Siz de haddinizi bileceksiniz!

Karadeniz’i bir NATO gölüne çevirecek ve Türkiye’yi ABD hesabına Rusya ile karşı karşıya getirecek bir tasarrufta bulunamazsınız. Haysiyet sahibi her diplomat ve subay, ülkeyi bir kıyamet eşiğine götüren kararlara elbette itiraz edecektir. Bu itirazları dinleyeceksiniz. Çünkü sizin bu konularda eğitimli olmadığınız bellidir.

Daha önce bir televizyon programında Fethullah Gülen’in kasetlerini dinleyerek büyüdüğünü söyleyen günümüzün Meclis Başkanı Mustafa Şentop, çıkıp öylesine söyler gibi Montrö’nün feshedilebileceğini söyleyecek. Görevi insanlara namaz kıldırmak olan Ayasofya imamı, gündemdeki her konu ile ilgili görüş bildirecek. Nihayetinde uzmanlığı sosyoloji olan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, bütün memleketin hangi konuda nasıl ifadeler kullanmasının uygun olduğuna karar verecek.

Ancak emekli diplomatlar dış politika ile ilgili görüş bildiremeyecek.

Tabib örgütleri sağlık sorunları ile ilgili demeç veremeyecek.

Baroların yargı ile ilgili söz hakkı olmayacak.

İşçi sendikalarının ekonominin durumunu ve halkın sorunlarını dile getirmesi hadsiz bulunacak.

Emekli subaylar ulusal güvenlik ile ilgili bir açıklama yapamayacak.

Eğer ulusal güvenlik ile ilgili kaygılarını belirtmeyecek iseler siz bu kadar subayı niye yetiştirdiniz?

Bu diplomatlar dış politika konuşmayacaksa ne konuşacak? Sağlık çalışanları korona salgınının durumu ve idaresi ile ilgili konuşmayacak da bu topluma ne söyleyecek? Yargının düzenlenmesi ile ilgili barolar konuşmayacak da İlahiyatçılar mı konuşacak?

Bu toplumun Fahrettin Altun tarafından ilan edilmiş ve Mehmet Boynukalın tarafından caiz bulunmuş açıklamalardan başka bir şeyi akla ya da dile getirmesi yasak mıdır?

Bir de had bildiriyorlar. Siz haddinizi bileceksiniz. Bilmediklerinizi öğreneceksiniz.

Ülke yönetmek, Fetö’den yargılanan damadının arsasını 10 katı bedelle kendi yönettiğin belediyeye satmaya benzemez. Bu durumda en fazla bir belediyeyi zarara uğratmış, kamunun kaynaklarını ‘özelleştirmiş’ olursunuz.

Ancak Karadeniz’i bir NATO gölüne çevirecek ve Türkiye’yi ABD hesabına Rusya ile karşı karşıya getirecek bir tasarrufta bulunamazsınız. Haysiyet sahibi her diplomat ve subay, ülkeyi bir kıyamet eşiğine götüren kararlara elbette itiraz edecektir. Bu itirazları dinleyeceksiniz. Çünkü sizin bu konularda eğitimli olmadığınız bellidir.

Haddinizi bileceksiniz ve her önünüze gelene Fetöcü suçlaması yapmadan önce onlara vaktinde ne istemiş iseler verdiğinizi hatırda tutacaksınız.

Dış politikanın ve ulusal güvenliğin bir uzmanlık konusu olduğunu, parmak sallayarak ülke yönetilmeyeceğini öğreneceksiniz. İlahiyat eğitiminin dini konulara ve yalnızca o alana ilişkin olduğunu hatırda tutacaksınız.

“McLuhan ve Baudrillard’ın Medya Kuramlarının Karşılaştırmalı Çözümlemesi” başlıklı doktora tezinizin, sizi en iyi ihtimalle medya ile ilgili konularda görüşlerine başvurulabilecek biri haline getirdiğini unutmayacaksınız.

Haddinizi bileceksiniz ve bilmediğiniz konularda bilenlerin sözlerini sakince dinleyeceksiniz.