Kurban olanlar ve alet olanlar

Kurban olanlar ve alet olanlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan dün (9 Mayıs 2022) yapılan kabine toplantısı sonrasında düzenlediği basın toplantısında bugün Türkiye’de nüfusun yüzde 10’una ulaşan sığınmacı sorununu, bundan 100 – 150 yıl önce Balkanlar ve Kafkasya coğrafyasından Anadolu’ya olan göçmen akınına benzetti.

Kısaca, “Nasıl ki o zaman Anadolu’ya sığınan göçmenleri kabul ettiysek şimdi de aynı şekilde ülkemize gelen sığınmacıları kabul edeceğiz” dedi.

Erdoğan’ın yaptığı eskilerin deyimiyle “mugalatadır.” İki olay arasında en ufak bir benzerlik yoktur.

19. yüzyılın ikinci yarısı ve 20. yüzyılın başında Osmanlı devleti Batılı sömürgeci – emperyalist devletlerin hedefi olan bir ülkeydi. Balkanlar ve Kafkasya’da bir yandan Rus Çarlığı, diğer yanda başta İngiltere olmak üzere Batılı kapitalist devletler, Osmanlı devletinden toprak koparmak, uydu devletler aracılığıyla Osmanlıyı parçalamak için saldırıyorlardı.

Bu faaliyetin sonunda kıyımlardan kurtulan iki bölgenin Türk ve Müslüman halkı için Anadolu’ya sığınmak biricik kurtuluş yoluydu.

Yani bundan 100 – 150 yıl önce Anadolu’ya gelenler sömürgeci saldırganlığın kurbanlarıydı.

Bugün gelenler ise emperyalist saldırganlığın kurbanları değil tam tersine aletleridir. Taleban’ın Amerika’yı kovup Afganistan’da yönetimi ele geçirmesinin ardından, Türkiye’ye gelen yüzbinlerce genç Afganlı, ABD’nin bu ülkedeki 20 yıllık iktidarı döneminde kurduğu Ordu’nun mensuplarıdır. Yani Amerika için görev yapmışlardı. Amerika kovulunca da ülkelerini terk ettiler.

Suriye’de olup bitenleri ise hepimiz yakından biliyoruz. 2011 yılında daha Suriye’den tek bir sığınmacı ülke dışına çıkmamışken sınırda mültecilerin kalacağı kamplar inşa edip, geçimlerini üstlenme sözü vererek Suriyelileri davet edenler bugünkü iktidar sahipleri idi. Kamplar inşa edildi ve altı ay boyunca kampta kalacak Suriyeli yoktu.

Sonrasında IŞİD, Nusra ve İhvanı Müslimin gibi terör örgütleri aracılığıyla Suriye viraneye çevrildi ve esas olarak bu operasyonun şu veya bu ölçüde “aleti” olanlar Türkiye’nin üzerine yıkıldı.

Burada Suriye’nin yanı sıra Türkiye’nin de istikrarsızlaştırılması, iç çatışmalara sürüklenmesi ve hepsinden önemlisi ABD’nin “İkinci İsrail” planının hayata geçirilmesi gibi bir plan uygulanmaktadır.

Yani bugün yüzyıl öncesinde olduğu gibi “kurbanlarla” değil “aletler” ile karşı karşıyayız.

Onun için de çözüm farklı olacaktır.

Çözüm: “Ankara Şam el sıkışsın, sınır kapıları açılsın! Sığınmacılar güvenle evlerine dönsün!” şeklinde olacaktır.

Haber2021’den…