Malazgirt Savaşı ve Anadolu Türkleri

AKP döneminin değişmeyen tutumu, Anadolu ihtilali ile kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı bitmek tükenmek bilmeyen karşıtlığını olur olmaz nedenlerle ortaya sürmesi Cumhuriyet devrimi yandaşlarını yıldırmaya çalışmasıdır. Cumhuriyet devriminin çok önemli bir aşaması olan 30 Ağustos zaferinin Malazgirt savaşı ile perdelenmeye çalışılması artık alıştığımız yöntemlerinden biridir. Ancak gerçeklere uygun değildir.

Türklerin Anadolu’ya yerleşmeleri, Alparslan’ın Malazgirt’te Bizans ordusunu yenmesi sonucu olarak gösterilir.  Oysa Malazgirt savaşından çok önce Türkler Anadolu’ya gelmişler, Bizans imparatorluğu içinde örgütlenmişler, özerk diyebileceğimiz yurtlara yerleşmişlerdir. Bu Türk yurtlarından Bizans imparatorluğundan daha çok İran’a egemen olan Selçuklu İmparatorluğu tedirginlik duymaktadır. Çatışma aslında Bizans imparatorluğu ile Büyük Selçuklu imparatorluğu arasında değil, Büyük Selçuklu imparatorluğu ile Anadolu’daki Türk boyları arasındadır.

Türkler iki bin yıldır pek çok yerde devlet, imparatorluk kurmuşlardır. Buna karşın yalnız Anadolu’ya Türkiye adı verilmiştir. Anadolu’ya Türkiye adını verenler de Türkler değil, Avrupalılardır. Malazgirt savaşının amacı Anadolu’nun kapılarını açıp Türklerin Anadolu’ya yerleşmelerini sağlamak değildir. Malazgirt savaşı arifesinde Büyük Selçuklu Devleti Sultanı Alparslan Mısır’a yürümek üzeredir. Ancak komşusu Bizans, Büyük Selçuklu Devletini kendisi için tehlike sayarak, bu devleti yok etmek için imparator Romen Diyojen komutasında büyük bir ordu ile doğuya doğru yola çıkar. Bunu duyan Alparslan Mısır’a yürümekten vaz geçerek, Bizans ordusunu karşılamak için Malazgirt’e gelir. Sanıldığı gibi Alpaslan saldırı durumunda değildir. Ülkesini savunmak için Malazgirt’e gelmiştir.

Malazgirt’te Bizans ordusunu yenen Alparslan’ın Anadolu’nun önemli bir bölümünü ele geçirmesinin önünde bir engel kalmamıştır. Ancak Alparslan ordusu ile Anadolu içine girmemiş, son elli yıl içinde Bizanslıların Müslümanlardan aldıkları kalelerin geri verilmesini sağlamakla yetinmiştir (bu kaleler sınır kaleleridir. Bizans ile B. Selçuklu Devleti arasında sürekli el değiştiren kalelerdir). Alparslan’ın Anadolu içine girmemesinin nedeni, Malazgirt savaşından önce Anadolu’ya yerleşmiş Türklerin, bu yengi nedeniyle Anadolu’daki etkinliklerinin, bağımsızlıklarının, güçlerinin artacağı, Büyük Selçuklu Devletinin karşısına, güçlü bir devlet olarak çıkacakları endişesidir. Alparslan bu endişe ile Anadolu topraklarına girmemiş, yenilgiden sonra kaçan Bizans ordusunu kovalamamış, tutsak aldığı Bizans İmparatoru Romen Diyojen’i serbest bırakarak Bizans ordusunun yeniden toparlanmasını sağlamak istemiştir. Böylece Anadolu’daki Türklerin devlet olarak örgütlenmelerine karşı Bizans’ın yanında yer almıştır. Ancak Alparslan’ın bu tutumu Anadolu’daki Türklerin güçlenmeleri, ayrı bir Devlet kurmaları gerçeğini değiştirmemiştir. Böylece Anadolu’daki Türklerle doğudaki İran’daki Türkler arasında sürekli gerginlik ve savaş yaşanmıştır. Bu gerginliğin temeli Selçuk Bey oğullarına kadar uzanır.

