Öğretmen örgütlerinin isyanı

Bir kanun çıkarılacaksa, hele de bu bir meslek kanunu olacaksa, konunun muhatapları ile birlikte hazırlamak gerekmez mi?

Yaşamlarında değişiklik planladıklarınızı insan yerine koymak gerekmez mi?

Oysa milyonlarca insanın yaşamında değişiklik planlıyor ama herkesten uzak hazırlıyorsanız planı, dahası, muhatapların neredeyse tamamı içeriğini öğrendiğinde isyan ediyorsa, sizin halkın, milletin iktidarı olduğunuz söylenebilir mi?

Konumuz son günlerde çok konuşulan “Öğretmen Meslek Kanunu” niyeti.

Bütün sendikalar isyanda…

“İktidar dediğim dedik davranıyor” diyorlar.

Ciddiyetsiz bir hazırlık diyor, “böyle bir meslek kanunu olmaz” diyorlar,

“Dediğim dedik iktidar”, isyanlara şikayetlere aldırmadan 2021 senesinin son günü, 31 Aralık’ta Meclis’e taslak metni veriyor yasalaşsın diye.

Anlaşılıyor ki, plan sadece Memur-Sen ve Memur-Sen’e bağlı Eğitim-Bir-Sen ile paylaşılmış. Onları da ciddiye almadıkları, sadece bildirim yaptıkları, sendikanın uğraşla hazırladığı görüşlerini iletebilmek için peşlerinden koşturmasından anlıyoruz. Dosyalarını vermişler vermesine de, niyet komisyondan geçmek üzereyken ancak yetiştirmişler. Bu yazı yayınlandığında muhtemeldir ki, komisyondan da geçmiş olacak.

Basına yansıyan bölük pörçük parçalardan ve özetini 31 Ocak’ta yayınlayan Milli Eğitim Bakanlığının sitesindeki notlardan da anlıyoruz ki, sendikaların “bize danışılmadı” sitemlerinin de ötesinde sorunlar söz konusudur.

Birlikte inceleyeceğiz niyeti. Ama önce sendikaların isyanları;

EĞİTİM-BİR-SEN: “BÖYLE MESLEK KANUNU OLMAZ”

Bem-Bir-Sen’in taslak hakkındaki eleştiri ve önerilerini 5 Ocak günü AK Parti yöneticilerine ileten heyetteki Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın şöyle diyor;

“Teklif, öğretmenlik mesleğini düzenleyen müstakil bir kanun beklentisini karşılama yönünde olumlu bir adım olmakla beraber, öğretmenlik mesleğini sadece belli boyutlarıyla ele almakta, öğretmenlerin beklentilerini topyekûn karşılamaktan uzak kalmakta; bir milyonu aşkın öğretmenin hak, yetki, görev ve sorumlulukları noktasında bir meslek kanununda olması gerekenleri içermemektedir. Bu hâliyle ‘Meslek Kanunu’ adı altında yasalaşması amaca hizmet etmeyeceği gibi, beklentinin tepkiye dönüşmesine neden olacaktır”.

Şimdi de sendikanın öneri metninden bazı satırlar;

“Teklif, muadil kanunların, Yükseköğretim Personel Kanunu, Hâkimler ve Savcılar Kanunu gibi muadil düzenlemelerin çok gerisinde…

“Teklif, sadece öğretmenlerin atamaları, adaylık süreci ile kariyer basamaklarında ilerlemelerine dair kısmi hükümleri düzenlemekte, diğer unsurlar kapsam dışı bırakılmaktadır.

“Teklif sözleşmeli öğretmenliği kaldırmıyor. Anayasal hakları ihlal ettiği kadar öğretmenler arasında tepki çeken ve kamuoyu nezdinde yıpratıcı niteliği bulunan sözleşmeli öğretmenlik uygulamasının kaldırılmasına ve kadrolu öğretmenliğin esas alınmasına dair bir hüküm teklifte yer almalıdır.

