Helalleşmenin adresi Cumhuriyet ve Türk Milletidir

Birkaç haftadır bir helalleşme furyası aldı başını gidiyor. “Herkesle helalleşeceğiz” açıklaması, muhatabı muğlâk bırakılarak tüm gerici ve bölücü çevreleri cüretkâr bir şekilde hareketlendirmeye başladı. Bu şaibeli çağrı, ne Cumhuriyet’e ne de Türk milletine yönelikti. Muhatapları bilerek seçildi. Karanlığa atılan bir taş, kuyunun dibindeki haşeratları heyecanlandırıp sevinç çığlıklarına gark ediyor. Fetö’nün firarileri ve içerideki kriptolarından tutun, etnik bölücülüğe mankurt gibi saplanıp kalmış niteliksiz ama cazgır çevrelere kadar, atılan bu taş, kuyunun her bir köşesinden bucağından değişik ama aynı içerikte kıpırdanışlara fırsat yaratıyor.

Fetö yandaşları, eskiden kader birliği yaptıkları parti için liberallerin “yetmez ama evet”  sloganını, helalleşme çağrısı ile yeniden piyasaya sürmeye başladılar. 15 Temmuz’dan kalan kin ve düşmanlıklarını bu kez helallik isteyen başka bir parti ile tamama erdirmenin hesaplarını çoktan yapma yoluna girdiler.

Cumhuriyet’in sağladığı eşitlik, hukukun üstünlüğü, sosyal hukuk devleti olmak gibi erdemleri taşıyamayacak kadar ruhları köleleşmiş etnik bölücüler, ısındırılmaya başlayan kavgadan yorgan kapma derdine düştüler. Türkiye Cumhuriyeti hepsi için ortak bir düşmandır. Sağdan, soldan, dincisinden ırkçısına hepsi de aynı amaçta birlik ve beraberlik içindedir.

 Dinci kanat, Fetö’nün bıraktığı yerden zaten bu hedefi kollayıp durmaktaydı. Sözde helallik isteme çağrısını, sırf muhalefetten geliyor diye, ağız uçlarıyla reddediyor görünseler de, Cumhuriyet’e yeterince zarar vereceğini bildiklerinden, içten içe coştukları su götürmez. Tarihte hiç örneği, uygulaması olmayan, İslam’da hiçbir nass temeline dayanmayan hilafet çağrıları, şeriat hayalleri ve daha  bir yığın dinci söylemle Cumhuriyet’i hedef alan çevreler, “bizimle de helalleşin” diyorlar. Bunun ne anlama geldiğini bilmiyorsanız, ya cahilsiniz; o zaman yönetici olmak için yeterli birikiminiz yoktur. Ya algılamanız alt düzeydedir; o zaman bu koskoca Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetecek keskin bir zekâya sahip değilsiniz. Ya da helalleşelim çağrısını, Atatürk’ün partisine rağmen size zorla yaptıran birileri ya da bir yerler var demektir.

Bu şıklardan hangisi? Biz halkız, bunu siz biliyor olmalısınız.

Ama bilin ki üçü de aynı kapıya çıkar.

İrili ufaklı etnik bölücü çevreler, Türk milletini neredeyse aile aile, fert fert bölmek için bu “helalleşme”den nasıl birden fazla post çıkarırım hesabındalar. Apaçık bir terör sorununu tam tersine çevirerek  “Kürt Sorunu” yaygarası yapan ve bu yolla Kürt kökenli Türk yurttaşların tepesinde boza pişiren çevreler, ne diyor?

Haklarımızı verin, bizimle de helalleşin!

Kimin hakları? Milyonlarca Kürt vatandaş adına konuşup %9’un altında kalan, bu oranı da tehdit ve şantajla kotaran sıfır buçuk bir avuç  terörsever militan, hangi haklardan söz ediyor?

Cumhuriyet rejiminde ırk, din, dil ayrımı yapılmadan devletin her vatandaşına, hatta sığınmacılara bile eşit davrandığını yaşayarak görüp dururken, helalleşmeden neyi kastediyorlar?

