Çavuşoğlu, Tel Aviv’den önce Şam’a gitmeliydi!

Çavuşoğlu, Tel Aviv’den önce Şam’a gitmeliydi!

Türkiye yakın geçmişte “Fırat Kalkanı”, “Zeyin Dalı” ve “Barış Pınarı” operasyonlarını yaparken ne kadar haklı idiyse, bugün de Fırat’ın Doğusunda ABD’nin koruma şemsiyesi altında devlet olmaya çalışan PKK’ya (PYD – YPG) karşı yeni bir operasyon yapma düşüncesinde de o kadar haklıdır.

Geçmişteki söz konusu üç “operasyon”, Astana sürecinin bir parçası olarak Rusya ve İran’la aleni, Şam ile ise dolaylı olarak varılan bir mutabakatın sonucu olarak yapıldıkları için başarılı olmuşlardı.

Demek ki Suriye’de teröre karşı mücadele etmenin olmazsa olmaz koşulu, Suriye başta olmak üzere bölge ülkeleri ile birlikte hareket etmektir.

Nitekim yakın geçmişimizde bu gerçekliği görmeyip; “Türkiye Şam’a girmeyi planlamalı, yansın Suriye, yıkılsın İdlip, kahrolsun Esed” sloganlarıyla esip gürleyenler, bu gafletlerinin sonucunda, 2020 yılındaki “Bahar Kalkanı Harekatı”nda 38 yurttaşımızın hayatını kaybetmesine neden olmuşlar ve sonra soluğu Moskova’da alarak anlaşma yoluna gitmek zorunda kalmışlardı.

Suriye Hükümeti, kendisiyle bir anlaşmaya varılmadan yabancı bir ülkenin kendi topraklarında operasyon yapmasına karşı olduğunu söylüyor. Haklıdır.

Türkiye, daha önceki üç operasyonda bölge ülkeleri ile mutabakata vardıktan sonra harekete geçerek ne kadar doğru bir adım attıysa, bugün de Şam ile el sıkışmadan bir operasyon yapma durumunda, haklı durumdayken kendi elleriyle kendisini haksız duruma düşürecektir.

AKP iktidarı, daha yakın zamana kadar aleni olarak Türkiye düşmanlığı yapmada birbirleriyle yarışan İsrail, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirliklerine, birbirinin peşisıra üst düzeyde ziyaretler gerçekleştiriyor.

Ama aynı iktidar, aynı kaderi paylaştığımız komşumuz Suriye ile el sıkışmamakta ısrar ediyor.

Günü acil görevi, Suriye’de yeni bir operasyona girişmeden önce Dışişleri Bakanı’nın Şam’a gitmesidir.

Haber2021’den…