Devrimci vicdan

Vicdanı olmayan, herşey, her halt olur ama devrimci olamaz. Tabiat kanunudur bu. Devrimci herşeyden önce vicdanlı olacak. Gerisi sonradan gelir, düzelir, değişir. Ama vicdan ya vardır ya yoktur.

Vicdan öyle toplantılarda, kulislerde, binalarda, bürolarda da olmaz. Vicdan sokaktadır, sıradan insanın elinin emeğinde, gözünün ferindedir. Vicdan, arabacı Şükrü Usta’dadır. Diğer namıyla Köşker Şükrü Usta. Adana’nın arka mahallelerinden birinde halkla iç içe, halkın içinde. Halk onun yüreğinin bir köşesinde, Şükrü Usta ise halka şah damarından yakın. Her nefes alışlarında, öfkelerinde, sevinçlerinde, dertlerinde, tasalarında. Öyle onurlu, öyle sade, öyle emekçi. Herşeye rağmen gözleri parlayan ışıl ışıl, umutlu Şükrü Usta.! Dostlarını görünce daha bir umutlanıyor Şükrü Usta. Bize umut veriyor gözlerinin ışıltısı, yüreğinin temizliği, devrime olan inancıyla. Bizden aldığı umudu binlerce katlayıp bize veriyor Şükrü Usta. Yanında ayrılınca evet bu iş olacak, bu maya tutacak diye geçiriyorum içimden.

Vicdandır Şükrü Usta, Şükrü Usta neredeyse vicdan da oradadır. Partideyse partidedir vicdan, sokaktaysa sokaktadır vicdan. Bizim Şükrü Usta uzun zamandır sokakta. Demek ki çok da vicdan aramamak, vicdansızlıktan şikayet etmemek gerekiyor. Şükrü Usta Adana’nın kenar mahallesinde, bir kunduracı dükkanında.

Silivri direnişinde delinmiş çadırı yağmurun altında diken ustadır. Mahirdir, her iş gelir elinden. Hiç tereddüt etmeden Adana’dan kalkıp Silivri zindanının kapılarına dayanmış Şükrü Usta, Yüksekova’da bayrak tutandır. Öyle korkutamazsın, yıldıramazsın, eğip bükemezsin. Yangın yeridir yüreği, yoldaşları, ustaları dört duvar arasında mahpusken durmaz Şükrü Usta; koşar gider Silivri’ye. O zor günleri ve koşulları anlatırken herşeye rağmen gözleri parlıyor. Zerre pişman değil. Ne güzel günlerdi diyor. Oysaki o günler kötüydü, düşman azgınca saldırıyordu vatanperverlere ama mücadele güzelleştiriyordu herşeyi. Yoldaşlık, arkadaşlık, dayanışma… Bir arkadaşın gülüşü, dostça bir el, sıcacık bir gülümseme ısıtıyordu Silivri zindanının soğuk esen yelini. Diniyordu yağmur, açıyordu bahar, güllük güneşlik oluyordu her yer. Kışa inat, yağmura inat, soğuğa inat, azgınlaşmış düşmana inat. İçeride direnen yoldaşlar, yurstseverler… dışarıda yüreğini siper etmiş binler, onbinler! O onbinlerden biridir Şükrü Usta! En az içeride boyun eğmeyen çelikten iradeleriyle ustaların izinde, çelikten bir kale Şükrü Usta!

Öyle mütevazi durduğuna aldanmamak lazım, ettiği birkaç kelamdan bile aslında dolu biri olduğu anlaşılıyor. En az hayat kadar, kitabi bilgiyi de biliyor. Arabacı Şükrü, Köşker Şükrü, vicdanlı Şükrü, emekçi Şükrü, ceketi sırtında Şükrü! Tanımış olmak büyük şeref.

Yazarın Diğer Yazıları