Gezi onurumuzdur… Hadi, alın beni de

kuşkusuz haberiniz var,
ne düşünüyorum
şu olup bitenler hakkında

 

neyi seviyorum,
neyi sevmiyorum
neyin yanındayım,
neye karşıyım
kiminle görüşüyorum
kim girip çıkıyor evime
ve geçmeden tezgahımın başına

MECİT ÜNAL

DİLEKÇE

1.

kapının dibinde işte

günlerdir hazır çantam

diş fırçası, tıraş takımı, picama
ensülin iğnelerim buz kabının içinde
kalp ilacım cebimde
aldım alacağımı hayattan
verdim kime ne vereceksem de

ama türkiye’ye borcum çok
büyüttü, adam etti, bu yaşıma getirdi
ödeyemem hakkını uğrunda ölsem bile,

alın beni de.

2.

oturma odasının ışığını
açık bırakıyorum tüm gece

hışırdayan bir yaprak duysam,
ya da karanlığın içinde kımıldasa bir gölge
geldiler diyorum,
şimdi bahçe kapısını geçerler,
az sonra da taşlığa çıkan merdivenlerde…

ah, hepsi birden doluşup
bari çiçekleri ezmeseler de…

akşamsefaları arsızdır, evet –alın beni de,
papatyalar kendiliklerinden yetişebilirler
güllerse zararı yok, zaten budanacaklar
ama küpe çiçekleri nazlıdırlar
cam güzelleri duygusal
menekşeler alıngan
çiçek yetiştirdiyseniz
bilirsiniz bunları
çıt diye kırılırlar,

alın beni de.

3.

kuşkusuz haberiniz var,
ne düşünüyorum
şu olup bitenler hakkında

neyi seviyorum,
neyi sevmiyorum
neyin yanındayım,
neye karşıyım
kiminle görüşüyorum
kim girip çıkıyor evime
ve geçmeden tezgâhımın başına,
saatlerce ne konuşuyorum kedimle

hele taşın damarını bulunca
-birden aklıma geliyor
günlerdir aradığım
o dil yakan kelime,-
nasıl çıldırıyor içimdeki lir

ya göğsümdeki yangın,
ya ağzımdaki zehir?

hadi
alın beni de,
bir kadının iki çocuğunun ellerinden tutarak
porsuk çayına atladığını fısıldayan birinden
her şey beklenebilir.