“Mülakat uygulaması kaldırılmalıdır

“Ücretli öğretmenlik bir istihdam modeli olmamalıdır. Ücretli öğretmenlik, arızi durumlar nedeniyle zorunlu bir istihdam yolu(dur)… dengi kadrolu öğretmenlerin ücret seviyesinde bir aylık ücret almaları ve fiili çalışmaları ne olursa olsun sosyal güvenlik primlerinin aylık 30 gün üzerinden ödenmesi’ şeklinde, sosyal devlet ilkesi ekseninde bir düzenleme teklifte ne yazık ki yoktur.

“Özel sektörde çalışan öğretmenler de düzenleme kapsamına alınmalıdır

“Büyük ölçekli bir özel öğretim kurumları ağı da faaliyet göstermesine rağmen teklif, yalnızca Millî Eğitim Bakanlığı kadrolarındaki öğretmenler gözetilerek kaleme alınmıştır.

BU NASIL MESLEK KANUNU?

Bem-Bir-sen, iktidara verdiği görüşlerinin içinde Meslek Kanununda olması gerekenlere ayrıca ve geniş bir yer ayırmış. Duruma bakılırsa iktidarın yasa teklifini gören tek sendika da olduğu için, sıraladıklarının daha çok teklifte olmayanları içerdiğini düşünebiliriz;

“Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun ihtiva etmesi gerekli konular;

“-Öğretmen ve öğretmenlik kavramları, öğretmenlik mesleğinin özellikleri ve öğretmenlik standartları”

“-Öğretmene ve öğretmenliğe yön verecek ilke ve esaslar”

“-Öğretmenlerin eğitim sistemi içerisinde sahip olduğu hak ve yetkiler ile sorumluluklar”

“-Ödül ve disiplin uygulamaları”

“-Öğretmen istihdamı ve çalışma şekilleri – iş güvencesi”

“-Resmî eğitim-öğretim kurumları yönünden öğretmenlerin atama ve yer değişiklikleri

“-Öğretmenlerin ders yükleri ve okul dışı etkinlikleri ekseninde günlük ve haftalık çalışma süreleri

“-Öğretmenlik mesleğinden çıkarılmayı gerektiren hâl ve şartlar

“-Eğitim kurumu yöneticiliği

“-Eğitim-öğretim süreçlerinde mesleki yeterlik ve beceriyi öne çıkarmaya odaklı bir rehberlik ve denetim sistemi

“-Öğretmenlere ve eğitim kurumu yöneticilerine ilişkin etik ilkeler

“-Mesleki gelişim ekseninde kariyer basamaklarıyla ilişkilendirilmiş olarak öğretmenlerin mesleklerinde ilerlemelerini ve yetkinliklerini artırmalarını sağlayacak hizmet içi eğitim süreçleri

“-Mesleki özerklik-karar alma süreçlerinde öğretmenlerin katılımını sağlamaya yönelik tedbirler

“-Sendikal haklar”

“-Eğitim-öğretim hizmetinin sunumu sırasında öğretmenlere karşı işlenen suçlar ve bunlara karşı yaptırımlar.”

Şimdi soralım;

Eğer Meslek Kanunu teklifi bunca temel konuyu içermiyorsa, nasıl bir meslek kanunudur bu? Böyleyse eğer durum, asıl amaç nedir peki?

TÜRK EĞİTİM-SEN: “HAKLARIMIZI GERİYE GÖTÜREMEZSİNİZ”  

Bakalım üye sayısı bakımından ikinci sırada olan, Türkiye Kamu-Sen Konfederasyonu’na bağlı Türk-Eğitim-Sen, “Öğretmen Meslek Kanunu” girişimi hakkında 08.12.2021 tarihli açıklamada ne diyor?

“…mesleğin statüsünü sağlam ve yasal bir zemine kavuşturacak, öğretmenlik mesleğinin saygınlığını artıracak tedbir ve düzenlemelere…” ihtiyaç var.

“Öğretmen atamaları KPSS puan üstünlüğüne göre, mülakat yapılmadan gerçekleştirilmelidir.

“Kariyer basamakları; 10 yıl öğretmen UZMAN ÖĞRETMEN, 20 yıl öğretmen BAŞÖĞRETMEN olarak düzenlenmeli ve kesinlikle sınavsız olmalıdır.

