Cüneyt Kardeş’e yanıt

Dr. Cüneyt Akalın, Aydınlık Gazetesi’nin 13 Eylül 2021 günlü sayısında “Afganistan’ın Bağımsızlığı’nın Ortaya Saçtığı İnciler!” başlıklı bir yazı yayımladı. Yazıda, “ağır ol be Yıldırım Kardeş” ve “Koç kardeş, emperyalizm çağında bağımsızlık önemlidir, yaşamsaldır” yazmış. Taliban konusunda yazdıklarımı da eleştirmiş.

Ben de Cüneyt Kardeş’e yanıt vereyim.

Önce Aydınlık Gazetesi bulmadaki zorluğumu dile getireyim. 1993 yılı Mayıs ayından 2021 yılı Ocak ayına kadar 28 yıl Aydınlık dergi ve gazetelerinin aralıksız/kesintisiz köşe yazarıydım (yanılmıyorsam bu durumda olan tek kişiydim). Bu 28 yıllık köşe yazarlığım süresince gazetede uzun süre haftada üç gün köşe yazdım. Bazı gelişmeler karşısında ikinci sayfadaki yeri de değerlendirdim. Aydınlık’ı epeyce bir süredir almıyorum. Dün Cüneyt Akalın’ın yazısından haberdar olunca, gazeteyi almaya çalıştım. Ankara’da Küçükesat Dörtyol’dan Kızılay’a ve oradan Sıhhiye’ye kadar gazete satılan her dükkana baktım. Hiçbirinde Aydınlık yoktu. Birkaçına sorduğumda aldığım yanıt, “alan yok, biz de istemiyoruz” oldu. Gerçekten üzüldüm. Bir dönem 87.000 sattığını bildiğim Aydınlık’ın satışının epeyce bir süredir 1000-2000 bandına düşmüş olması, 28 yıl bu gazeteye her hafta en az bir yazı vermiş bir kişi olarak, beni çok üzdü. “Acaba Aydınlık’ın satışını Amerikan emperyalizmi mi engelliyor” diye düşünmedim de değil (!).

Neyse, bu ayrı bir konu.

Cüneyt Akalın, benim için, “Vay anasını sayın seyirciler. Hazret, sanki divana kurulmuş, ulufe dağıtıyor,” diyor.

Şöyle yazıyor: “Koç, yazısında Kemalist hareketin desteklenmesinin de bu çerçevede benimsendiğini, Doğu Halkları Kurultayı’ndaki komünist, halkçı, devrimci ve İslami renkteki bütün konuşmacıların da aynı ilkeleri ve öncelikleri benimsediklerini vurguladıklarını yazıyor.”

Böyle bir şey yok. Dr.Cüneyt Akalın uyduruyor. Taliban olayıyla ilgili yazılarımı tekrar tekrar gözden geçirdim. Sözünü ettiği ve alıntı yaptığı yazının, 1 Eylül 2021 günü yayımlanan “Anti-Emperyalist Olmak Yetmez, Gerici Olmayacaksın” olduğunu belirtiyor. O yazıda ne Kemalist hareketin desteklenmesinden söz ediliyor, ne de Doğu Halkları Kurultayı’ndan. Dr.Cüneyt Akalın hayal görmüş, gördüğü hayali gerçek sanıp, benim yazımda olduğunu ileri sürmüş. Acaba diğer yazılarımda bu konuda bir görüş yazmış mıyım diye kontrol ettim. Diğer yazılarımda da yok. Cüneyt Kardeş umarım bundan sonra hayallerini kendine saklar; bana mal etmez.

Taliban olayını değerlendirirken, bu hareketin dünyada ilerici ve devrimci harekete katkısına ve verdiği zarara bakmak gerekir. Diğer bir deyişle, bir fayda/maliyet analizi yapacaksınız. Ne getiriyor, ne götürüyor? Her şerde bir hayır vardır. Taliban şerrinde ne kadar hayır var? Buna bakacaksınız.

Bu konuya hangi bakış açısından yaklaşacağınız size bağlı.

