Kahramanlar

Hepimizin, özellikle çocukluk dönemlerinde kahramanları vardır. Kiminin hayali, kiminin gerçek. Benim kahramanlarım gerçekti. Gerçek kahramanların, gerçek hikayeleri ile büyüdüm.

Onurun, namusun, vicdanın, emeğin, devrim sevdasının kahramanlarıydı benim çocukluk kahramanlarım.

HASAN ERKILIÇ, ADİL TURAN…

İki devrimci, iki umut, iki meşale, cesaretin, fedakarlığın temsilcisi iki kahraman. Bildiği doğrudan şaşmamış iki onur timsali. Doğrularını yaşamış, doğruları uğruna kahpece katledilmiş iki devrimci.

Parti emir vermiş; işçi yatağı Alibeyköy’den Tunceli Nazımiye’ye ikiletmeden gitmiş, partiyi kurmuş. Yanlışa yanlış demiş, doğrusunu ölümüne savunmuş, dimdik durmuş Hasan Erkılıç.

Karanlık günler; katil çeteleri, özel ekipler dolaşıyor Tunceli’nin dağlarında. Özel eğitilmiş, beslenmiş, kollanmış. Devrimcilerin kanına susamış, bulduğu her fırsatta kalleşçe pusular kuran. Amaç sol, sosyalist, vatansever gençleri yıldırmak, yok etmek. Bir fikirleri yok bunların, düşünmez, okumaz, araştırmaz. Verilen görevi yapar, eline verilen tetiği çeker. Kimi, niye, neden, kim için vurduğunu bilmez. Bilse de bilmez…

Yine bu karanlık günlerde puslu bir havada hainler karşısına çıkamadıkları Hasan Erkılıç’ı pusuya düşürdüler. Dağdı Hasan, Tunceli’nin heybetli dağlarından bir dağdı. Heybeti yetiyordu, yüreği, cesareti… Hasan’ı ancak pusuya düşürerek ortadan kaldıracaklarını biliyorlardı öyle yaptılar. Kontrgerillanın kontrolündeki çeteciler Hasan’ı hain bir pusuyla etkisiz hale getirdiler. Alçakça işkencelerle katlettiler. Hainin yanına kalır mı hainlik? Kalmadı! Hasan’a kıyanlar yine kendi hain kurşunlarıyla ödediler bedelini.

ADİL TURAN; IŞILDAYAN ZEKÂ!

Adil Turan denilince hep zekâsı anlatılırdı. Hasan’ın heybeti kadar Adil’in zekâsı aklımda kalmış anlatılan hikayelerle. Zekasına karşı koyamayınca pusu kurup kıydılar Adil’e de. Büyük devrimci Hasan Yalçın aydınlanma savaşçısı Turan Dursun için; “İslamcılar Turan Dursun’la İslam’ı tartışacak bir düşünür bulamadılar ama onu kurşunlayacak üç tane katil buldular.” demişti. İşte Adil Turan için de benzer cümleler kurulur. Zekasıyla, fikirleri ile baş edemediler. Bir tane cahil tetikçi bulup Tunceli’nin ortasında vurdular Adil’i. Hem de arkadan, kalleşçe. O sene doğan çocuklara Adil, Hasan, Erkılıç isimleri verildi. İsimleri kadar devrim sevdaları kaldı bizlere.

Büyük şansım bu iki kahramanın anıları, hikayeleri ile büyümek oldu. Dedem her bahsettiğinde Hasan Erkılıç’tan gözleri yaşarırdı. Babam halen sesi titreyerek bahseder Adil Turan’dan. İstanbul’da ilk gözaltına alındığım gün üst aramamda cebimden Hasan Erkılıç ve Adil Turan’ın resimleri çıkmıştı dün gibi aklımda, daha on beş yaşındayım.

Ayakta ölür devrimciler, ölür güneşe gömülür, yüreklere, yarınlara ışık olurlar.

Devrimci biat etmez, devrimci teslim olmaz. Yalnız da kalsa bildiği doğruyu savunur, bildiği doğruyu yaşar devrimci. Parti emir verir Nazımiye’ye gider. Devrimci ölecekse de ayakta ölür.

Ve biz halen şanslıyız yaşayan devrimcilerle beraberiz.

Katledilişinin yıl dönümünde Adil Turan’ın şahsında,

Ayakta ölen ve ayakta ölecek devrimcilere selam olsun.!

Yazarın Diğer Yazıları