Senden nefret ediyorum!

Senden nefret ediyorum!
Çoğunu İlk Kez Duyacağınız Yönleriyle River Plate-Boca Juniors

SÜPER CLASİCO

Kazanma isteği, hırs, mücadele futbolun olmazsa olmazlarından. Söz konusu derbi olunca rekabetin getirdiği arzuyla sinirler de gerilmiyor değil. 

Ama söz konusu Superclasico olunca bildiğiniz tüm derbileri unutun! Basit bir mahalle derbisi olarak başlayan Boca Juniors-River Plate rekabeti, kavgalar, ölümler ve hatırlanmasını istemeyeceğiniz olayların sonu gelmiyor. 

Sınıf mücadelesi ile özdeşleştirilmesine rağmen zaman içinde bu özelliğini yitiren Superclasico, şiddetinden hiçbir şey kaybetmiyor!

NEFRET NEDİR?

Kişinin kendisine yakınlık derecesi fark etmeksizin; bir başkasına içindeki insan sayısı fark etmeksizin bir gruba, eşyaya, dile, dine, ırka, ten rengine, cinsel kimliğe, siyasi görüşe karşı gösterilen yüksek derecede olumsuz duygusal bir tutumdur. 

Dostoyevski, "kumarbaz" adlı kitabın da der ki: "Hayatta bazen birisine o kadar çok gereksinim duyarız ki onun sevgiden çok nefretten kaynaklandığını bile bile yine de katlanırsınız birçok şeye."

NASIL BİR NEFRET BU?

Bu kadar güçlü bir duyguyu ne tetikleyebilir içimizde? 

Ayrıca şu da var: sadece kötü olarak gördüğümüz insanlara karşı mı büyür bu duygu? 

Bir Boca Juniorslı ve bir River Plateli neden nefret eder birbirinden? 

Hem de hangi takım daha iyi tartışması yüzünden arkadaşının evini ateşe verecek kadar. 

Aklınızdan şu geçti değil mi? 

"Bu ne saçmalık bir takım için bu yapılır mı? diye. 

Evet haklısınız. Bir takım için bu yapılmaz ama o sadece bir takım değilse. 

Acaba onlar da şehrin iki farklı yakasının takımları mıydı? 

Yoksa iki kıtayı nefretle mi bağlıyorlardı birbirlerine? 

Hayır. 

Hikaye çok sıradan başlamış aslında.

LA BOCA'DA DEVLER KURULUYOR

Her ne kadar sınıfların mücadelesi olarak bilinse de iki kulüp de Buenos Aires'in yoksul bir mahallesinde olan La Boca'da

kuruldu. Hem de hiç gürültü çıkmadan. İkisi de aynı sınıfın kulübüydü.

Kısaca şöyle: önce River Plate takımı kurulur. 

Bu takımda yer bulamayan üç genç mahallede bir bankta kulübün ismine karar verirler,  kulübün renklerini belirlemek içinse fantastik bir fikir çıkar ortaya. 

Limana gelen ilk geminin bayrağının renklerini alacaklardı. Ve limana ilk gelen İsveç bandıralı gemi olur. 

AYNI MAHALLENİN ÇOCUKLARI

1913’te ilk resmi maç ile başlayan mücadele 1935’e kadar hep aynı mahallenin çocuklarının kavgası olarak kaldı. 

Sonuçta kazanan da kaybeden de akşam başını yastığa aynı mahallede koyuyordu. 

Çekişme olsa da her şeye rağmen onlar mahalleli idi. 

EZELİ REKABET EBEDİ DÜŞMANLIK

1935'e gelindiğinde sarı-lacivertliler La Boca'da yalnız kaldı çünkü mahallenin kırmızı-beyazlı çocukları şehrin zengin kesimlerinden olan Nunez’e taşınmıştı ve artık farklı olan eskisi gibi sadece forma renkleri değil, artık River Plateliler için Boca Juniorslılar BOSTEROS yani leş kokan, Boca Juniorslılar için ise River Plate taraftarı GALİNAS yani korkak tavuk du. 

Bir zamanlar aynı mahalledeki çocukların mutluluğu iken futbol, o saatten sonra River Plateliller için sanat olmuşken; Boca Juniorslılar içinse yaşam mücadelesi, gerçekleşmeyen hayallerin, bazen açlığın, yoksulluğun, çığlığın hatta silahı olmuştu ama yıllar geçti ve bu silaha kan sıçramaya başladı. 

SINIF MÜCADELESİ

Peki neden River Plateliler için sanat olan futbol, Boca Juniorslılar için yaşam mücadelesinin bir dışavuru mudur? 

Bir örnekle anlatayım: çevremizdeki dar gelirli ay sonu ödeyecek kirasını düşünerek evden çıkan; tüm gücünü, alın terini, tenceresinin kaynamasını, çocuğunun okul masraflarını karşılayabilmek,    faturalarını ödeyebilmek için akıtan eşimizi dostumuzu düşünün. 

Kaç kez onların ağzından şöyle bir şey duydunuz? 

"Hafta sonu şurada özel bir resim sergisi var. "Yada bu cumartesi akşamı için caz konseri için bilet aldım, kimseye söz verme." Evet, kaç defa duyduk? 

İşte bu yüzden bir Boca taraftarı da tüm gün mücadeleden sonra geriye cebinde kalan birkaç peso ile oraya gider ve girişte şunu okur: Boca dinim, Maradona tanrım, La Bombonera kilisem. "Tüm bunlar birleştiğinde o alınan bilet 90   dakikalık bir futbol müsabakasından çok Roma döneminde kolezyum'da gladyatör dövüşü izlemek için alınıyor gibi değil mi? 

