Nas-Nush-Us

Adına “ekonomik kurtuluş savaşı” demek, ortada gerçekten bir “kurtuluş savaşı” olduğunu varsaymaya yetmez.

Ülkenin yeraltı, yerüstü kaynaklarını, fabrikalarını, firmalarını, bankalarını vb. tüm imkân ve kabiliyetlerini uluslararası sermayeye peşkeş çekip peşinden de ekonomik kurtuluş savaşı veriyorum demek sadece fıkralara malzeme, karikatürlere konu olur. 

“Yün donu olmayan asker ancak yazın cesur olabilir.”

Bir savaş vereceksen önce topun, tankın, askerin ve barutun olacak. Bunların hiçbiri yok ve hatta düşmana teslim edilmiş durumda ise hele bir de teşhisi yanlış koymuş, tedavi yöntemini yanlış belirlemişsen harcanacak çaba boşa gider. Savaşı daha başında kaybedersin.

Bugün iktidar sahipleri “ekonomik kurtuluş savaşı” iddialarında samimi olsalardı önce ülkenin içinde bulunduğu vahim ve mevcut durumun tespitini yaparlardı. Ülkenin iktisadi gerçeklerini tespit ettikten sonra alınması gereken tedbirler konusunda gerçekçi adımlar atılabilirdi. Bunların en başında da kurulan tefeci-kumarbaz çarkının kırılması, ülke ekonomisinin can damarı olan ve daha önce kamunun elinde olmasına rağmen özelleştirme furyası ile yerli/yabancı sermayeye peşkeş çekilen tüm kurum/kuruluşların kamuya iade edilmesinin sağlanması gerekir. Maalesef iktidar sahipleri bu gerçeklerden uzak, hamasi söylemlerden öteye gidememekteler.

Dış güçler eğer bir operasyon çekiyorlarsa ki şimdi olmasa bile bu her zaman mümkün, mesele ülkeyi yönetenlerin bu operasyonun neresinde olduğudur. Ya da ülkeyi operasyonlara açık hale kim getirdi, hangi politikalarla bu noktaya gelindi ona bakmak gerekir. Ülkeyi yönetiyorum ya da yöneteceğim iddiasında olanların yönetebilme kabiliyetine sahip bir program ortaya koymaları zorunlu. Maalesef gerek iktidardakiler gerek ise muhalefette olup yönetmeye talip olanların ne böyle bir programları ne de böyle bir ufukları var. Baktıkları yerden Amerikan dolarından ötesini gördükleri söylenemez. Umudu dolar olanın halkın tenceresinin dolmasını düşünmesi beklenemez. Düşünse bile çözüm üretmesi mümkün olmaz.

İktidar “ekonomide kurtuluş savaşı” veriyoruz diyerek çözümü bin dört yüz yıl öncesinin efsanelerine dayandırdı mı yangına benzin döker. Olan tam da budur. Anlaşılmaz şekilde her açıklamasıyla sözde “operasyona” açıkça zemin hazırlayan bizzat AKP’li Cumhurbaşkanının kendisidir. “Ortada nas var sana bana laf düşmez” demek, ben bu işi yapamıyorum, yapamayacağım meseleyi Allaha havale ediyorum demekten başka bir şey değil. Bu akıl dışı tutum, değil kurtuluş savaşı vermek olsa olsa düşmana cephane taşımaktır.

“nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir / tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir”  

                                                                                                          Ziya Paşa

Madem “nas” dedi ülkeyi yönete(meye)n bir de “nush” var ki “nas”tan önce “nush”a baksınlar. Zira o da olmazsa peşinden “tekdir” gelir. Ha onu da beğenmezse “kötek” hak olur. Oysaki ortada “us” varken “nas”a, “nush”a, “kötek”e ne gerek var. Us(akıl) değil midir insanı insan yapan? Bırak masal anlatmayı demezler mi adama, ortada bilim var, akıl var, matematik var.

Ülkenin içini boşaltacaksınız, tüm zenginliklerini peşkeş çekeceksiniz, ülke insanını üretemez hale getireceksiniz sonra da kalkıp altında kaldığınız diğer meselelerde yaptığınız gibi vatan, millet, din, iman edebiyatı yapacaksınız. Milletin karnı tok bu laflara, herkesin gözü evde kaynayacak tencerede. O tencereden umudu kesti mi insanlar ne “nas” bırakır, ne “nush” doğrudan “kötek”e gelir mesele.

Bundan öte hakkınız kötek, aşağısı kurtarmaz!

Yazarın Diğer Yazıları