‘Mehmet Çetin devrimciliği!’

Pazarcık ovasındaki yoksul-topraksız köylü mücadelelerinin unutulmaz önderi Mehmet Çetin arkadaşımızın katledilişinin üzerinden 44 yıl geçti... Mehmet Çetin’in devrimci kararlılığı, fedakârlığı, kendisinden önce Partisini, arkadaşlarını, köylülerini düşünen tavrı, duruşu bize yol göstermeye devam ediyor.

Pazarcık ovasındaki yoksul-topraksız köylü mücadelelerinin unutulmaz önderi Mehmet Çetin arkadaşımızın katledilişinin üzerinden 44 yıl geçti. Türkiye’nin, büyük bir toplumsal-siyasal değişimin, daha doğrusu büyük bir Devrimin arifesinde olduğu bugünlerde, bütün devrimcilerin Mehmet Çetin örneğini hatırlamasına, onu örnek almasına ihtiyaç var.

Mehmet Çetin, Pazarcık’ın Demirciler köyünde yaşayan 7 çocuklu yoksul bir köylüydü. Çocukluğundan beri başı dik, asi, haksızlığa boyun eğmeyen bir karakter. Pazarcık ovası, Türkiye’nin en bereketli ovalarından. Adam diksen adam biter. Ova toprakları ağalar tarafından parsellenmiş. Neredeyse her köyde bir de ağa var. Çeşitli yollarla üzerlerine geçirdikleri binlerce dönüm toprak yetmezmiş gibi hazineye ait topraklara da el koymuşlar. 1960’ların sonlarına doğru Türkiye’nin dört bir yanında toprak ve özgürlük için harekete geçen, toprak işgalleri yapan köylülerin mücadelelerinin etkisi Pazarcık ovasına da ulaştı.

1960’ların sonları ve 1970’lerin başlarında Türkiye’de “Devrim rüzgârları” esiyordu. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından dünyanın üçte birinde sosyalist iktidarların kurulması, Küba halkının zafere ulaşan mücadelesi, Vietnam’da zafere koşmakta olan sosyalistlerin önderliğindeki ulusal kurtuluş mücadelesi, Afrika’da birbiri peşisıra sömürgecileri altederek bağımsızlıklarını kazanan ülkeler, yanıbaşımızda Filistin halkının yükselen mücadelesi; Türkiye’de, gençlik başta olmak üzere çeşitli toplum kesimlerini; işçileri ve yoksul köylüleri etkiliyor ve mücadelenin içine çekiyordu.

Osmanlı döneminde Anadolu’nun bir gerçeği olan eşkıyalık, Cumhuriyetle birlikte adım adım zayıfladı ve giderek ortadan kalktı. 1960 ve 70’li yıllarda özellikle Güneydoğu’da Koçero, Hamido, Tilki Selim vb adlarıyla bilinen son eşkıyalar yaşıyordu. O ölçüde olmasa da Torosların doğu kısmında, Çukurova, Maraş bölgelerinde eşkıyalık kalıntıları hala vardı. Eşkıyalık kültürü zayıflayarak da olsa yaşamaya devam ediyordu. Genç Mehmet Çetin’in devrimcilerle tanışmadan önce aklından geçen, ağalığa başkaldırarak “eşkîya” olmaktı.

TİİKP’lilerin 1970 sonrasında Pazarcık köylerinde yaptığı örgütlenme çalışmaları, “eşkîya” olma hayalleri kuran Mehmet Çetin’i “devrimci” yaptı. Evi, bölgede çalışma yapan Parti kadrolarının en fazla uğradığı, kaldığı evlerden biriydi.