YETMİŞ BİR

1968'e gelindiğinde Spor haberlerinde ekrana yansıyan sayılar sadece maçının skoru değildi. El Monumental oynanan maçta River Plate taraftarlarının ateşe verdikleri bayrakları Boca Juniors tribünlerine atması sonucu meydana gelen izdihamda tam 71 taraftar can verdi. 

El Monumental'in ilk büyük trajedisi idi.

Şimdi tekrar soruyorum: Tam yetmiş bir can gerçekten sadece basit bir futbol maçı için mi hayattan koptu, olayın stadyumda yaşanması sebebin futboldan olduğunu mu gösterir? 

VE LİG BAŞLAR

Lig başlar, bir askerin şafak doğan güneş diyeceği günü beklemesi gibi bekler iki taraf da Süper Clasico yu. 

O gün gelir, mesai yoksa biletler hazırdır. Öyle tüm dertler o gün için unutulur falan demeyeceğim. 

Yalan çünkü Bocalılar için hem ev hem kilise hem de psikiyatri kliniği orası. 

Şenliklerle başlar ilk seans ve ilk düdükle birlikte konfetiler yağar dünyanın geri kalanındaki tribünleri kıskandıracak besteler söylerler, haykırışlarına cevap beklerler oyunculardan tribünler. 

Eğer o top River Plate kalesine girerse çılgınlar gibi akar tribünler sahaya. 

Mutludur La Bombonera'da tutunduğunu hisseder yeniden, ama ya gelmezse o cevap? 

O zaman bir anda unutulur; konfetiler, umutlar, mücadele, renkler, gözlerden taşar nefret.

Tek bir kötü vardır:

Bocalılar için Riverliler, Riverliler içinse Bocalılar... 

En haklı hep onlardır.

ŞİMDİ SKOR 2-2

Tarif 30 Nisan 1934 La Bombonera çimlerine çıkan iki River Plate formalı oyuncu Crespo ve Ortega attıkları gollerle Bocalıların ateşine körükle gittiler ve 90 dakika sonunda çalan düdükle maçın bittiğinden eminlerdi ama öyle olmadı. 

Crespo ve Ortega'ya sahada karşılık veremeyen bazı taraftarlar farklı galibiyetini kutlamak isteyen iki River Plate taraftarının canı ile eşitlemeye karar verdiler ve Nunez duvarlarına "şimdi skor 2-2 " yazdılar.

HERŞEYİ UNUTUN

Şu ana kadar anlattığım bütün hikaye'yi bir düşünün hayat mücadelesi, yoksulluk, tuttuğu takımı umut ışığı olarak görmenin dramatikliği...  Hepsini çöpe atın. 

Hepsini, bütün hikayeyi... 

Çünkü bir insanı öldürdüğümüzde belki adını bile bilmediğimiz kaç çocuğu var, eşini nasıl seviyor, hangi hayaller için mücadele ediyor bilmediğimiz? Tek suçu tuttuğu takımın zaferini kutlamak olan birini öldürdüğümüzde bizim hikayemizin de hiçbir önemi kalmaz, bunun izahı olmaz! 

Olaylar bununla kalmadı tabi ki. Taraftarların Boca Juniors otobüsünü taşlaması, biber gazı atması, bazı oyuncuların yaralanması, maça çıkamaması, Arjantin'in polisinin yeterli güvenliğin sağlayamayacağı anlaşılınca başka bir kıtaya alınması.

Real Madrid'in stadı Santiago Bernabeu'ya alınmak zorunda kalındı. 

ÜÇYÜZ YİRMİ

Bir Boca taraftarının "öldüğümde beni River Plate bayrağına sarılı bir tabuta koyun, en azından bizim çocuklar bir pislik öldü diye sevinir." demesi ve daha bir çoğu... 

Eski komşuları ayıran bu nefret duvarına bir taş daha koymaktan başka hiçbir işe yaramadı, kimse çözüm istemedi. 

1922 yılından bu yana iki takım taraftarları arasında çıkan olaylarda toplam 320 insan hayatını kaybetti. Çıkan her kavgada şiddetin dozu daha da yükseldi.

BORDERLİN

Borderline yani sınırda yaşayan insanların psikolojik olarak yaşadığı sorunlar üzerinde okuduğum makaledeki şu satırlar aklıma geldi: "sınırda yaşayan insanların kolay nefret etmelerinin ana nedeni iyi ve kötüyü bir arada algılayamamasıdır. 

Yani insanları iyi ve kötü yanları ile bir arada bütün olarak değerlendiremezler, iyi olarak algıladıklarının kötü yanlarını; kötü olarak algıladıklarının iyi yanlarını görmezler. 

Onlara göre insanlar mutlak iyi yada kötüdür. 

Bu yüzden kötü olarak algıladıklarına karşı olumsuz duyguları şiddetli ve hızlı bir biçimde nefrete dönüşür, duyduğu nefret sayesinde kötü olanın karşıdaki kendisinin ise iyi olduğunu düşünür. 

Belki de kendilerinin iyi olduklarına inanmak için bu iki komşunun birbirinden nefret etmeye ihtiyaçları vardır." 

Sanki Dostoyevski'nin Kumarbaz’ına geri döndük. 

Okuduğum başka bir makalenin başlığı ile bitireyim o zaman: 

"Senden Nefret Ediyorum Ne Olur Beni Terk Etme!"