçbir zaman günümüz futbolunda sıkça rastlanan karakterlerdeki gibi kötünün ve çirkinin yanında olmadı. Ne rekabet için düşmanlık üretti, ne sahada çirkefleşti. Metin Oktay, maç sonunda “başbakanım” güzellemeleri de yapmadı. O şimdinin “yıldızları” gibi Başbakan’a “rabia” işaretiyle selam gönderenlerden değildi.

Onu “Taçsız Kral” yapan şeylerden birisi de kuşkusuz onun bu yönü oldu.

SİSTEM PARTİLERİ METİN’E VEKİLLİK TEKLİF EDERSE

Metin Oktay denilince akla gelen özellikler bunlar olurken, arşivlerde rastladığımız bir haber Taçsız Kral’a ilişkin o kadar çok şey anlatıyor ki, fazla söze de gerek kalmıyor.

Buna göre futbolu bırakmasının ardından CHP ve Adalet Partili vekiller tarafından bir oy deposu olarak görülen Metin’e “bizden milletvekili ol” baskısı yapılır. Baskı öyle boyutlara ulaşır ki Metin sohbet dışı kalarak iki vekil birbirine laf yetiştirmeye başlar. Son söz ise Metin’e kalır:

“İkinizin teklifine de hayır diyorum beyler. Benim sahada yaptığım ayak oyunlarının ne değeri olur, ne sözü olur, mecliste sizlerin arasında?”

GLADYATÖR, METİN OKTAY’I ANLATIYOR

Futbolumuzun bir diğer büyük efsanesi Metin Kurt, Metin Oktay’ı şu sözlerle anlatıyor:

Türk futbol tarihinde, taraflı tarafsız tüm sporseverler için Metin Ağabey efsane bir isimdir… Özel yaşamında tüm insanlara karşı derin bir sevgi beslemiş, her zaman dara düşen sporcuların ve dostlarının Hızır gibi imdadına maddi veya manevi yetişmiştir. Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan’ın idamına karşı yürütülen imza kampanyasına katılarak onların verdiği mücadeleye karşı ne kadar duyarlı olduğunu göstermişti. Onun bu yanını insanlarımızın çok azı bilir.

TEK SOLCU SPORCU SEN MİSİN?

Metin Kurt, Jale Altunel'in derlediği "Çizgideki Gladyötör" kitabında da Metin Oktay'a ilişkin ilginç bir anısını anlatıyor. Futbolu bıraktıktan sonra Metin Kurt'un maddi anlamda sıkıntı yaşadığını bilen Metin Oktay, Kurt'a kendisini görmesi için haber gönderiyor. Metin Kurt ise, kendisine jubile teklif edileceğini bildiği için bu ziyareti sürekli erteliyor. Jubileyi "modern dilencilik" olarak tanımladığı için böyle bir teklifi kabul etmek istemeyen ama bir yandan da Metin Oktay'ı kıramayacağını bilen Kurt'u sonunda Metin Oktay arayıp buluyor.

Metin Kurt, Oktay'ın kendisine söylediklerini şöyle anlatıyor:

"Ben senin ağabeyin değil miyim? Tek solcu sporcu sen misin? Sana kaç kez haber gönderdiğim halde niçin gelmedin?..."

Oktay, 1991 yılında Boğaz Köprüsü'nde yağmurlu bir havada geçirdiği trafik kazası sonucu yaşamını yitirir. Vefatı üzerine Galatasaray Spor Kulübü Florya'daki tesislerinin ismini Florya Metin Oktay Tesisleri olarak değiştirir.

Taçsız Kralı saygıyla anıyoruz...