“Müdür ve müdür yardımcısı olarak atanacaklar sadece yazılı sınavla belirlenmelidir.”

Ve “neden” diye soruyor.

 “Şayet tasarı hazırsa neden hala sendikalarla, paydaşlarla, kamuoyuyla paylaşılmadı?

“Herkes şunu bilmelidir ki; yüzbinlerce üyesi olan sendikaları devre dışı bırakacak, onların taleplerini ve beklentilerini dikkate almayacak bir yöntemle kanunun hazırlık sürecinin yürütülmesi önemli bir eksikliktir. 

“Şunu da herkes bilsin ki, mevcut haklarımızı geriye götürecek her türlü girişime karşıyız. Bu konuda hiçbir adımdan çekinmez, demokratik ve hukuki haklarımızı sonuna kadar kullanırız. Bu kanun süreci kapalı kapılar ardında değil, yüzbinleri temsil eden kuruluşların ve öğretmenlerimizin katılımıyla, şeffaf bir şekilde yürütülmelidir.

“Sözleşmeli, ücretli, kadrolu öğretmen ayrımı kaldırılarak sadece KPSS puan üstünlüğüne göre öğretmen ataması yapılması gerekir.”

EĞİTİM-SEN: “HAK VE TALEPLERİ YOK SAYAN MESLEK KANUNU İSTEMİYORUZ!”

Eğitim-Sen, KESK’e bağlı. Üye sayısı bakımından işkolunda üçüncü sırada… 14 Aralık 2021 tarihli açıklaması böyle başlıyordu. Okuyalım;

“ Siyasi iktidar ve Milli Eğitim Bakanlığı… kendi bildiğini okumakta.

 “Öğretmenlik Meslek Kanunu gibi önemli bir düzenleme kapalı kapılar ardında, kanunun muhatabı olan öğretmenlerin ve sendikaların iradesi dışında, onların görüşleri, önerileri, hakları ve talepleri dikkate almadan hazırlanmıştır.

“Kanunlarda ‘uzmanlık mesleği’ olarak ifade edilen öğretmenliği bir kariyer mesleği haline getirme girişimini onaylamak mümkün değildir.

“Geçmişte büyük tartışmalara neden olan uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik gibi… kariyer sınavları, öğretmenler arasındaki mesleki dayanışmayı ortadan kaldıracak, çalışma barışını bozacak, eğitim emekçileri arasındaki güven ilişkisini zedeleyecektir.

“Aynı işi yapan öğretmenler arasında hiyerarşi yaratmak ve farklı ücret politikası uygulamak ‘eşit işe eşit ücret’ ilkesine temelden aykırıdır.

“Öğretmenlik mesleğinin ve öğretmenin saygınlığı, öğrenci ve velilerin farklı değerlendirmeleriyle polemiğe açılacak, öğretmenlik mesleği daha da itibarsız hale getirilmiş olacaktır.

“Öğretmenlik mesleğinin tanımı, öğretmenlerin nasıl ve nerede yetiştirileceği, mesleğe kabul ve istihdam koşulları, öğretmenlerin güvenceleri, hakları ve sorumlukları ile mesleki yaşamları ve emeklilik konularında yapılacak düzenlemelerin muhataplarına sorulmadan yapılmak istenmesi kabul edilemez.

“Milli Eğitim Bakanlığı, meslek kanunu konusunda samimiyse ve gerçekten öğretmenler lehine bir düzenleme yapmak istiyorsa ILO ve UNESCO tarafından 5 Ekim 1966’da kabul edilen ve Türkiye tarafından da imzalanan ‘Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı’na uygun düzenlemeler yapmalı; ekonomik, sosyal, mesleki, özlük haklarımızla ilgili taleplerimiz kabul edilmelidir.”

EĞİTİM-İŞ: ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU KANDIRMACASINA HAYIR!

