Türkçenin gücü

7-9 Ekim 2021 tarihleri arasında Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi Rektörlüğü’nün öncülüğünde “Karaman Uluslararası Yunus Emre ve Türkçe Bilgi Şöleni” adlı önemli bir sempozyum düzenlendi. Etnik ve dinci ayrımlaşmaların körüklendiği bugünlerde sempozyum başlığında vurgulanan “Yunus Emre ve Türkçe Bilgi Şöleni” kavramları son derece eğitici, öğretici ve uyarıcı oldu. Sempozyum, başta Türk Dil Kurumu olmak üzere Karaman Valiliği ve Karaman Belediyesi tarafından da desteklendi.

Unseco 2021’i Yunus Emre Yılı olarak ilan ederek ülkemizin farklı illerinde Yunus Emre’yi çok farklı yönleriyle akademik, edebi ve kültürel boyutlarıyla inceleyen, araştıran çalışma gruplarının  ve sempozyumların düzenlendiği verimli, etkili hummalı bir faaliyet başladı. Çok sevindirici gelişmeler olduğunu belirtmeliyim.

Eskişehir’in şirin ilçesi Mihalıççık’ın bilge ve çalışkan belediye başkanı Haydar Çorum’un desteğiyle bir grup akademisyen ve sanatçı, 2022’nin ilk aylarına kadar taşacak aylık “Yunusca” dergisini çıkarmaya çoktan başladı. www.yunusca.com adresinden çıkan sayılara ulaşılabilmektedir. Ayrıca “Yunus’tan Seçme Şiirler” başlıklı derlememizi, 4-5 dile çevirerek basıma hazır hale getirdik. Çok yakında yurt içinde ve dışında okurlara sunulacaktır. Bunun dışında Yunus Emre şiirlerinde on iki tema belirledik ve bu temalar, musikişinaslarımızca bestelenecek ve büyük olasılıkla 2022 yılının Mayıs ayında Mihalıççık’ta düzenlenecek  Yunus Emre Şöleninde müziğe uyarlanarak dinleti şeklinde katılımcılara Yunusca bir musiki ziyafeti verilecektir.

Bu grubun üyesi olarak faaliyetlerimizi ayrıntılı olarak başka bir yazıya bırakıyorum.

Aynı şekilde Karaman halkı da Yunus’a olan sevgisini, onun Karamanlı olduğu inancıyla perçinlemiş gibidir. Karaman sempozyumu başlığının ilk bölümü Yunus Emre hakkındaki bildirilere, ikinci bölümü de, doğal olarak Yunus’un Türkçemize katkısından esinlenerek Türkçe Bilgi Şölenine ayrılmıştır.

Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli üniversitelerinden gelen akademisyen katılımcılar, her iki bölüm için birbirinden değerli bildirilerini paylaştılar. Burada, yeri gelmişken, Yunus sevgisine dayalı sevimli ve tatlı rekabette Karaman’daki çalışmaların Mihalıççık’takilere nazaran daha geride olduğunu sempozyuma Katılan Karamanlı meslektaşlarıma kulislerde söylemeyi de ihmal etmedim. Belki Yunus Emre konusundaki çalışmalarını daha çoğaltır ve hızlandırabilirler.

Gönlü, dili, din anlayışı ve hoşgörüsü ile dünden bugüne ve yarına Türkçenin gücünü temsil eden en önemli filozoflarımızdan biri olarak Yunus Emre, bu güzel ve imrenilesi rekabetin asıl kahramanıdır. Türkçenin gücü, onun şiirlerinde bütün heybeti, haşmeti ve ululuğu ile kendini göstermektedir. Karaman’da sunulan bildirilerde genellikle Yunus’un şiirlerindeki Türkçenin gücüne vurgu yapıldı. Doğudan Arap-Fars, Batı’dan İngilizce-Fransızca dilleri arasında sürekli  yıpranan/yıpratılan Türkçemizin gücünü bu yolla yeniden anımsamış olduk. Daha fazlasını yapmamız gerekir.

Kuşkusuz Yunus’un arı duru güçlü Türkçesinin bir geçmişi vardı. Bence Yunus Türkçesine en sağlam temeli sağlayan Kaşgarlı Mahmut’un Divanu Lugati’t-Turk adlı filolojik, antropolojik, siyasi ve kültürel yapıtıdır. DLT (Divan’ın kısaltılmış), “Türkçeyi Araplara öğretmeyi ve Türkçenin en az Arapça kadar güçlü bir dil olduğunu kanıtlamayı” amaçlayarak yazılmış bir dil ansiklopedisidir. Türk mitolojisinden Türk adlarına, dönemin Türkçeyle ilgili bütün konularına değinen DLT’de 8000 Türkçe sözcüğün Arapça karşılıkları verilmiş; Türkçe gramer bilgisini ve  11. Yüzyıldaki Türk boylarının ağızları hakkında bilgi veren etnolojik bir ansiklopedi olarak aynı yüzyılın Türk coğrafyasına ait birçok şehir, kasaba, köy, akarsu, göl, dağ adlarını içermekte; bunları da haritada göstermektedir. Yer adları yanında kişi adlarına da yer veren onomastik (kişilere özel adlarla ilgili) bir çalışmadır.

DLT, Türklere ait bazı efsaneleri, çeşitli adet ve inanışları içine alan; tarım, hayvancılık, avcılık, çeşitli zanaat ve mesleklerle; giyim-kuşam, süslenme, eşya ve aletler, silahlar ve at takımları, çeşitli yiyecek ve içecek ve yemeklerle ilgili bilgiler veren, oyun ve çalgı adetleri hakkında bilgilenmemizi sağlayan bir halk bilimi eseridir. 300’e  yakın atasözünün yer aldığı DLT,  764 dizelik bir şiir antolojisidir. Kaşgarlı bu ulu yapıtı 1071 yılında bitirmiştir.

