Neden Sosyalist Cumhuriyet Partisi'ne üye oldum

Neden Sosyalist Cumhuriyet Partisi'ne üye oldum

Çok tehlikeli çalışma ortamı olan karanlık bir fabrika düşünün. Tertip düzeninin olmadığı, içi eski püskü ağır makine ve ekipmanlar. Zeminde cam kırıkları, delici kesici aletler… Bu fabrikaya girdiğinizde, makineye, masaya, kablolara takılmadan yürüme şansınız hemen hemen hiç yoktur. Tepetaklak yere düşmeniz an meselesi! Bir cinayete kurban gitmeniz an meselesi!

İşte bu yüzden, fabrikalar, inşaat şantiyeleri cinayet mahalli olmuş durumda. Her ay yüzlerce işçi, sermaye sahipleri yeterli önlemleri almadıkları için, denetimlerin yeterli olmadığı için iş cinayetleri, meslek hastalıkları nedeniyle yaşamını yitiriyor. Yaşamak için çalışan işçi sınıfı, çalışırken ölmemeli.

Bu bir sistem sorunu. Bu sorun sermaye sahiplerinin değil, işçi sınıfının yanında yer alarak çözülür. Bu sorunu çözecek, işçi sınıfının sorunlarını çözecek programın ve kadroların, Sosyalist Cumhuriyet Partisi'nde olduğunu gördüm.

Elbette işçi sınıfının haklarını savunan, iş cinayetlerini, meslek hastalıklarını dile getiren, ciddi araştırmalar yapan partiler veya gruplar var. Bu yapılan çalışmaları her zaman takip ve takdir ediyorum. Bu partilere de üye olabilir, mücadelemi o saflarda da sürdürebilirdim. Fakat o parti ve grupların programlarında Atatürk ve onun ilke, devrimleri yok. Ulusal değerlerimize saygı yok. Eylemlerinde Türk bayrağı yok. Kemalist devrimi tamamlama hedefi yok. Tam bağımsız ve demokratik Türkiye hedefi yok.

İşçi sınıfına karşı sorumluyum. Gökkubbe altında yaşayan halklara karşı sorumluyum. Aileme karşı sorumluyum.

Ruhunu emperyalizme satmamış, ayakları vatan toprağına basan, işçi sınıfının mücadelesini yükseltecek ve topluma yayacak; deneyimlerimizin oluşturduğu birikimi, bilgiyi toplum yararına kullanacak, kral çıplak diyebilecek neferler var bu partide.

İşçi sınıfının çalışırken ölmediği, insanların emeklerinin sömürülmediği, sınıfsız sömürüsüz bir dünya için Sosyalist Cumhuriyet Partisi'nde örgütlenmekten başka çare yok.

Panait Istrati’nin Michael (Arkadaş) isimli kitabını tekrar tekrar okuduk. Aynı havayı teneffüs ettiğimiz, aynı kaptan yemek yediğimiz arkadaşlarımızı da unutmadık. Ne söylenenleri ne de söylediklerimizi unuttuk. Varsın onlar unutsunlar…

Biz arkadaşlarımız için yaşayacağız, arkadaşlarımız için fedakarlık yapacağız. Bizi güçlü kılacak can bağlarını öreceğiz. Bizim mücadelemizi güçlü kılacak, hedeflerimizi gerçekleştirecek en önemli unsur budur.

Varlığı yüce olan, beni ve bizleri hakk’ın ve haklının yanından ayırmasın.

Ahmet Özdemir