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonuna bağlı Eğitim-İş, üye sayısı bakımından bu işkolundaki dördüncü sendika. 13 Aralık 2021 günü, bu başlık altında kapsamlı bir açıklama yaptı. Geniş özeti şöyle;

“Evet, …öğretmenlik mesleğine ilişkin bir meslek kanunu düzenlenmelidir. Fakat… AKP iktidarı eliyle yapılan hiçbir düzenleme öğretmenlik mesleğine ve eğitime yararı olmamış, aksine onarılmaz zararlara yol açmıştır… 3600 ek gösterge, uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik için ek ödeme yapılması gibi… söylemlerle kamuoyu oyalanmaktadır. 3600 ek gösterge ve kariyer basamaklarının 7 yıl önce 19. Milli Eğitim Şura kararlarında da yer aldığı unutulmamalıdır.

Ek ödeme, uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik unvanları kullanılmadan ve kıdem esas alınarak tüm öğretmenlere yapılmalıdır. Başöğretmenlik ve uzman öğretmenlik unvanları (ve bu unvanlar için sınav. M.A)  kesinlikle kaldırılmalıdır.

Öğretmenlik mesleğinde de belli aşamalar ve uzmanlaşma (ustalık) söz konusudur. Ancak… öğretmenliğin basamaklandırılması yanlış olacaktır. Öğretmenler arasındaki çalışma barışını bozacak, veli-öğretmen ve okul yöneticileri arasında yeni sorunlar ortaya çıkmasına neden olacaktır.

“ASIL AMAÇLANAN NEDİR?”

 “AKP iktidarının amacı, öğretmenlik mesleğinin itibarını artırmak değil, eğitimi kendi ideolojik çizgisine çekerek piyasacı bir anlayışla yönetmektir.

Yapılması planlanan düzenlemenin… çalışma hayatımıza ilişkin güvencelerimize dokunulması (niyeti M.A.) olduğu anlaşılmaktadır.”

Bu değerlendirmeleri yapan Eğitim-İş de, Eğitim-Bir-Sen gibi “gerçek” bir meslek kanununda olması gerekenleri kendi penceresinden şöyle sıralıyor;

“Gerçek bir Meslek Kanunu;

“-Tüm eğitim çalışanlarının hakları dikkate alınmalı.

“-Öğretmenlerin gelir düzeylerinde iyileştirmeleri ve 3600 ek gösterge beklentisini karşılamalıdır.

“-Öğretmenler vergi dilimi işkencesinden çıkarılmalı, asgari ücret dışında kalan kısmı %15 ile sabitlenmeli.

“-Mesleğe girişten başlayarak, emekli olana kadar her branşın sorununun çözümü için ayrı ayrı düzenlemeler yapılıp eşit işe eşit ücret, eşit hak vb. özlük haklarında iyileştirmeleri içermeli.

“-Tüm öğretmenlerin maaş karşılığı girmek zorunda oldukları ders saatleri 15 saate eşitlenmeli.

“-5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü ve 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde öğretmenlere bir maaş ikramiye verilmelidir.

“-Ders ücretleri artırılmalı.

“-Mecburi hizmet bölgeleri için mali ve özlük hakları noktasında özendirici teşvik uygulanmalı.

 “-İsteğe bağlı veya özre bağlı tayinlerde mecburi hizmet bölgeleri için ek tazminat gibi özendirici adımlar atılmalı, mecburi hizmet bölgelerindeki öğretmenlerin mağduriyetleri giderilmeli.

“-Öğretmen emeklilik yaşı hesaplaması diğer mesleklerden farklı tutulmalı, yıpranma payı verilmeli.

“- EYT sorunu öğretmenleri de kapsayacak şekilde düzenlenmeli.

 “-Öğretmenlik mesleği tek tip olmalı. Ücretli, sözleşmeli öğretmen uygulamaları tarihe karışmalıdır. Asgari ücretin altında çalıştırılan ücretli öğretmenlerin emeğinin sömürülmesine son verilmelidir.

“-Objektif, adil, özendirici ve motivasyonu yükselten bir ödüllendirme sistemi uygulanmalı

 “-Öğretmenlerin Mesleki Gelişimlerini desteklemek, kendilerini güncellemelerine olanak sağlamak için yüksek lisans, doktora vb. imkanları artırılmalı, aynı zamanda bu çalışmaları yapabilmesi için hem ekonomik destek verilmeli hem de uygun şartlar sağlanmalı.