Selçuk Beyin üç oğlu vardır: Mihal, İsrail(Arslan) ve Musa. Mihail, genç yaşta ölür. Mihail’in oğulları Çağrı ve Tuğrul Bey dedeleri Selçuk Beyin yanında büyürler. Selçuk Bey ölünce, Arslan Bey devletin başına geçer. Gazneliler Aslan Beyi tutsak ederler ve Aslan Bey 1032’de tutsakken ölür. Arslan Bey ölünce yerini yeğenleri Tuğrul ve Çağrı beyler alır. Ülkenin batısı Tuğrul Bey’in egemenliğindedir. Tuğrul Bey 1063’de ölünce yerine Çağrı beyin oğlu Alparslan geçer. Böylece ikiye bölünmüş ülke birleşir.

Tuğrul bey ölünce (oğuz yasasına göre) beyliğin Çağrı beyin oğlu Alparslan’a değil, Alparslan’ın amcası Kutalmış’a geçmesi gerekmektedir. Bu nedenle ayaklanan Kutalmış’ı Alparslan yenmiş, Kutalmış savaşta ölmüştür.

Alparslan Bey Kutalmış’ın oğlu Süleyman şahı koruması altına almış ve önemli komutanlardan biri olmuştur. Bu dönemde, Anadolu’daki Türk boyları çok güçlenmiş, devlet örgütlenmesi aşamasına gelmişlerdir. Anadolu’daki Türklerin devlet olarak örgütlenmelerini artık Bizans’ı kullanarak önleme olanağı yoktur. Bu durumda Alparslan’ın oğlu Melikşah Kutalmış’ın oğlu Süleyman Şah’ı kendisinin egemenliği altında olmak koşulu ile Sultanı Rum yani Anadolu beyi, olarak atamış (1073), böylece Anadolu’daki Türklerin ayrı devlet olarak örgütlenmelerini engellemek istemiştir.

Ancak Süleyman Şah, Anadolu’daki Türkleri Büyük Selçuklu Devletine bağlamanın olanaksızlığını görmüş, Anadolu’daki Türk boylarını örgütlemiş, Bizans topraklarında İznik’e kadar ilerlemiş, İznik’i alarak başkent yapmış Anadolu Selçuklu Devletini kurmuştur (1077) ( Birinci haçlı seferinde İznik düşmüş, başkent Konya’ya taşınmıştır).  Anadolu Selçuklu Devleti Bizans İmparatorluğu ile sürekli savaşmaktadır. İran’daki Büyük Selçuklu Devleti Anadolu Selçuklu Devleti’nin değil, Bizans imparatorluğu yanındadır. Anadolu Selçuklu Devleti Bizans imparatorluğu ve Büyük Selçuklu Devleti ile savaşmaktadır.

Anadolu Selçuklu Devleti’nin Büyük Selçuklu Devleti ile ilk savaşında Süleyman şah ölmüş, iki oğlu Kılıç Aslan’la Kul Aslan tutsak edilmişlerdir (1084). On yıl sonra Kılıç Aslan tutsaklıktan kurtulmuş yeniden Anadolu Selçuklu Devletinin başına geçmiştir. Kılıç Aslan da gene Büyük Selçuklu Devleti ile savaşta ölmüş, oğlu Şehinşah savaşta tutsak düşmüştür.

Malazgirt savaşı, Anadolu dışında egemenlik kuran Büyük Selçuklu Devletinin kazandığı bir savaştır. Anadolu’daki Türkler ile ilgisi dolaylıdır. Pek olumlu da değildir 30 Ağustos zaferi ile benzeşir bir yönü yoktur. Malazgirt savaşını gündeme getirmenin gereği de nedeni de yoktur.

Yazarın Diğer Yazıları