TKH: Oluşturulacak güçbirliği önemli bir boşluğu dolduracaktır

TKH: Oluşturulacak güçbirliği önemli bir boşluğu dolduracaktır
Türkiye İttifakı tartışmaları ile ilgili Haber2021’in sorularını yanıtlayan Türkiye Komünist Hareketi MK Üyesi Kurtuluş Kılçer, oluşturulacak güç birliğinin Türkiye siyasetinde önemli bir boşluğu dolduracağını söyleyerek “Türkiye Komünist Hareketi olarak üzerimize düşen görev ve sorumluluğu yerine getirmeye hazırız” dedi.

Türkiye’de muhalefet erken seçim çağrıları yaparken, iktidar ise seçimlerin zamanında yapılacağını dile getiriyor. Erken ya da zamanında yapılacak seçimlerde halkın önüne alternatif olarak ise AKP ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı ile karşısında CHP ve İyi Parti’nin başını çektiği fakat farklı partiler tarafından da desteklendiği bilinen Millet İttifakı seçenekleri sunuluyor. Buna karşılık her iki ittifakında içinde yer almayan siyasi partiler ile bazı önemli isimlerden yeni seçenek, 3. Yol, Ulusal blok gibi isimler altında yeni bir ittifakın kurulması yönünde çağrılar yapılıyor.

Haber2021 olarak adına ‘Türkiye İttifakı’da denilen çağrıları farklı siyasi partilere, aydınlara sorduk.

Türkiye Komünist Hareketi (TKH) MK Üyesi Kurtuluş Kılçer Haber2021’in Türkiye ittifakı ile ilgili sorularını yanıtladı.

Türkiye siyaseti, 16 Nisan referandumu ardından yapılan anayasa değişikliği ile fiili bir iki partili bir yapıya sıkışmış görünüyor. Bu durumu sosyalist siyasal hareketin olanakları bakımından nasıl değerlendiriyorsunuz?  

Başkanlık rejimiyle birlikte ittifaklar siyaseti bugün düzen siyasetinde ifade ettiğiniz bir durumu yaratıyor. Ancak bu ikilik, özünde düzen siyasetinde ortaya çıkan, düzen siyasetinin kanatları arasındaki bir bölünme. Öncelikle bunun altının çizilmesi gerek. İkinci olarak düzenin iktisadi, siyasi ve toplumsal dinamikleri, düzen siyasetinin kalıplarına sığmaz, sığdıramayacaktır. Örneğin bugün AKP-MHP eliyle kurulan rejimin kalıcılaştırılması sorunu gündemdeyken düzen muhalefeti ise 20 yıllık AKP iktidarının karşı-devrimci dönüşümünün yarattığı tahribatları düzeltmeye, deyim yerindeyse restorasyoncu bir kanadı temsil ediyor. Bu gerçekler, ülkenin yaşadığı toplumsal, ekonomik ve siyasi sorunlara kökten çözüm üretmeyecektir. İki partili gibi görünen ittifaklar sisteminin başka yapısal sorunları da bulunuyor. “Başkanlık rejimi- parlamenter rejim” üzerinden ittifakların ortaklık zemini kurulurken, yapısal bir dizi başlıkta kurulan ittifakların nasıl bir ortaklığı temsil ettiği çok tartışmalıdır. Ayrışma noktaları çok...

Bununla birlikte, sorunuzdaki tespit, sosyalist hareketin alanının daraltılmasının nedeni değil. Biz meseleyi biraz kendimizde arıyoruz, aramak gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye sosyalist hareketi, başka siyasi güçlerin gölgesi altından çıkmalıdır, kendi bağımsız siyasi odağını yaratmalıdır.

Sosyalist hareketin siyasal bağımsızlığını koruması ve ülkeye bir seçenek sunması bakımından acil görevler sizce nelerdir?

Öncelikle yan yana gelmek, güç birliğini oluşturmak, devrimci bir cephe ihtiyacının iradesini göstermek. İkinci olarak, doğrudan sosyalist ve devrimci bir siyasal çizgiyi temsil etmeyen, hatta ideolojik olarak bile değil doğrudan bir dizi siyasal başlıklar açısından bunu söylüyorum, en genel anlamda muhalefetin parçasından ibaret bir solun ayağa kalkma şansı olduğunu düşünmüyoruz. Sosyalist hareket, başka siyasi güçlerin gölgesi altında kaldıkça kendi kimliğini, hattını ve programına topluma anlatamıyor.