“-Kadın öğretmenlerin gebelik, doğum, süt izni konusunda iyileştirmeler yapılmalıdır.

“-Öğretmene yönelik sözlü, psikolojik ve fiziksel şiddeti önleyecek düzenlemeler acildir. Öğretmenlerin can güvenliği ve huzuru güvence altına alınmalı.

 “-CİMER gibi uygulamalarla öğretmen asılsız ihbarların hedefi yapıldı. Bu uygulamalara son verilmeli. 

“AKP iktidarının yapacağı ve eğitim ile öğretmenlik mesleğine zarar verecek düzenlemelerin karşısında olacağımızı bu noktada, yasal, anayasal ve uluslararası sözleşmelerden gelen örgütlülüğümüzün verdiği tüm hakları kullanarak mücadele edeceğimizi bir kez daha belirtiyoruz.”

 

ANADOLU EĞİTİM-SEN: HİÇBİR PAYDAŞIN GÖRÜŞÜ ALINMADI

BASK Konfederasyonuna bağlı olan Anadolu Eğitim-Sen, 31 Aralık 2021 günü bir açıklama yaparak “teklif öğretmen beklentisini karşılamaktan uzak” dedi. Açıklama özetle şöyle;

“31 Aralık günü Öğretmenlik Meslek Kanunu meclise sunuldu. Fakat hiçbir paydaşın, öğretmenin görüşü alınmadan sunuldu.

“Öğretmenlerin nasıl yetiştirileceği yok!

“Görevde yükselmeler yok!

“Mevcut öğretmenlerin özlük ve sosyal haklarında bir geliştirme, iyileştirme yok!

“Farklı statülerde çalışan öğretmenleri tek çatı altında KADROLU öğretmen olarak tanımlamak yok!

“16 yıldır var olan uzman-başöğretmen adaletsizliğini gidermek yok!

“Okul yöneticileri ile ilgili herhangi bir düzenleme yok!

 “Aday öğretmenler için AKS (Adaylık Kaldırma Sınavı) kaldırılıyor ama yerine içeriği yönetmelikle hazırlanacak olan Adaylık Değerlendirme Komisyonu getiriliyor. Komisyon kararına göre aday öğretmen ya öğretmenliğe atanacak ya da görevine son verilecek ve 3 yıl süreyle mesleğe alınmayacak! Şimdiye kadar kurulan komisyonların ne kadar adaletsiz olduğunu gördük, bu komisyon kimlerden oluşacak? Mülakat mı yapacak? Objektif olmayan hiçbir değerlendirme kabul edilemez!

“Uzman ve başöğretmenlik için verilecek eğitimlerin yanında sınavda başarılı olma kriteri getirilmiş.

“Yüksek lisans ve doktora mezunları sınavdan muaf tutulmuş…

 “Öğretmenin ücretlisi, geçicisi, sözleşmelisi olmaz; öğretmen sadece KADROLU olur. Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun da tüm öğretmenlerin kadrolu olarak ele alınması elzemdir.

“Mevcut tasarı hali hazırda 10 yılını doldurmamış öğretmenler için bir ekonomik fayda getirmez iken, belirli kıdemi dolduran öğretmenlerin ek ödemelerinin artırılması için de eğitim ve sınav öngörmektedir.

“Zaten bir ihtisas mesleği olan öğretmenlikte her öğretmen UZMANdır. Unvanlara ihtiyaç duymadan her öğretmenin gelirini artıracak düzenlemelere ihtiyaç vardır.

 “Öğretmenlik Meslek Kanunu teklifi olan öğretmenlerin ihtiyacını karşılamaktan uzaktır.”

Anadolu Eğitim-Sen de böyle diyor.

NEYİN NESİ?

O halde, sendikaların sıraladığı bu ihtiyaçlar dikkate alınmamışsa,

Meclise gönderilen Meslek Kanunu niyeti sendikaların büyük kısmından habersiz hazırlanmışsa, haberi olanların da fikirleri dikkate alınmamışsa, bu Meslek yasası neyin nesidir?

Öğretmeni parçalayacak, bölecek, huzursuz edecekse, kimin içindir, niyedir?

Sonraki yazıda birlikte ele alacağımız konu bu olacak.