Tüm Avrupa’yı doyuracak potansiyele sahibiz

ÇİFTÇİ VE KÖYLÜNÜN DURUMU

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerini inceliyoruz.

Kurum, problemin kaynağına ilişkin önemli bilgiler veriyor.

Araştırmaya göre karasal büyüklüğün yüzde 31'ini tarım alanları oluşturuyor.

Toplam tarım alanı 237 milyon 625 bin 724 dekar.

Buna karşın çiftçi ve köylü nüfusunda hızlı bir düşüş yaşanıyor.

Öte yandan; tarım alanları da azalmaya devam ediyor.

Hergün bir futbol sahası büyüklüğünde tarım alanı kaybediyoruz.

TÜİK verilerini değerli hocam Yıldırım Koç, 14 Ekim 2021 tarihli ve  “Türkiye’de ne kadar  köylülük kaldı?” başlıklı makalesinde  yeterince irdelemiş.

Makalede eksik bulduğum bazı konular var.

Kısaca değinmeye çalışacağım.

TÜRK KÖYLÜSÜ 40 YILDIR YOĞUN SALDIRI ALTINDA

Değerli hocam;

Türk çiftçi ve köylüsüne yönelik en büyük saldırı 12 Eylül faşist Amerikan darbesiyle desteklenen 24 Ocak kararlarıyla başlatıldı.

AB ile Gümrük Birliği Antlaşması imzalandı.

Gümrük duvarları kaldırıldı.

Başta tütün ve pancar olmak üzere tarım üretimi kısıtlandı.

Ülkemiz, kapitalist tekellerin pazarı haline getirildi.

40 Yıldır küçük çiftçi ve köylünün tasfiyesi  aralıksız sürdürülüyor.

Emperyalizmin saldırısını ve işbirlikçilerin bu ihanetini görmeden soruna doğru çözümler üretemeyiz.

KÖYLÜ EYLEMLERİ BÜYÜYEREK DEVAM EDİYOR

Değerli hocam; “Köylülük durağandır, şikâyet eder, rahatsızlıklarını küfür ve beddua ile ifade eder; o kadar.” diyorsunuz.

Oysa; tersi bir durum yaşanıyor.

Artık köylü ve çiftçi küfür ve beddua ile yetinmiyor.

İki yıldır eylem üstüne eylem yapıyor.

Kısaca göz atalım;

Tarih; 28 Kasım 2020

Traktörleri haczedilen Amasyalı çiftçilerin eylemi.

Tarih; 8 Aralık 2020.

Hacze karşı Düzceli çiftçilerin eylemi .

Tarih 31 Mayıs 2021.

Denizlili çiftçiler hükümet binasına yürüdü.

Tarih 31 Mayıs 2021.

Konyalı çiftçilerin yol kapatma eylemi.

Tarih 1 Haziran 2021

Beyşehirli çiftçilerin su eylemi.

Tarih 3 Temmuz 2021.

Adıyamanlı tütün üreticilerinin isyanı.

Tarih 10 Ağustos 2021.

Urfalı çiftçilerin DEDAŞ protestosu.

Bunlar sadece öne çıkan eylemler.

Hani isyan eden çiftçiye “Ananı da Al git” denilmişti ya!

Tepki bireysel olsa da işaret fişeği etkisi yaptı.

Tepkiler yavaş yavaş gelişti ve kitleselleşti.

Giderek  ‘Durağanlık’ yerini  daha etkili eylemlere bıraktı.

Emin olun, bu eylemler kitleselleşerek devam edecektir.

TARIM DESTEKLENMİYOR

Değerli hocam;

Tarım destekleme kapsamından çıkarıldı.

Aktarılan kaynaklar ise, son derece  yetersiz.

Girdiler ise, katlanarak devam ediyor.

Türk çiftçisi; Dünya’nın  en pahalı yemini, gübresini ve tohumunu kullanıyor.

En pahalı elektriğini ve mazotunu tüketiyor, yine de pes etmiyor.

Hayvanına yaşayacak kadar yem veriyor.

Tarlasının bir kısmını satarken kalan kısmını da işliyor.

 İnatla üretmeye devam ediyor.

KORONA SALGINI VE TARIMIN ÖNEMİ

Değerli hocam;

Korona salgını tarımın önemini yakıcı olarak ortaya koydu.

Alınması gereken birinci önlemin tarım üretimi ve gıda olduğu görüldü.

Açlıkla karşı karşıya gelmek istemiyorsak, üretmeme inadından vazgeçeceğiz.

Yerel üretime yöneleceğiz.

TARIM POTANSİYELİMİZ YÜKSEK

Değerli hocam;

Yeter ki; tarım desteklensin.

Yeter ki; bağımlılıktan kurtulalım.

Yeter ki; emperyalizmi kovalım.

Tüm Avrupa’yı doyuracak potansiyele sahibiz.

Bunun için işbirlikçi iktidarlardan kurtulmak şart.

Çünkü;  devrimden sonra da bu görevimiz devam edecek.

Belirttiğiniz gibi öncülüğü işçi sınıfı ve partisi yerine getirecek.

10 Milyon köylüyü ve çiftçiyi örgütleyip seferber edeceğiz.

Feodal kalıntıların kökünü kazıyacağız.

Mayınlı arazileri ve hazine topraklarını yoksul  köylülere dağıtacağız.

Tarım alanlarının ekilip biçilmedik yerini bırakmayacağız.

Yazarın Diğer Yazıları