Zamane Dervişleri

Evvel zamanlarda Anadolu’nun kadim topraklarında dervişler dolaşırmış. Yalın ayak başı kabak. Dünya malına tamah etmeden, bir lokma bir hırka ile… Sadelikleri, dirayetleri ile saygı görürlerdi.

Günümüzde aynı yollarda, adım adım Anadolu topraklarında gezen serdengeçtiler adeta derviş edasıyla dolaşıyorlar. İlmek ilmek dokumak için yarının dünyasını. Tek kelime sızlanmadan, hiçbir karşılık beklemeden. Umudu yeşertmek, dünyayı güzelleştirmek için. Her şeye ve her koşula rağmen milim sapmadan menzilden, gül yüzlü çocukların yüzü suyu hürmetine. Daha yaşanır bir ülke, bir dünya bırakmak için geleceğe. Yeşersin tekrar, kökü Anadolu’nun kadim, vefakar topraklarında gömülü umut, güzellikler kalsın yarına diye!

Umarsız, pervasız, bahar seli bir sevda bu, ne engel tanır ne dağ durur karşısında. Anadolu’nun yalçın kayalıklarının, aşılmaz dağlarının en umulmaz yerlerine umut taşıyan adı gibi Yalçın’ların yolunda. Güller ekmek, umut yeşertmek için koyaklarında Anadolu’nun. Adım adım, karış karış; her taşına, her çakılına dokunarak. Böyle bir sevda, böyle bir umut, bu emek karşılıksız kalmaz, kalmıyor, kalmayacak… Gör bak nasıl yeşeriyor bozkır, nasıl selam duruyor dağlar bu yüreğe. Bağrında nice cevherlerle kıymet bilir, vefalı Anadolu toprağı. Her adımla daha bir yaklaşırken menzile, her dokunulan taştan ses geliyor. Anadolu, bağrına basmak için evlatlarını, yarınlarını; kollarını açmış ana şefkatiyle bekliyor.

Hep bir ağızdan türkü söyleyip

hep beraber sulardan çekmek ağı,

demiri oya gibi işleyip hep beraber,

hep beraber sürebilmek toprağı,

ballı incirleri hep beraber yiyebilmek,

yarin yanağından gayri her şeyde

her yerde

hep beraber!

diyebilmek için

Nazım Hikmet (Şeyh Bedreddin Destanı)

Dün buydu sevdamız, kavgamız; bugün de yarın da bu. Onurlu bir yaşam, onurlu yarınlar, başı dik çocuklarımız için. Yollar ki dolambaçlı, engebeli, tozlu ve o yollar ki umuda gider, güzellikler getirir. Çok uzatmaya gerek yok yol yürürsen senindir, yürürsen yol alırsın. Yalın kılıç, hesapsız, çıkarsız güzellikler uğruna dökülen her damla ter düştüğü yerde güzellikler yeşertiyor.

Ne alnımızda bir ayıp

Ne koltuk altında

Saklı haçımız

Biz bu halkı sevdik

Ve bu ülkeyi.

İşte bağışlanmaz

Korkunç suçumuz…

Ahmed Arif

Ve dervişler düştü Anadolu’nun yollarına, bozkırın susuzluğuna inat, kaşıkla su taşıyarak. Bilirler ki Anadoludur o, öyle yalnız koymaz, karşılıksız bırakmaz sevdayı. Yeşertir umudu, yeşertir yarınları, güzellikleri, gül yüzlü gülüşleri ile evlatları için bu toprakların.

Tatlıcı Ayhan Usta; Gaziantep’in sevilen simalarından. İşinin ehli, yaptığı işin hakkını veren, yaptığı tatlıya kattığı emeğiyle ayrı bir tat katan usta. Yüreğinden süzülüp gelen tek sözü ile tüm anlatmak istediğimizi özetledi. Ayhan Usta’nın deyimiyle Sosyalist Cumhuriyet Partisi Genel Başkanı Mehmet Bedri Gültekin “yaşayan son dervişlerden”

Modern zamanın dervişlerine selam olsun…

Yazarın Diğer Yazıları