Kadını ikinci sınıf gören anlayışlarla Türkiye yönetilemez!

Kadını ikinci sınıf gören anlayışlarla Türkiye yönetilemez!

Yunan kuvvetlerinin Kütahya-Eskişehir hattında genel bir taarruz başlattıkları günlerde, Ankara’da Birinci Maarif Kongresi toplanır. Öğretmen okulunda 15 – 16 Temmuz günlerinde toplanan Kongreye Mustafa Kemal de katılır. Kadın ve erkek öğretmenlerin salonda ayrı ayrı oturduğunu gören Mustafa Kemal, Kongreyi düzenleyen Öğretmenler Derneği Başkanına; “Ne yapıyorsunuz siz? Toplantıya kadın öğretmenleri de çağırmışsınız, onları ne diye erkek öğretmenlerden ayrı oturttunuz? Utanmıyor musunuz? Ayıptır. Kendinize mi güveniniz yok, yoksa bu hanımların iffetine mi?” diye sorar.

Sonraki oturumda kadın ve erkek öğretmenler karışık oturur.

Bu tarihi olayın iki açıdan önemi vardır: Birinci olarak bu davranış, o güne kadar, kadını ikinci sınıf insan olarak gören Ortaçağ dünyasından, kadını ve erkeği birbirine eşit yurttaşlar olarak gören Cumhuriyete geçişi gösterir.

İkinci olarak bu davranış, tam da Eskişehir Kütahya cephesinde durumun kötüye gittiği koşullarda, -Kongre devam ederken yaveri yanına gelir ve cephenin yarıldığı haberini verir -  bir milletin geleceği açısından Atatürk’ün kadın erkek eşitliğine verdiği önemi ortaya koyması bakımından düşündürücüdür. Nitekim Kongre’den ayrıldıktan sonra Atatürk derhal Cephe hattına hareket eder ve Ordulara, Sakaya nehrinin doğusuna çekilme emrini verir. 

Aradan 101 yıl geçti. Geçenlerde Bursa Osman Gazi ilçesinde Mithatpaşa Ortaokul Müdürünün kız ve erkek öğrencilerin ayrı ayrı oturtulmasını isteyen yazısı basında yer aldı. Gelen tepkiler üzerine Müdür görevinden alındı. Aynı Müdür, dünya Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğünün kararı ile görevine geri döndü. Göreve geri dönüş ile ilgili kararın emrinin Ankara’dan gittiği konusunda şüphe yok.

Ve gene hiç şüphe yok ki Mithatpaşa Ortaokul Müdürü’nün alelacele görevine iade edilmesi, aynı müdürün kız ve erkek öğrencilerin ayrı ayrı oturtulması kararından daha vahim bir durumu gösterir.

Bir yanda bir milletin ölüm kalım mücadelesinin verildiği günlerde yüzyılların geri anlayışlarına meydan okunarak verilen karar, öte yanda yüzyıl sonrasında kadını yeniden Ortaçağ karanlığına mahkum etmek isteyen anlayış.

Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu bundan daha iyi anlatan bir tablo olamaz.

Okul sıralarında kız ve erkek öğrencileri ayrı ayrı oturtan anlayış, kadını sadece bir cinsel obje olarak görür. Onlara göre kadın doğuştan ikinci sınıftır, aklı eksiktir. Onun görevi sadece erkeğine hizmet etmek, onun ihtiyaçlarını karşılamak, evinde oturmak ve çocuklarına bakmaktır.

AKP iktidarı döneminde kadına karşı işlenen suçlarda görülen büyük tırmanışın ardında bu anlayış yatmaktadır.

Bu anlayışın hakim olduğu bir iktidar, ekonomi, eğitim ve toplumsal barış vb başta olmak üzere Türkiye’nin hiçbir sorununu çözemez.

Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği gibi "Mümkün müdür ki bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin!" 

Bursa Mithatpaşa Ortaokulunda yaşanan olay, AKP iktidarının kadın programının; ‘toplumun yarısını ayaklarından zincirlerle toprağa bağlamak” olduğunu göstermiştir.

20. yüzyıl Türkiye’si bu anlayışları kabul etmedi. 21. Yüzyıl Türkiye’sinin kabul edeceğini sanmak ise Türkiye’yi tanımamaktan başka bir anlama gelmez!

Haber2021’den…