Zeynep Gürcanlı: Afganistan havuç, Suriye sopa

Zeynep Gürcanlı: Afganistan havuç, Suriye sopa
ABD’nin Türkiye’de AKP iktidarına karşı “havuç/sopa” politikası yürüttüğünü söyleyen Zeynep Gürcanlı, Afganistan’da Türkiye’nin görev almasını havuç, Suriye’de Türkiye’nin çocuk asker finanse ettiği iddiasının ise sopa olarak ortaya sürüldüğünü belirtti. Türkiye’nin ABD ile Afganistan pazarlığına S-400 konusunu da dahil etmeye çalıştığını söyleyen Gürcanlı, ABD’nin buna yanaşmadığına dikkat çekti.

Dünya Gazetesi yazarı Zeynep Gürcanlı ‘Kara Şahin, S-400 ve ötesi’ başlıklı yazısında dikkat çeken tespitlerde bulundu. ABD’nin Türkiye ile ilişkilerinde “havuç/sopa” politikası işlettiğini söyleyen Gürcanlı, “Bir tarafta iki ülke arasındaki “stratejik ilişkilerin” yeniden kurulmasının önünü açabilecek “Afganistan havucu” diğer tarafta AK Parti hükümetinin sınırları dışında yeni maceralara girmesini önlemeyi amaçlayan “Suriye sopası.” NATO’nun ve ABD’nin çekilmesinin ardından Ankara’nın Afganistan’da üsteleneceği kritik rol için Washington’la “pazarlıklar” devam ediyor” diye yazdı.

Gürcanlı’nın yazısının dikkat çeken bölümlerinde şunlara yer verdi;

“AK Parti hükümetinin, “sadece Türk askeri olmaz, ABD’den de, başka ülkelerden de askeri güç olsun, lojistik ve mali destek verilsin” diyerek açtığı pazarlık -hiç şaşırtıcı olmayan şekildeS-400 füzelerine dayandı. Amerikan basınına yansıyan bilgilere göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan Brüksel’de baş başa görüştüğü Biden’a “Afganistan’da üstleneceğimiz kritik göreve karşı, siz de S-400 üzerinden koyduğunuz yaptırımları kaldırın” teklifini getirmiş. Biden bu teklife omuz silkmiş de olsa, Ankara ısrarını sürdürmüş.

Nitekim Ankara’da geçen hafta gerçekleşen görüşmelerde, Türkiye’nin Kabil Havaalanı’nın güvenliğini üstlenmesi karşılığında, Washington’dan “S-400 sessizliği” istenmiş. Belli ki Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi çerçevesinde TBMM’yi iyiden iyiye etkisizleştiren AK Parti yönetimi, ABD’de de işlerin benzer şekilde yürüdüğünü düşünüyor. ABD Kongresi’nin S-400’lere karşılık yaptırımlar konusunu özel bir yasa maddesi haline getirdiği gerçeği Ankara’da hala yok sayılıyor. Tıpkı Trump döneminde yapıldığı gibi, yine “Tüm yumurtaları bu kez Biden’ın sepetine koyma” çabası devam ediyor.

ABD, S-400’Ü PAZARLIĞA DAHİL ETMEDİ

Ancak görünen o ki, Ankara’nın tüm ısrarlarına rağmen Washington yönetimi S-400 konusunu Afganistan pazarlığına dahil etmekten yana değil. Bunun yerine, Ankara’ya Kabil Havaalanı’ndaki Türk güçlerinin yanına küçük bir grup Amerikan askeri verilmesi teklifi getirilmiş. ABD, birkaç “kara şahin” helikopteri ile bunun personeli ve bakım ekibini, havaalanı ile Kabil şehir merkezi arasında “kritik yolcuların taşınabilmesi için” Mehmetçiğin yanına konuşlandırma seçeneğini ortaya koymuş. ABD’nin pazarlıklarda bir başka açılımı ise istihbarat desteği güvencesi vermek; Mehmetçiğin yeni Kabil görevinin mali kısmı ise NATO bütçesine koyulan geçici kalemden sağlanacak. Hepsi bu kadar.

SURİYE “SOPASI” MASAYA ÇIKTI

Ak Parti hükümetinin bu pazarlıktan memnun olmayıp, işi uzatması üzerine ise hiç beklenmedik bir yerden, Suriye’den “sopa” çıkarıverdi Amerikalılar. Türkiye, tarihinde hiç olmayan bir konuyla itham edildi; çocuk askerleri finanse etmekle. ABD Dışişleri Bakanlığı tarihinde ilk kez bir NATO ülkesini, Türkiye’yi, “çocuk asker kullanımına bulaşmış devletler” listesine aldı.

Washington’un iddiası, Suriye’de Türkiye tarafından desteklenen “Sultan Murad Tugayı” adlı silahlı Esad muhalifi grubun çocukların eline silah verip, onları savaşa sürdüğü yolunda. Üstelik bu iddiayı ortaya atan ABD’nin bu konudaki sicili son derece kabarık; sadece PKK terör örgütünün Suriye uzantısı PYD-YPG’ye bakmak bile yeterli. ABD Dışişleri Bakanlığı, daha önce bizzat kendi raporları ile PYD-YPG’nin 12 yaşında çocukları bile “silah altına aldığını” kayıtlara geçirmişti.

Bu durumda, PYD-YPG’ye  lojistik, askeri eğitim, para ve istihbarat desteği veren ABD’nin de “çocuk asker işine bulaşmış devlet” listesine alınması gerekmez mi? AK Parti hükümetinin  Biden’ın “soykırım” ithamından sonra, şimdi de “çocuk asker” iddialarını ortaya atan Washington’a ne yanıt vereceği soru işareti. Hiçbir şey olmamış gibi “Afganistan pazarlığı” böylesine ağır ithamlardan sonra mümkün olmamalı. Ama Ankara’nın içinde bulunduğu ekonomik sıkışmışlık ve dış politikadaki yalnızlık “soykırım” ithamına karşı -hamdolsun- sessiz kalınmasına yol açmıştı. Bakalım “çocuk asker” konusu ne olacak?”