6. Filo’nun ‘Kahramanı’

Katranı kaynatsan olur mu şeker

Cinsine tükürdüğüm cinsine çeker

Özlü sözler, yılların tecrübesinden süzülmüş, toplumun bilincinden damıtılmıştır. Özlü söz; ‘cinsine çeker’, keza cinsine çekiyor ne yaparsan yap.

Her ot kökü üstünde biter.

Gelelim mevzumuza. Bizim kahramanlarımız var da halka, vatana düşman olanların kahramanları yok mu? Olmaz olur mu, elbette var. Tek farkla, bizim kahramanlarımız gerçek kahramanlar. Halk uğruna serden geçenler.

En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak...

Denizler, Mahirler, Kaypakkayalar, Turan Emeksiz’ler, Bora Gözen’ler, Hasan Erkılıç’lar, Adil Turan’lar, Turan Dursun’lar daha ismini sayamadığımız onlarca yüzlerce vatan evladı. Namuslu, mert, gözünü budaktan sakınmayan, hayatını halka, vatana adamış.

Gücünü halktan alan halk için mücadele eder. Amerikan 6. Filosu’nu kendine kıble edinen de ne yapar eder yönünü kıblesine döner, dönüyor. Varlık sebebi varlığını belirler. Ondan ne vatanseverlik beklersin ne halkçılık.

CUMHURİYETİN MAKAMLARINI SİPER ALIP, CUMHURİYETİN MEVZİLERİNE ATEŞ EDİYORLAR!

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanvekili ve eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Birlik Vakfı'nın Çemberlitaş'taki genel merkezinde “Yeni Anayasa ve Öze Dönüş” konulu konferansta “Değişmez maddeler anayasaya konmamalıdır. Milletin isteği halinde değiştirilebilir” ifadeleriyle Cumhuriyet Devriminin temel ilkelerini hedef aldı.

Peşinden lafı döndürdü dolaştırdı laikliğe getirdi. Lafın gideceği/gittiği yer hepimizin malumu.

Şaşırdık mı?

Kimdir İsmail Kahraman?

Amerikan emperyalizminin 6. Filosu’na karşı mücadele eden yurtsever 68 gençliğinin karşısında duran, Amerikan askerlerini törenle karşılayan ve Amerikan gemisine secde ederek namaz kıldıran kişinin ta kendisi. Kanlı Pazar’ın tertipçilerinden.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanvekili görevini yürüten Kahraman’ın, eski TBMM Başkanı sıfatını kullanması, ülkenin karşı karşıya olduğu tehlikeye işaret ediyor.  

Olay, Cumhuriyeti hedef alan tehdidin içeriden geldiğini gösteriyor.  

Cumhuriyetin makamlarından, Cumhuriyetin mevzilerine ateş ediliyor! Cumhuriyete karşı emperyalizmin safında yer tutmak, dün olduğu gibi, bugün de tarihe kara leke olarak geçecektir.

Geçmişte kendilerini konuşturan bir kuvvet vardı, bugün de aynı şekilde sözcülüğünü yaptıkları kuvvet var. Bu ifadelerin, iktidardan bağımsız olabileceğini düşünmek, gerçekçi değil.  İktidar, açıkça söylemeye cesaret edemediği düşünceleri Ali Erbaş, İsmail Kahraman vd. isimler aracılığıyla gündeme getiriyor. Bu yöntemle, toplumun nabzı ölçülüyor, tepki çekebilecek uygulamalara zemin hazırlanıyor. Kulaklar alıştırılıyor, bilinçler aşındırılıyor.

Bilinen örnektir, mayınlı sahaya önce eşekler sürülür. Bazen de laf köyün delisine söyletilir.

Mayınlı sahaya eşeklerin sürülmesi ya da lafın köyün delisine söyletilmesi, Cumhuriyetin yarattığı büyük birikimle mücadeleyi göze alamadıklarını ortaya koyuyor. Hayat, onlara Türkiye’nin asla teslim alınamayacağını öğretecektir!

Yazarın Diğer Yazıları