Antiemperyalizm, ‘ama’!

Rusya’nın Ukrayna operasyonu tüm dünyada safları netleştirdi. Operasyon,  ülkemizde  siyaset sahnesinin berraklaşmasına katkı sağladı.

Bir tarafta işin esasını gören, düşmanı tespit edip net tavır alan antiemperyalistler yer alıyor.  Diğer tarafta ise  iplerini emperyalist merkezlerin eline vermiş, varlığını emperyalist merkezlerin varlığına armağan etmiş olan akımlar, görüşler, kişiler, partiler kol kola girmiş durumda.

Evvelden pekâlâ bilinen  mandacıların ve  işbirlikçilerin tavrı  şaşırtıcı değil.  Onlar sahibinin sesi olma konusunda âdeta bir yarışa girmiş durumdalar. Kimi “NATO barışın teminatıdır” derken,  kimi  “Türkiye,  Rusya’ya karşı ambargoya dâhil olmalı” diyor.

Dünyanın farklı bölgelerini ve özellikle Ortadoğu’yu kana bulayan, ülkemizde de faşist darbeler tezgâhlayan, cinayetler işleyen, katliamlar tertipleyen NATO’ya  sahip çıkanlar, yeniden sahnede.

Düne kadar Nazi çetelerinin Ukrayna’da estirdiği terörü, yaptığı katliamları görmezden gelenler, bu yeni durum karşısında birdenbire ‘barış güvercini’ oluverdiler. Meşru müdafaa çerçevesinde uluslararası hukukun verdiği hakları kullanan ve sivillerin zarar görmemesine azami dikkat gösteren Rusya’ya karşı  yürütülen manipülasyon, sağduyulu kamuoyu üzerinde etkili olmadı. Ancak varlığı emperyalist merkezlerin şefaatine bağlı olan malum çevrelerin,  Rusya’ya karşı topyekûn bir karşı duruş sergilediği görülüyor. Her ne pahasına olursa olsun üretilen yalan haberler ve gerçek dışı görseller, bu düşünceyi doğruluyor.  

Nazi çetelerinin silah depoladığı alışveriş merkezi vurulduğunda, Rusya sivil alanları vuruyor, yalanı  piyasaya sürülmüştü. Nazi çeteleri bilinçli olarak sivilleri kalkan olarak kullanıyor. Rusya bunu bildiği hâlde, sivillerin olduğu yerleri vurmamakta kararlı.

CİA taktikleri ile film stüdyolarında çekilmiş görüntülerden, yeşil perde önünde CİA’nın saha elemanı sözde gazetecilerin yaptığı yalan haberlerden geçilmiyor. İş birlikçi medya; sigarasını içmeye devam eden ‘insan cesetleri’, makyajla yaralı görüntüsü verilmiş kadın, çocuk yaralılar vb. sınır tanımayan yalan haberlere imza atıyor. Söz konusu medya organları; Nazi çetelerinin sivil halka uyguladığı işkenceleri, direklere bağlanmış sivilleri, linç edilen Ukraynalı Romanları, sırf sosyalist oldukları için tutuklanan ya da öldürülen insanları görmekten, göstermekten kaçınıyor. Hatta her şeye rağmen kamuoyuna yansıyan  bu tür haberleri ve görselleri, “onlar yağmacı” diyerek savunabiliyor! Rusya, siviller konusunda hassasiyet göstermemiş olsaydı, Ukrayna’nın tamamını çoktan ele geçirmişti.

Söz gelimi tankı durduran sivil haberinde, esas takdir edilmesi gereken, tanka karşı duran sivil değil, savaş ortamında hesap vermesi gerekmediği hâlde o sivile zarar gelmemesi için tanka dur emri veren sorumlu komutandır.

Yukarıda anlatılanlar elbette alışık olunan ve kimsenin şaşırmayacağı içerikte. Esas şaşırtıcı olan, kendine sol, sosyalist, antiemperyalist diyen çevre ve kişilerin  takındığı tavır.  Bu tavrı haklı göstermek için üretilen her gerekçenin bir  ‘ama’sı var!

Rusya haklı ‘ama’, NATO katil ‘ama’, emperyalizm suçlu ‘ama’, savaşın müsebbibi ABD yayılmacılığı ‘ama’…

Eee?

Rusya da yayılmacı, efendim barışçı çözüm mümkündü, Putin Rus milliyetçisi vs.

İşte su tam da burada bulanmaya, zihinler karışmaya, bilinçler yanılmaya başlıyor. İstediğiniz kadar antiemperyalist olun,  bu ‘ama’yı dediğiniz anda ipin ucu kaçar. Bir sonraki aşamada nereye savrulacağınızı bilemezsiniz. Öyle bir savrulma ki, bir anda kendinizi ABD’nin yanında bulursunuz. Tarihte bunun bolca örneği hem dünya genelinde hem ülkemiz özelinde var.

Bu klişeleri biliyoruz. ‘Ne Sam ne Saddam’, ‘ne şeriat ne postal’, ‘yetmez, ama evet’ sloganlarıyla ‘ne Rusya ne ABD’ sloganı nasıl da benziyor. Bu sloganları üretenler, aynı  merkezden yönetiliyor.

Savaşta öyle sanıldığı gibi birden çok seçenek yoktur. Savaşlar esas olarak iki cephe arasında yürütülür. Diğer cepheler talidir ve belirleyici değildir. Çarpışan iki kuvvet vardır. NATO çetesi ve emperyalist bloka karşı mazlumlar dünyası. Burada saf belirleme dışında  bir seçenek yok ve olamaz. Az ondan az bundan ortaya karışık seçme şansı yok. Ne şiş yansın ne kebap dersen, kendin yanarsın. Herkes yerini belirlemek zorunda.  Zira saflar her geçen gün yaşanan olaylar karşısında daha bir netleşiyor.

Antiemperyalizm sosyalistlerin kutup yıldızıdır.

Şaşıran yolunu kaybeder!

Yazarın Diğer Yazıları