Şunları kapalı ama çoğu zaman apaçık kastediyorlar:

Emperyalizmin emrinden çıkmayan hiçbir terör örgütü olmadığı için, o bir avuç militan, topraklarımızın bir kısmını, Türk halkının bir kısmını ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin tüm varlığını, istiyor. Türk bayrağını, anayasayı, hukuku, eşitliği, laikliği, özgürce, bağımsızca yaşamayı istemiyor. ‘Bağımlılık karaktersizliği’ haline gelmiş bu terör çevreleri, ‘bağımsızlık karakterimdir’ diyen Atatürk’ün asaletini ve iyiliklerini algılayacak yeterlilikte olamaz. İhanet, akıllı ve zeki insanların çoğunda rastlanan bir şey değildir.

Bununla da kalmıyorlar.

Bu terör yandaşları, “Ermenilere soykırım yapılmasından dolayı, onlarla da helalleşelim” demeye başladılar.

Yani onların deyimiyle bunun açılımı şöyle: “Türkiye Cumhuriyeti ve Türk halkı, siz 1915’te Ermenilere soykırım uyguladınız. Biz sizin meclisinizden, vergilerinizden, Cumhuriyetinizin altın tepside sunduğu insanlık ve uygarlığınızdan yararlanarak, Ermeni çetecilerin Türkiye’deki sözcüleriyiz.  Sadece Kürt sorunu yok, Ermeni sorunu da var” Öyleyse mevcut Türkiye Cumhuriyeti devleti ortadan kalkmalı; dış güçlerin verdiği destekle toprakları her etnik ve mezhepsel topluluklara pay edilmelidir.” İşte Kürt’ü sorunlaştıranlarla Ermeni’yi sorunlaştıranların ortak yanı budur. İkinci ortak yanları, her ikisi de ne Kürtleri ne de Ermenileri temsil etmediklerinin çok iyi farkındadır. Zaten sevmezler.  Ne var ki, efendilerinin boyunlarına taktığı tasma, başlarını hakikate döndürmesinler diye ancak burunlarının ucunu görmelerine  müsaade etmektedir. Cumhuriyet güneş gibi doğup ışıtıyor, Türk milleti her ırkı ve dini bağrında eşi görülmemiş bir insaniyetle barındırıyor olsa da, bu özürlü algı kahpeliğini huyundan vazgeçiremezsiniz.

Güneydoğu’yu başka bir ülkenin toprağı gibi adlandırarak “Kürdistan” kurulacağını savunan hayalperestler, bölücü terörün sözcülüğünü yaptıklarını biliyorlar ama o bölgeyi içine alan büyük Mezopotamya alanının Tanah’ta  İsrailoğulları’na vaat edilen “Vadedilmiş topraklar” (1) olduğundan haberleri bile yoktur. Nil’den Fırat’a kadar uzanan toprak parçası, İsrailli akademisyen Israel Shakak’a göre, Mısır’ın başkenti Kahire’den Türkiye’nin incisi Van’a kadar uzanmaktadır. Shakak, yeni İsrail stratejisinin fikir babasıdır. (2) Bu açıklama, Tanah’ın ilgili ayetini teyit eder.   

Ne Kürdistan’ı, ne bölgesi, neyin hayalidir bu? İsrail için bu bir iman meselesidir. Kürt kökenli yurttaşlarımız, dış güçlerin neden bölücü terörü desteklediklerini ve ülkemiz bölünürse adı geçen bölgemizde piknik dahi yapamayacaklarını çok iyi bildikleri için teröre hep mesafeli durmayı bilmişlerdir.

O halde ülkesi ve ulusuyla birlik ve beraberliği temel alan Türkiye Cumhuriyeti ile helalleşmek herkesin, her kesimin boynunun borcudur.

Çare nedir?

Helalleşmenin adresi Cumhuriyet ve Türk milletidir. Buradan helallik almamak, helalleşmeyi Cumhuriyet, Atatürk ve Türk milletinin azılı düşmanlarıyla yapmak, haramzadelikten başka bir şey değildir. Bu bir hata da değildir. Denenmiş ve çok acı sonuçları hepimizce tecrübe edilmiş nesnel, apaçık ve somut bir anayasal cürümün tekrarıdır.

