Devrimin hamalı

Gezdikçe görüyorsunuz fukaralığı, yokluğu, ülkenin uğradığı talanı ve hayasız akını. Ve gezdikçe görüyorsunuz umudu, direnci ve dirençle bilenen bilinci. Çelik yay misali gerilen iradeyi, için için yanan ateşi.

Her adımında ülkenin yokluğu, yokluğa inat umudu. Gezdikçe ülkeyi, dokundukça insanına, bu toprağın kadirşinas insanına umudun yeşeriyor, sol memenin altındaki cevahir daha bir coşuyor, ben buradayım, ben varım ve ben var oldukça umut var, yarınlar bizim. Yarınlar, nasırlı elleriyle toprağı yoğuranın, alın teriyle bozkırı sulayanın. Yarınlar; senin, benim, bizim. Yarınlar esmerliklerinin envai tonunda umudu yaşatan çocuklarımızın. Yarınlar direnenlerin. Güneşin şavkıyla yollara düşenlerin. Ay ışığında, zifiri karanlıklara inat yarınları var edenlerin. Harman yerinde söylenen türkülerin, dağ başlarında halaya duranların, sevda yolcularının. Yarınlar, her gün on kilometre yürüyerek “bugün parti kapalı kalmamalı” diyen fedailerin ellerinde, omuzlarında yükselmekte.

Böyle bir ahlak, böyle bir bağlılık, bu inanç, bu bilinç ve bu vicdan var oldukça umut vardır. Gaziantep’te bir emek abidesi, bir halk insanı Ahmet Kurt. Gittik, gördük; çayını içip, yemeğini yedik. İlla çay içeceksiniz ve illa yemeğini yiyeceksiniz Ahmet abinin. Yemeği yenir, çayı içilir. Her damlasında çayının, her lokmasında yemeğinin o namuslu ellerin emeği var. Tadı da keyfi de başka oluyor. İşte bu Ahmet usta ki dizinin ağrısına, yılların yorgunluğuna bakmadan kilometrelerce yolu yürüyerek partiyi açmaya gidiyor işte orada umutlanıyor insan, bu güzel insanların varlığıdır hayatı güzelleştiren. Güç veriyor varlıkları, bir daha tazeleniyor umut, yarına olan güven. Namuslu ellerle var edilen, namuslu ellerde yükselen mücadele. Katıksız emek, katığıdır yarının dünyasının.

O zaman anlıyorsun ya halkın içimdesin ya halkın dışında. Eğer halkın içinde olmayacaksan hiçbir yerdesin. Anlayamaz, kavrayamazsın. Dokundukça memleketim insanına, bin ah işitir lakin bin kat da güç alırsın. Sevdadır bu, tanıyanı var eder, tanımayanı tarumar. Bu sebeptendir ki umudu görmek, umutlanmak istiyorsan yüzünü Anadolu’ya döneceksin. Umut orada. Toprağın kara bağrında filize yatmış. Uğruna dökülecek bir damla tere bakar.

Emek adamıdır Ahmet Usta bir o kadar da bilgedir. Okuduğu kitapları anlatıyor laf arasında, fikir soruyor, fikrini söylüyor. Savrulmamış. dimdik durmuş, eğilip bükülenlere inat. Yüreğinin bir köşesinde yer etmiş olan yarının kavgası ve o kavganın ateşiyle tutuşan yüreğiyle zerre tereddütsüz, en ufak umutsuzluğa kapılmıyor.

Bilgeliği kadar inatçıdır Ahmet abi, sebatkardır. Dün olduğu gibi bugün de yürümeye hazırdır kilometreleri. Hamalıdır partinin, hamalıdır mücadelenin. Her yüke, payına düşecek her göreve omuz vermeye hazırdır. Erinmez, üşenmez. Yolu güzelleştiren güzel yoldaşlardandır.

Daha uzun yolları beraber ve omuz omuza yürümek dileğiyle ayrıldık yanından.

Yazarın Diğer Yazıları