Ben, insanın insanı ezmediği ve sömürmediği, insanın insana kulluk yapmadığı, insanlığın doğayla uyum içinde sade ve dostluğa dayalı bir yaşam sürdüğü bir dünya arzuluyorum. Buna giden ilk adım olarak da, bağımsız, laik, gerçekten demokratik bir Türkiye istiyorum. O zaman Taliban olayına bakışımda hareket noktam bu. Taliban olayı bu amacıma ne kadar hizmet ediyor? Ne kadar zarar veriyor?

Günümüzde bu amacımın önündeki en önemli engel, emperyalizm. Emperyalizm geriletilmeden ve yok edilmeden, arzuladığım dünyaya doğru ilerlemek mümkün değil. O zaman sormam gereken soru şu: Taliban, emperyalizmi ne kadar zayıflatıyor? Taliban, insanın insanı ezmediği, sömürmediği, kullaştırmadığı, insanlığın evrensel değerlerinin ve demokrasinin geçerli olduğu bir dünya mücadelesine ne kadar zarar veriyor?

Basit bir fayda/maliyet analizi.

Ne yazık ki, aralarında Cüneyt Kardeş’in de bulunduğu bir kesim, belki birilerine yaranma çabası içinde bu basit analizi yapmıyorlar, yapamıyorlar.

Taliban’ın emperyalizmi geriletmedeki katkısı küçücükken, insanlığın mutlu ve huzurlu geleceği mücadelesine verdiği zarar çok büyük. Bunun için de, Taliban’ın amacının insanlığı karanlığa sürüklemek olduğunu söylüyorum.

Dr.Cüneyt Akalın’ın da, Taliban’ı destekleyen diğer kesimlerin de gözden kaçırdığı çok önemli bir nokta daha var.

Bir hareket, emperyalistlere karşı olabilir. Gericiler de emperyalizmin baskı ve sömürüsüne karşı tepki verebilirler.

Emperyalizme karşı olan hareketleri ikiye ayırmak gerekli.

Birinci tür, ilerici ve devrimci güçlerin önderliğinde oluşan bir cephede gericilerin de yer almasıdır.

İkinci tür, gericilerin önderliğindeki hareketlerde ilerici ve devrimci güçlerin yer almasıdır.

Taliban’ı destekleyenler Mustafa Kemal Paşa’nın Kurtuluş Savaşımız sırasında bazı gericilerin desteğini almasından söz ediyorlar. Doğrudur; ancak Kurtuluş Savaşı’nın politikasını belirleyen kişi, Mustafa Kemal Paşa’dır. Mustafa Kemal Paşa, Kurtuluş Savaşı’nın zafere ulaşması sonrasında bu kesimi hızla tasfiye etti; demokratik devrim sürecinin yeni aşamalarında bunlara acımadı.

Lenin de hem iç savaş, hem de emperyalist saldırıya karşı mücadele döneminde muhafazakar kesimlerin desteğini harekete geçirdi; bu dönemde Komünist Partisi içinde özel bir birim bile oluşturdu. Ancak bu ittifakın veya işbirliğinin belirleyici gücü, Lenin’in partisiydi. Lenin de emperyalist saldırı ve iç savaş sona erdikten sonra bu kesimlerin etkisini hızla sildi.

Bakü Doğu Halkları Kurultayı’na katılanlar arasında cihat isteyenler vardı. Ancak Kurultay’ın başkanı, aynı zamanda Komünist Enternasyonal’in başkanı olan Grigory Zinoviev’di ve cihat çağrısını yapanlardan biri de oydu. Ancak Doğu Halkları Kurultayı’nın tartışmalarını ve kararlarını şeriatçılar değil, komünistler belirledi. Kurultay’ın sonunda yayımlanan Doğu Halklarının Manifestosu da şöyle sona eriyordu:

Doğu’nun halkları “uyanıyorlar ve cihad çağrısını, gaza çağrısını duyuyorlar. Duydukları bizim çağrımızdır. Bu, Komünist Enternasyonal’in sancağı altında Batı’nın devrimci proletaryası ile birleşmiş olan Doğu halklarının temsilcilerinin birinci kongresinin çağrısıdır.(...)