Dincilerden helallik dilemek yerine;

İslam dinini her şeye alet eden Fetö ve benzeri şer odaklarıyla yeterince savaşamadığımız,

İslam’ın adına, onu kirletmeye kalkarak, Atatürk’e yine onun kurtardığı yurdundan, camilerden lanet okunmasını önemsemediğimiz,

Tevhid-i Tedrisat kanununa apaçık muhalefet ederek sözüm ona eğitim-öğretim yapan yasa dışı medreseleri, Fetö benzeri cemaat ve tarikatları eleştirmekten bile kaçındığımız,

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görevi ve amacını aşarak bir takım yanlış icraatlarda ve beyanlarda bulunarak Diyanet’i laik özerk bir kurum olmaktan çıkarma girişimlerini önemsemediğimiz,

Orta ve Yüksek düzeyde din eğitim-öğretim kurumlarının sayısı yerine çağdaş anlayışla düzeylerini artırmak konusunda oralı bile olmadığımız,

Fetö ile mücadeleyi adaletsizlikle suçladığımız,

Adalet yürüyüşünde adaletten nasibini almayan Fetönün kaynağı nurculara dua ettirdiğimiz,

Cemaat ve tarikatlara, “biz daha fazlasını veririz”  edasıyla yaklaştığımız,

Doğrudan Atatürk’ü, Cumhuriyet’i ve Türk Milletini hedef alan büyük küçük illegal dinci oluşumlara göz kırptığımız,

Türkiye Cumhuriyeti’nin şeyhler, dervişler ve mensuplar ülkesi olmayacağını açık ve kesin dille vurgulamadığımız,

için ,

“biz Cumhuriyetimizden ve Türk milletinden helallik istiyoruz”, demelisiniz.

Bölücülerle helalleşmek yerine,

Terörü “Kürt sorunu” na dönüştüren hiçbir oluşum ya da siyasi kılığına girmiş militanlarla yolumuz kesişmez demediğimiz,

Ülkesi ve ulusu için siyasi mücadele verenleri, “demokrasi karşıtı, faşist, huzur bozan” diye nitelendirip edilginleştirdiğimiz,

“Cumhuriyet” sıfatını, Atatürk adını yalnız “dostlar alış verişte görsün” diye taşıdığımız,

Cumhuriyet ve Türk Milletine açıktan nefret kusanları yine Cumhuriyet sıfatı ve Atatürk posterleri altında kamufle ettiğimiz,

Atatürk’ü rakı ve balo görüntüleriyle özdeşleştirip halkın içinden çıkan ve halktan bir lider olduğunu unutturmaya çalıştığımız,

Halkçı Atatürk yerine “seçkinci Atatürk” imgesi yarattığımız,

Ülkesi ve milleti uğruna şehit olanları ve şehit ailelerini, terörseviciler kadar sevip saymadığımız

Ve

Fetö ve bölücüler ile aramıza Atatürk milliyetçiliği kadar mesafe koyamadığımız,

İçin,

“Bütün Türk milletinden helallik istiyoruz”

Demelisiniz.

Cumhuriyet ve Türk milleti ile helalleşmedikçe,

Dinciliğin seküler tarafında olmaktan başka farkınız kalmaz.

 

(1) Tanah/Yeşu, Bölüm 1:1/9: “Kulum Musa öldü. Şimdi kalk, bütün halkla birlikte Şeria Irmağı’nı geç. Size, İsrail halkına vereceğim ülkeye girin. Musa’ya söylediğim gibi, ayak basacağınız her yeri size veriyorum. Sınırlarınız çölden Lübnan’a, büyük Fırat Irmağı’ndan –bütün Hitit ülkesi dahil– batıdaki Akdeniz’e kadar uzanacak. Yaşamın boyunca hiç kimse sana karşı koyamayacak; nasıl Musa ile birlikte oldumsa, seninle de birlikte olacağım.”

(2) https://bilgeturkhaber.com/israilogullari-039-nin-quot-vaat-edilmis-toprak-quot-meselesi-nedir-5 (Erişim Tarihi: 23.11.21).

Yazarın Diğer Yazıları