Çiftçiler yarın Ankara’da

Çiftçi ayağa kalkıyor. 30 Eylül'de Ankara'ya çıkarma yapıyor. Uyuyan dev uyanıyor.

Yüksek faiz nedeniyle Tarım Kredi ve bankalara borcunu ödeyemeyen, girdilerin yüksek olması yüzünden haciz kıskacına giren, iflâs eden ve üretim araçlarını satmak zorunda kalan çiftçiler 30 Eylül’de Ankara’ya gidiyor.

Çiftçi Dayanışma Platformu Başkanı Ömer Sarı, “Bizi duymayanlara yeniden sesleniyoruz: Sesimizi duyun, bizi dinleyin. Biz bayrağını, devletini, toprağını seven insanlarız. Çiftçi, milletin efendisiyse Cumhurbaşkanımız bizi dinlesin.” dedi.

Sorunlarını yetkililere anlatmak için Ankara’ya gideceklerini belirten Sarı, açıklamasında şunları söyledi: “Ankara’ya gelen arkadaşlarımın hepsi Cumhurbaşkanı'na gönül vermiş kişiler. Cumhurbaşkanımıza nasıl bir bilgi veriyorlar ki bu çiftçiler yalnız bırakıldı. Cumhurbaşkanı sanıyor ki bir yapılandırma yapıldı, çiftçilerin durumu iyi. Halbuki üç yıllık yapılandırmada ilk peşinat çiftçilerin belini büktü. Yapılandırmaya başvurduk ama bu ödeyebileceğimiz anlamına gelmiyor. İki ay hacizden kurtuluruz diye imzaladık. Bu arada yeniden yapılandırma ümidini taşıdık. Fakat gün yaklaştı. Başvuramayan kişilerin dosyaları şu anda avukatların masasında bekliyor. Sadece bizim köyde; Amasya Büyükkızılca köyünde 50 kişinin dosyası hazır. Toplam 500 kişi borçlu bizim köyde.” diyen Sarı taleplerini ise şöyle sıraladı: “Faizler silinsin, anapara beş eşit taksite bölünsün, ilk taksit 2023'ün Ekim ayında başlasın. Tarım girdi maliyetleri düşürülsün.”

Milli Demokratik Devrim Hareketi Merkez Köylü Bürosu’nun konu ile ilgili açıklaması ise şöyle;

“Köylülerimizin yanındayız ve haklı taleplerini destekliyoruz. Ayağa kalkan ve hakkını arayan köylümüzü yürekten selamlıyoruz.

Bugün tarımda çöküşün esas nedeni,  12 Eylül faşist Amerikan darbesiyle desteklenen, 24 Ocak kararlarıyla uygulamaya konulan neo-liberal politikalardır. 10 Ocak 1996 tarihinde AB ile yapılan Gümrük Birliği antlaşması ise tam bir teslimiyettir. Böylece ülkemiz, kapitalist tekellerin pazarı haline getirildi. Gümrük duvarları kaldırıldı. Başta tütün ve pancar olmak üzere tarım ürünlerine kota getirildi. 2000’lerden sonra ise; çıkarılan bir dizi yasayla tarım sektörü ve iç piyasamız emperyalist tekellerin sömürüsüne terk edildi. Emperyalizmin saldırısını ve işbirlikçilerin bu ihanetini görmeden soruna doğru çözüm üretemeyiz.

MDD İktidarında; suyun başını haramiler değil, köylüler tutacak. Türkiye’yi ABD ve AB’nin  “açık pazarı” haline getiren Gümrük Birliği Anlaşması yırtılıp atılacak.

Tarım yeniden destekleme kapsamına alınacak.

Tarımda planlama yeniden hayata geçirilecek. Üretimi kısıtlayan tüm kotalar kaldırılacak. Çiftçinin yeterince ürettiği tarım ürünleri dışardan alınmayacak. Ürettiğine ise;  alım garantisi verilecek ve değer fiyatından alınacak.

 Özelleştirmeyle çarçur edilen ve yağmalanan tarımsal KİT’ler yeniden kamulaştırılacak. Günümüz koşullarına ve ihtiyaca göre teknolojileri yenilenerek toplumun hizmetine sunulacak.

Yazarın Diğer Yazıları