“Biz şimdi sizi, Komünist Enternasyonal’in kızıl sancağı altında ilk gerçek cihada çağırıyoruz. Sizi, kendi iyiliğiniz için, özgürlüğünüz için, yaşamınız için cihada çağırıyoruz. (Riddell, John (ed.), To See the Dawn, Baku, 1920, First Congress of the Peoples of the East, Pathfinder, New York, 1993, s.230-232)

Mustafa Kemal Paşa da, Lenin de ülkelerindeki gerici güçlerin emperyalizmle olan çelişkilerinden yararlandılar; ancak ipler onların elindeydi, gericilerin değil. Gericilere teslim olmadılar; gericilerin şerrinin içindeki hayırdan yararlandılar; zamanı gelince de onlardan kurtuldular.

Peki, ikinci örnek nerede yaşandı? İran’da.

İran’da komünist partisi Tudeh, emperyalistlerin kuklası Rıza Şah Pehlevi’ye karşı yükselen halk hareketi içinde yer aldı; ancak mollalar çok daha güçlüydü ve gelişmeleri onlar belirledi. Bir süre sonra da Tudeh’in binlerce kadrosu ve destekçisi hunharca katledildi veya işkenceden geçirildi ve hapsedildi.

Diyebilirsiniz ki, “İran’da emperyalizme karşı olan güçler ne olursa olsun, bu bölgede emperyalizm geriletildi; bu da yeterlidir.”

Ancak bunun diğer bir sonucu, İran’da köklü bir devrimci geleneği olan güçlerin, Şah döneminde varlığını sürdürebilirken, Humeyni döneminde vahşi bir biçimde yok edilmesi oldu. Ayrıca, bugün bile, mollaların 1979 yılı Şubat ayında iktidara gelmesinin üzerinden 42 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen, İran Medeni Kanununda kadınlar ve İran İş Kanununda işçi hakları konusunda önemli kısıtlamalar devam ediyor. Şeriatçılar, ilerici ve devrimci görüş, kişi ve örgütleri yaşatmıyor.

Gelelim Taliban’a.

Taliban’ın ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinde tabii ki önemli bir rolü var. Ancak her geçen gün, Taliban’ın çağdışı vahşetini yeniden gün yüzüne çıkarıyor. Bazıları bir milli hükümet bekliyordu. Taliban tek başına iktidarını kurmaya çalışıyor. Taliban hâlâ ve yine eski Taliban. Afganistan, komünistlerin iktidarda olduğu dönemde önemli atılımlar gerçekleştirmişti. Amerikan emperyalistlerinin eğittiği, donattığı, beslediği Taliban’ın saldırıları sonucunda bu düzen parçalandı. Ardından kurulan Taliban yönetimi diğer ülkelere gericilik ihraç etti. 11 Eylül 2001 sonrasında ABD’nin saldırıları sonucunda, bir dönem emperyalistlerin köpekliğini yapanlar, bu kez emperyalistlere karşı kendilerini korumaya başladı. Bir dönem her türlü ilerici, devrimci, çağdaş düşünceyi yasaklayanlar ve bunları savunanları vahşice yok edenler, bugün yine iktidarda. Tamam, bu barbarların saldırıları sonucunda emperyalizm bir yara aldı; ancak bu barbarlar yalnızca emperyalistlere zarar vermedi; daha da büyük zararı, dünyanın ilerici ve devrimci güçlerine, kadınlara, işçilere verdi, veriyor ve ne yazık ki vereceğe benziyor.

İran’ın mollaları ülkedeki ilerici ve devrimci güçleri yok etmişlerdi. Taliban bu işi daha vahşice yapıyor ve yapacak. Umarım Cüneyt Kardeş bu vahşeti okuduğunda biraz üzülür ve görüşlerini gözden geçirir. Taliban olayını Mustafa Kemal Paşa’nın ve Lenin’in önderlik ettiği mücadelede yer alan ve bir süre sonra tasfiye edilen gericilerle karşılaştırma gibi bir hata yapmaz.

Taliban’ın amacı insanlığı karanlığa sürüklemektir. Taliban’ı destekleyenler, anlayamadığım nedenlerle, bu amacı görmezden gelmektedir. Şerrin içindeki küçücük hayıra odaklandıklarında, şerrin kendisini gözden kaçırmaktadır. Rusya’nın, Çin’in, Türkiye’nin, Avrupa Birliği’nin, ABD’nin ve başka hiçbir ülkenin tanımadığı Taliban’ı desteklemek, tarihsel bir hatadır. Cüneyt Kardeş de bu hataya düşüyor.