Tarihin öğretmenlere yüklediği sorumluluk

Tarihin öğretmenlere yüklediği sorumluluk

Ülkemiz sıkıntılı ve tarihi günlerden geçmektedir. Her gün güne yeni bir sorunla başlıyoruz. Ekonomik sıkıntılar, yoksullaşma, düzensizlik, hukuksuzluk bunlar yetmiyormuş gibi her gün olmasa da bir şehit haberi, ateşin düştüğü ocakları söndürüp kavuruyor. Bu sıkıntılı günler sanki yaşamın bir parçasıymış gibi hayatın içine zorla dayatılıyor. Anlayacağımız zor ve sıkıntılı günler yaşıyoruz. Yaşanılan bu olayların tümü bugünün ürünü değil, birçoğunun geçmişten gelen bir sürecin devamı. Bu süreç yaşadığımız coğrafyanın tarihsel mirasından başka bir şey değildir. Arnold TOYNBEE 10 ciltlik tarih araştırmaları eserinden bu konuyu insanlığa miras olarak UYGARLIKLAR ÇATIŞMASI OLARAK ifade eder.   

Bu tarihsel süreç yüz yıl önce doğu sorunuydu, yüz yıl sonra BOP süreci olarak görülüyor. Yüz yıl önce birinci birinci paylaşım olarak egemenlerin, çıkarlarına göre zenginliklere el koyarak şekillendirmesi, yüz yıl sonra üçüncü paylaşım olarak şekillendirmesi, değişen hiç bir şey yok. Mazlumlar aynı mazlumlar, katiller aynı katiller. Aktörlerin hepsi önceden olduğu gibi ellerinde cetveller yeraltı ve yerüstü zenginliklerine göre paftalara ayırıyorlar. Bugün bize dayatılan güneyimizdeki terör ve Ak Deniz havzasındaki tehditlerin, vekalet savaşlarının temelinde dünden bugüne ve yarına miras kalacak olayların perde arkası bu. Bu perde arkasındaki ağızlarını açan ahtapotların, emperyalistlerin en sinsi özelliği "derenin çakılı ile derenin kuşunu vurmalarıdır" yani bizi bizle vurup ağlatmalarıdır. Dünden bugüne kadar çekilen resim budur.

Değerli meslektaşlarım, insanlık tarihi zalimin mazlumu ezmesinin kanı ve gözyaşı ile doludur. Peki başka uluslar başlarına gelen bu sıkıntılardan nasıl ve ne ile kurtuldular? 1920'den sonra bizim milli mücadelemize öğretmenler nasıl katkıda bulundu ve omuz verdiler? Ör: Napolyon orduları Almanya'yı işgal ettiği zaman Kayzer'in edebi söylevi Almanya'da geniş bir fikir ve düşünce hareketleri yarattı. Yani Alman milletini uluslaştırdı. Uluslaşan Alman milleti Napolyon'nun ordularını kısa sürede kovdu. Alman toplumu artık yaşamın her alanında söz ve fikir toplumu, bilgi toplumu olmuştur. Bu toplumun karşısında Napolyon ordularının kılıçları kırılmış, silahları teslim olmuş, yenilmiş gitmişlerdir. Geriye acı,  gözyaşı, hüzün kalsa da en önemlisi Alman bayrağının bağımsızlığının güçlü şekilde tarihte yerini alması olmuştur. Rusya'daki 150 yıllık gelişmeler, uzun ve aralıksız devrimler, bilgi ve fikir gücünü bunları geliştirme görev aydınlarla birlikte öğretmenlerin tarihi başarılarıdır. Şu bir gerçektir ki, bütün zalimlere karşı en iyi güç bilgidir, bilimdir. Almanlar Gotelerin, Şillerin, Babellerin.... kafile kafile yazarların, filozofların bilginlerin yarattıkları özgürlük ve bağımsızlık düşüncesi olan bu bilim hareketinin en ön saflarında Alman öğretmenleri görev almıştır. Bugünkü Almanya bu zorlu emeğin ürünüdür.

Kendi milletine zalimlikte tarihte örneği az bulunan Çarların saltanatlarının tarumar olduğu Rus devriminin yine arkasındaki asıl aydınlanma gücü Rus öğretmenleridir. Tolstoy, Puşkin, Gorki  gibi insanlığa mal olmuş insanların kendi rahatlarını göz ardı ederek, batı aydınlanmasını Rusya'ya taşıyarak bugünkü ülkelerini inşa etmişlerdir.

Peki dünya uluslarında bu gelişmeler olurken, bizim en sıkıntılı günlerimizde neler vardı? Şöyle bir göz atalım: Mayıs 1921'de muallimler ve muallimeler birliği kurulmuştur. Kurucuları arasında, Mahsar Müfit, Necati, Muhittin Baha ve başkanda Nafi Atıf Kansu. Bir yıl sonraki kongrede Temmuz 1922 ayındaki kongre Ankara Kız Öğretmenlerinden Leman Hanım başkan olur. Bu kongreye Mahmut Esat Bozkurt'ta katılır. Bu kongre sonucunda yayınlanan bildiriye göz atalım: "Yüce Türk milleti, herkesin teslim olduğu bir günde insanlık gücünün üstünde bir beceriklilik ve özveri ile bütün bizi işgal eden zalim dünyaya karşı yaşam hakkını savunmak için baştanbaşa ayaklandılar. Tarihi tanık tutarak, özgürlük ve bağımsızlıkları yolunda can veriyorlar. Kadın, erkek biz öğretmenlerinde Türk tarihi harekete geçmelerini bekliyor. Öğretmenler harekete geçtiği gündür ki Türkiye yirminci yüz yıla yaraşır geçmişini tamamlayacak,  milli devrim ve Kurtuluş savaşı bir kez daha kuvvet bulacaktır. "Bu bildirinin sonunda Tıbbiye ve Harbiye gibi okulların öğrenci ve öğretmenlerine ayrıca teşekkür ifade edilmiş.

Öğretmenler yüklenmiş oldukları tarihin anlamlı görevlerinde kendi milletimizin kurtuluşunda fikir ve bilgi gücüyle bağımsızlığın kapısını açarken,  bütün mazlum milletlerin öğretmenlerine de ilham kaynağı olmuşlardır. Bütün öğretmenlerin tarihi gerçekliği budur.

Değerli meslektaşları, bugün geldiğimiz nokta ikinci kurtuluş savaşını zorunlu kılmaktadır. Tarihsel mücadelemizin adı aydınlanmadır. Akıl ve bilgiye dayalı LAİK eğitim vazgeçilmez ana hedefimizdir.  Bu anlayış ülkemize karşı var olma anlayışıdır. Bu anlayışların dışında programlar yazmak, tüzükler hazırlamak, gizli kapaklı öneriler yapmak, her gün bombalar patlatan, çocuklarımızın kanlarını akıtan, canlarımızı yakan, yurdumuzu bölüp parçalamak isteyen emperyalistlere uşak ve aptallar yetiştirmekten başka bir hizmeti olamaz. Kemalist devrimin, laik eğitiminin olmadığı bir programın yetiştireceği bir nesil emperyalizmin maşası olan bir nesildir.

Kemalist devrimin manevi mirasına sadık tüm meslektaşlarımın öğretmenler gününü kutlarım. Saygılarımla.

"Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır"

Mustafa Kemal Atatürk