Kiminle, niye, ne hakla?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu helalleşecekmiş. Güzel laf ‘helalleşmek’ kulağa da fena gelmiyor. Hele ki ortada ülkeyi bu kadar kutuplaştıran, toplumun bir kesimini diğer kesimine düşman etmiş olan bir iktidar varken.

Ancak ifade her ne kadar kulağa hoş gelse de iş söylemin hoşluğundan daha derin, hatta daha vahim bir anlam içeriyor. Sorulması ve bilinmesi gereken ise; kime, neyi, ne hakla helal ediyorsunuz?

Son yirmi yıldır AKP iktidarının yaptıklarıyla mağdur olanlar ne olacak? Ya talan edilen ülke kaynakları, geleceği ipotek altına alınan gençler, çökertilen eğitim sistemi, yozlaştırılan kültürel yapı, ekmeği elinden alınan milyonlar, açlıktan ölen çocuklar, fön makinesiyle ısıtayım derken çocuğu yanan anne, Soma’da maden göçüğünde ölenler, tekmelenen işçi; peki çocukları kurşunlanan, sokak aralarında çetelere öldürtülen anneler, şu Suriye’de beslenip desteklenen barbarların ağaca astığı çocuk ne olacak? Onun, onların hakkını da helal ediyor musunuz?

Ali İsmail’in, Ethem Sarısülük’ün, Abdocan’ın, Berkin Elvan’ın, Dilek Doğan’ın annelerinin yüzüne bakabilecek, onlara bu helalleşmeyi anlatabilecek misiniz?  

Sivas, Maraş ile helalleşirken, o katliamları yapan paramiliter çeteler ve arkalarındaki güçlerle de helalleşmeyi unutmayın. 1 Mayıs 77 katliamını yapanları, 12 Mart, 12 Eylül cuntalarını ve ağababaları ABD’yi aman unutmayın alınırlar.

Onlarca vatanseverin özgürlüğünü, canını elinden alan CİA beslemesi Fethullahçı çetenin tetikçilerini, yıllardır ülkede kardeşi kardeşe kırdıranları da unutmazsınız herhalde…

Küçük kasaba politikacısı denir böylelerine, herkese mavi boncuk dağıtma siyasetidir diğer adı. İktidar olmayı Mevlevi tekkesi açmak sanıyorsunuz. Hesabı sorulmadan hakkını helal etmek mümkün mü? Daha ortada bir şey yokken “yaptıklarınız yanınıza kalacak” sözü mü veriyorsunuz?  

Ben iktidar olayım da kime ne olursa olsun mu diyeceksiniz? Tanrı dahi kul hakkını helal etme yetkisini kendinde bulmuyorken, siz hangi hak ve yetkiyle hakkı yenenin hakkını helal ediyorsunuz?

Madem yapanın yanına yaptığı kar kalacaksa kendinizi bu kadar yormanıza ne hacet, zaten adamlar kurmuş düzenlerini.

Sayın Kılıçdaroğlu düne kadar “beşli çete” diyordu, “devleti ipotek altına alan sözleşmeleri tanımıyorum, tanımayacağız” diyordu. Bürokratlara, memurlara “yaptığınız iş ve işlemlerden sorumlu tutulacaksınız, önünüze gelen evrakları bunu bilerek imzalayın.” “Kanunsuz emri uygulayan da sorumludur” diyordu. Bu noktadan helalleşme noktasına ne zaman, nasıl gelindi? Kimlerle neyin pazarlığı yapıldı diye düşünmeden edemiyor insan.

Aslında hesaplaşılmadan helalleşemeyeceğini pekâlâ söyleyenin kendi de biliyor. Ancak mesele kiminle hesaplaşıp, kiminle helalleşeceği noktasında düğümleniyor. Görünen o ki hesaplaşma Cumhuriyetle, helalleşme karşı devrim cephesiyle olacak. Daha net tanımlama ve en isabetli tespiti Sayın Mehmet Bedri Gültekin, 'Kılıçdaroğlu kime mesaj verdi?' Başlıklı yazısında yapmış. Yazıda “adresi belli olan merkezden görev talep etme, taahhütte bulunma” amacı açıkça tespit ediliyor.

İşin özü; ya Serap Öğretmen kadar cesur olacaksınız ya tarihin çöplüğünde muhtemel selefleriniz gibi yerinizi alacaksınız. Bu ülke yol geçen hanı değil!

Yazarın Diğer Yazıları