Ben, 1976 yılının Şubat ayından aynı yılın Ağustos ayına kadar Parti’nin Doğu Anadolu Bölge Komitesi’nin Başkanı olarak ağırlıklı olarak Pazarcık’ta kaldım. Ova’nın hemen hemen bütün köylerinde bulundum. Her köyde, evine misafir olduğumuz köylü arkadaşlarımız vardı. Ama Mehmet Çetin'in evi en çok kaldığım evdi. İki göz bir evi vardı o zamanlar. 7 çocuğuyla ben bir odada kalırdık. Bana çocukluğumu hatırlatan o ev ortamı, sabah erkenden uyanan çocukların kendi aralarında boğuşmaya başlamaları, çıkardıkları gürültüler beni ziyadesiyle mutlu ederdi. 10 kardeşiyle hep birlikte aynı odada uyuyan, sabah erkenden hep beraber güne başlayan bir köylü çocuğu olarak ben de bir zamanlar her sabah aynı şekilde uyanmıştım.

1975 yılında Selmanıpak köylüleri Pazarcık ovasında ilk toprak işgalini gerçekleştirdiler. 1976 yılının bahar ayları ile birlikte neredeyse bütün Ova ayağa kalktı. Hatırladığım kadarıyla Emiroğlu, Demirciler, Osmandede, Hanobası, Minehöyük köyleri başta olmak üzere çok sayıda köyde toprak işgalleri gerçekleşti. Mehmet Çetin, Selmanıpak toprak işgalinden itibaren bütün bu mücadelelerin içinde, köylülerin yanındaydı. Varlığı, onu yakından tanıyan köylüler için bir kendilerine güven nedeniydi.

Arkadaşımız, bu mücadeleleri 7 çocuk babası olan yoksul bir köylü olarak yürütüyordu. Bir yandan ailenin geçimi için küçük bir parça toprağında çalışmak, bulabildiği diğer işlerde hayatını kazanmak durumundaydı ama aynı zamanda gecesini gündüzüne katarak devrimci mücadeleye, örgütlenmeye omuz vermek durumunda olan bir köylü devrimcisi, bir köylü önderiydi.

Yoksul bir köylünün bir parça ekmeğini evine sık sık gelen devrimcilerle paylaşması, gündüz evinin geçimi için, yapmak zorunda olduğu işlerinden sonra kendi köyünde ve diğer ova köylerinde Partiyi örgütlemek için çalışması; bütün bunlar ancak devrimci bir bilinç ve fedakârlıkla başarılabilirdi.

Bunun mümkün kılan o gün Dünyada ve Türkiye’de esen devrimci rüzgârın herkeste uyandırdığı, daha iyi, eşit, özgür, toprak ağalığının ve her türlü sömürünün ortadan kalktığı bir geleceğe olan inançtı.

7 çocuklu bir yoksul köylünün devrime duyduğu ihtiyaca, devrimin başarılabileceğine olan inancına, bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç var.

Mehmet Çetin’i en son 1977 yılında gördüm. Sonra, parti görevleri dolaysıyla başka yerlerde bulundum. Cenazesine de üstlenmiş olduğum ve zamana bağlı olarak mutlaka yapmam gereken bir iş dolayısıyla gidememiştim. 44 yıl sonra 2021 yılı yazında Demirciler köyüne gittim. Kardeşi Hüseyin’i, karısı değerli arkadaşımız Fatma’yı gördüm. Hüseyin Çetin şimdi Sosyalist Cumhuriyet Partisi’nin Kahramanmaraş yöneticilerinden. Bütün ailesi ile birlikte Partili mücadelesine devam ediyor. Ağabeyinin devrimci hatırasına layık olmaya çalışıyor. Pazarcık ovasının toprak ve özgürlük mücadelesinin önderlerinden, PKK’lılar tarafından katledilen bir diğer şehidi olan Mehmet Ongan arkadaşımızın kardeşi Hacı Ongan ile ablası Sultan Örüm ve yeğeni Derviş Örüm'ün tıpkı Hüseyin Çetin gibi Sosyalist Cumhuriyet Partisi saflarında olmaları, bir anlamda o büyük mücadelenin yaşatılmaya devam edildiğinin canlı kanıtlarıdır.

45 yılın sonrasında yine Partili mücadele saflarındayız hep birlikte. Mehmet Çetin’in devrimci kararlılığı, fedakârlığı, kendisinden önce Partisini, arkadaşlarını, köylülerini düşünen tavrı, duruşu bize yol göstermeye devam ediyor.

Yazarın Diğer Yazıları