Bu yüzden, gölgelerden kurtulup güneşe çıkalım diyoruz, toplumun karşısına çıkalım diyoruz, toplumsal programımızı sunalım diyoruz. Sosyalistlerin bağımsız siyasal odak haline gelmesinin yolu buradan geçiyor. Sosyalist ve devrimci güçlerin oluşturacağı bir güçbirliğinin Türkiye siyasetinde önemli bir boşluğu dolduracaktır.

Siyasal konjonktürün sosyalist hareketin bağımsız bir çıkış için gerekli şartları sağladığını düşünüyor musunuz? Sizin açınızdan devrimci güç birliği çağrısı bir konjonktürel analizle mi bağlantılı yoksa genel bir ilkeden mi yola çıkıyorsunuz? Örneğin son yirmi yılda bu çağrının geçersiz olduğu bir seçim konjonktürü olmuş mudur?

Çok özgün bir kesitten geçiyoruz. Hem kapitalizmin krizi hem de bugün AKP eliyle kurulan rejimin tıkanması üst üste geliyor. AKP, başkanlık rejiminin kurucu partisi ama bugün nefesi tükenmiş durumdadır. Bugün toplumda değişim arayışı var, ancak bu değişimin düzen siyasetinin sınırlarında tatmin edici bir karşılığı olmayacak. Konjonktürel ya da nesnel nasıl dersek diyelim, biz Türkiye’de emekçi sınıfların, ilericilerin, yeni kuşakların başka arayışları olacağını düşünüyoruz.

Böylesi bir tabloda tekil tekil her devrimci gücün yapacağı çok şey var. Ancak toplumda umut, cesaret ve ihtiyaç duyulan enerji için sosyalistlerin daha büyük sorumluluğu bulunuyor. Sosyalist hareket, Haziran Direnişi’nden sonra gördüğümüz bu ülkenin ilerici birikimini biliyor. Yeni bir sinerji gerekiyor, bunun yolu da devrimci bir cephenin örülmesidir.

Olası bir sol/sosyalist ittifakın asgari ilkeleri neler olmalıdır, hangi toplumsal kesimlerle bir araya gelmek hedeflenmelidir? Aynı anlama gelmek üzere bu ittifakta birleşilmesi mümkün olmayan eğilimler / kuvvetler nelerdir?

Solun temsil ettiği görüşler belli. Aslında çok karmaşık da değil. Bugün ülkenin içinde bulunduğu sorunların çözümünü belki şu üç başlık altında toplayabiliriz. Anti-kapitalizm, anti-emperyalizm ve gericilik karşıtlığı. Bunu emek, bağımsızlık ve laiklik olarak da tarif edebiliriz. Bu ilkeler üzerinden sosyalistler yan yana gelebilir ve toplumda büyük bir umut yaratabilir.

Bugün düzen siyaseti sağa yaslanmış durumda. Bu eğik düzlemde bütün güçler sağa doğru kayıyor. Sol bu sağa kayıştan kendisini korumak için daha ideolojik bir duruş sergiledi. Ancak bugün gelinen noktada siyasal bir çıkışın tama zamanı.

İfade ettiğim temel ilkeler, olası güçbirliğinin eğilimlerini de ortaya koyuyor. Emperyalizmle, sermaye sınıfıyla ve gericilikle derdi olanlar yan yana gelecek. Emperyalizme arasına mesafeye koymayanlarla doğaldır ki bizim de mesafemiz olacak. Aynı şekilde gericilikle aramıza mesafe koymadan nasıl yan yana geleceğiz? Biz parti olarak, sosyalist solun kendi bağımsız yolunu döşemesi gerektiğini düşünüyoruz, sosyalist ve devrimcilerin güçbirliğinden yanayız.

Bir de işin başka bir boyutu var. Sosyalist ve devrimci bir odağın oluşması, toplumsal bir seçenek haline gelmesi, en fazla sol umudu başka yerde arayanların ihtiyacı var.

Cumhur ve Millet isimlerini taşıyan iki kampın dışında bir seçenek oluşturulması için yapılacak bir girişimi, parti olarak nasıl değerlendirirsiniz?

Zaten partimizin uzun süredir dillendirdiği bir politika bu. Devrimci bir güç birliğinin ya da cephenin oluşmasında biz Türkiye Komünist Hareketi olarak üzerimize düşen görev ve sorumluluğu yerine getirmeye hazırız.