Karaman’daki sempozyuma “Divanu Lugati’t-Turk’te Türk Kültürünün Referansları” başlıklı bildiri ile katıldım. DLT’yi sözcük sözcük taradım. Türkçemizin gücünü bir kez daha görme fırsatı buldum. Bildiriyi ayrıntıları ile burada ele almam yerimizi fazlasıyla kaplayacağından, Türkçemizin gücünü yansıtan DLT hakkındaki saptamalarımı aşağıda ana çizgileriyle şöyle sıralayabilirim:

DLT, bugün unuttuğumuz ama bazı kırsal yörelerimizde hala kullanımda olan öz Türkçe sözcükleri bize yeniden anımsatmaktadır. Örneğin, “hasta” kavramını, tıbbi hastalıklar başta olmak üzere hemen her olumsuz durum için kullanıyoruz ve bundan başka da anlam evrenini anlatan başka bir sözcük yok. Oysa DLT, Farsça “hasta”yı alıp tam 3 öz Türkçe sözcüğü nasıl unuttuğumuzu gösteriyor: 1. İg (hastalık), İğ’li (hastalıklı), iğlinmek (hastalanmak): Bu sözcük, gürbüz olmayan, ama acil tıbbi müdahaleye de gerek bulunmayan kişiler ya da durumlar için kullanılır. 2. Sayrı (hastalık): esenliği yerinde olmayan, sağlık durumu bozuk olan demektir. Tıbbi hasta budur. 3. Sökel( güçsüz, düşkün, sakat kimse): Sökellik, sayrılık ile iğlik arasındaki bir rahatsızlıktır. (Örneğin bu sözcüklerin her üçü de bizim Afyonkarahisar’ın birçok yöresinde bilinir.)

Türkçemizin şu zenginliğine ve inceliğine dikkat ediniz. Bir ” Hasta” kavramını Farsçadan alıp kullanmamız, üç Türkçe sözcüğü yele vermemiz anlamına gelmektedir. Türkçeyi güçsüzleştiren, sökelleştiren bizim seçimimizdir. Sorun, ırk olarak Farisileşmek ya da Araplaşmak değil, asıl sorun, dil ve dolayısıyla kültür olarak yabancılaşmak; Türkçeye kötülük etmektir.

Her sözcük kültürel, siyasal ve inançsal toprağıyla ait olduğu dilde kökleşmiştir. Aynıyla alıp kullanmak hem o yabancı kavrama hem de yeni eklemlendiği dile yarar getirmez. Bir bitkiyi söküp başka bir toprağa ekmek nasıl tarımsal sorunlar doğuruyorsa, aynı durum dilin yabancılaşmasına yol açar. Arapça, Farsça veya İngilizceden olduğu gibi Türkçeye aktarılan deyimler, ad ve fiil öbekleri ya da kavramlar, en iyimser deyimle, Türkçeyi Türkçe olmaktan çıkarır.

Bir başka saptamam şudur: DLT’de hemen her sözcük, ardında atasözü, Türk mitleri, inanç ve göreneklerinden oluşan bir orduyu barındırıyor. Başka bir deyişle bütün sözcükler köklü, arkalı ve belli bir anlam evrenine ait olarak doğmuştur.

Son olarak şu noktaya değineyim: DLT’deki sözcükler, atasözleri ve deyimler, 11. Yüzyılda Abbasi halifesi Kaim biemrillah’ın ve ardından Muktedi billah’ın devlet işlerini tümüyle Tuğrul Bey’in inisiyatifine bıraktığı, dini işleri de uhdesinde tuttuğu bir dönemde yazılmıştır. Açık söylemek gerekirse, Türkler bu çağda dini, siyasi, idari ve kültürel açılardan etkin bir durumdadır ve bu etkinlikleri, DLT’de Türkçenin gücü olarak yansımıştır.  Türkler etkin ve belirleyici oldukça, yalnız siyasette değil, kültürde, sanatta, bilimde ve bilumum tüm eylem ve işte etkinleşmekte; bu etkinlik doğrudan Türk dilini güçlendirmektedir.

Türkçemiz 21. Yüzyılda Türk milletinden her alanda etkinlik beklemektedir. Edilgin bir toplumun dili kendiliğinden etkinleşmez; etkinliğini koruyamaz. Siyasette, bilimde, sanatta ve kültürde; dijital evrende, yapay zeka ve tıp araştırmalarında Türk milleti, bugün,  11. Yüzyıldaki ataları gibi etkin olmak zorundadır.

Merhum milli şairimiz  kötü günlere gönderme yapıp haklı olarak “Allah bu millete bir daha İstiklal marşı yazdırmasın” demiştir.

Şimdi 11. Yüzyıla bakarak şöyle diyebiliriz: Tanrı bu ulusa bir daha “Divanu Lugati’t-Turk” yazdıracak kadar etkinlik ve güç versin. Versin ki Türkçenin uyuyan gücünü dost-düşman açıkça görsün.

Bu vesile ile Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesini ve  üniversitenin  değerli mensuplarını  Yunus Emre ve Türkçe Bilgi Şöleni gibi çok önemli bir sempozyumu düzenlemiş olmasından dolayı  bir kez kutluyorum.

 

Kaşgarlı Mahmud, Divanu Lugati’t-Turk, Ahmet B. Ercilasun-Ziyat Akkoyunlu, TDKY., Ank. 2014, Giriş’ten: ss. XVII-XVIII.

Kaşgarlı Mahmud, Divanu Lugati’t-Turk, Ahmet B. Ercilasun-Ziyat Akkoyunlu, TDKY., Ank. 2014, Giriş’ten: ss. XVII-XVIII