Sözleşmeli tarım çözüm mü?

Sözleşmeli tarım yıllardır uygulanıyordu.

Tarımı çökertmenin dışında bir işlevi olmadı.

Son günlerde Tarım ve Orman Bakanlığı, iflâs eden bu modeli çok daha sık gündeme getirmeye başladı.

Yeni uygulamada AB kriterleri göz önünde tutulacakmış.

SÖZLEŞMEYE İLAVE MADDELER ÖNGÖRÜLÜYOR

Mevcut sözleşmeli tarıma ilâve maddeler öngörülüyor.

Yeni önerilere göre sözleşmeler üç nüsha olacak.

Bir nüshası bakanlıkta bulundurulacak.

Birer nüsha da üretici ve işletmelerde olacak.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın denetim yetkisi olacak.

Çiftçi ile şirketler arasında yaşanacak anlaşmazlıkları Tarım, Adalet ve Ticaret Bakanlıkları ile Ziraat Odaları’nın temsilcilerinden oluşan 7 üyeli hakem heyeti çözecek.

Tarımsal hizmetlerde devlet  üretim, işleme ve pazarlama gibi faaliyetlerden elini tmüyle çekecek.

Özel sektörün rolü daha da arttırılacak.

Üretici, sözleşme yaptığı özel işletmelere daha da bağımlı hale getirilecek.

ÜRETİCİ İŞLETMELERİN İŞÇİSİ OLUR

Sözleşmeye istediğiniz kadar yeni maddeler ekleyin.

İşletmeler daha güçlü olduğu için anlaşmazlıklarda ezilen taraf çiftçi olacaktır.

Görüştüğümüz çiftçiler sözleşmeli tarıma oldukça tepkililer. İzmir Kınık’tan Sefa Köken şunları söyledi:” Sözleşmeli tarımda sözleşmenin hiçbir hükmü yok. Çünkü; çiftçi sahipsiz. Üstelik örgütsüz. Gelen çarpıyor giden çarpıyor. Bu yüksek maliyetlerle ürettiğimizi geçen yılın üç misline satsak yine kazanamayız. Hedefleri küçük çiftçiyi tümden bitirmek. Her yıl binlerce ton domates üretip satıyoruz. Gene de borç içinde yüzüyoruz. Alıcı şirket ise sürekli toprak satın alıyor. İşletmesini daha da büyütüyor. Ne kadar üretirsek üretelim kaybeden biz, kazanansa firmalar oluyor. Plan yok ki. Geçen sene pamuk 5 liraydı. Eken olmayınca bu sene 15 lira oldu. Ürün fiyatları düştüğünde şirketler kurallara uymuyor. Piyasadan ucuz mal toplama peşine düşüyorlar. Çözüm; kooperatifleşmek ve örgütlü güç haline gelmek.”

Üretici; neyin, nerede, nasıl ve ne zaman üretileceğine dair kararları alıcı firmaya devredecek.

Sömürü sistemli hale getirilecek.

Çiftçiyi toprağına ve ürettiği ürüne yabancılaştıracak.

Küçük üreticinin tasfiyesi hızlandırılacak.

Bu önlemler üreticiyi ileriye değil, daha da geriye götürür.

Üretici, işletmelerin işçisi konumuna gelir.

ÜRETİCİ SÖZLEŞME YAPTIĞI ŞİRKETLERE MAHKUM EDİLDİ

Örneğin; sözleşmeli tarımın etkin olduğu tütünü ele alalım.

Tekel özelleştirildi. Meydan yerli yabancı şirketlere kaldı.

Çiftçinin tütün üretimi üzerindeki kontrolü tamamen bitirildi.

Üretim araçları kendisinin olsa da pazarlık gücünü yitirdi.

 Tütün üretimi, fabrika ve kuruluşlar ile yabancı sermayenin egemenliğine geçti.

ÇÖZÜM

Sözleşmeli tarım 40 yıldır uygulanan neoliberal sistemin bir üretim modeliydi.

2002 Yılından bu yana yoğun olarak uygulanan bu model iflâs etti.

Tarım ve Orman Bakanlığı çiftçiye iflâs eden bu sistemin yeniden canlandırılmasını dayatıyor.

Üreticinin hangi ürünü ne kadar üreteceğine, ürettiğini kaç paraya ve kime satacağına, hangi gübreyi, tohumu ve ilacı kullanacağına şirketler karar veriyor. Toprağa ve üretim araçlarına sahip olmasının hiç bir hükmü yok. 

Tarım üretimi ve gıda güvenliği yabancı tekellerin ve yerli işbirlikçilerinin tekeline bırakılamaz.

Batının neoliberal politikalarının bir uygulaması olan sözleşmeli tarım iflâs etmiştir.

Türkiye şartlarına yabancı olan bu üretim modeli terkedilmelidir.

Bunun yerine TEKEL gibi tarımsal KİT’lere yeniden işlerlik kazandırılmalıdır.

Cumhuriyetin denenmiş ve başarılı olmuş modeline dönülmelidir.

Çiftçi ve köylülerimiz kooperatiflerde örgütlenmeli, kendi toprağında kendi tohumuyla üretim yapmalı, üretimde ve gıda güvenliğinde söz sahibi olmalıdır.